Ramazan ayının ardından ? 5

Abone Ol

TEZEKKİ DEN maksat: İnkâr ve isyandan arınmak, ALLAH

Teâlâ nın emrettiklerini tutup yasaklarından kaçınmaktır. Şirkten, kötü

ahlâktan temizlenmek, ALLAH Teâlâ nın Resûlü ne indirdiği hükümlere tabi

olmaktır. Salih amelleri yapmaktır. Zekâtı, fitreyi vermektir. Küfürden, batıl

inançlardan uzaklaşmaktır.

Şüphesiz ki, gerçek arınma, her türlü maddi ve manevi

kirlerden, lekelerden sıyrılıp kalbi ve vicdanı, duygu ve düşünceyi

berraklaştırıp tertemiz tutmaktır. Böylesine kapsamlı ve anlamlı bir arınmanın

mükâfatı ise, Cennette ebedî mutluluğa erişmektir.

Hakiki imân, kalbi her türlü şirkten, inkârdan, şüphe ve

nifaktan boşaltıp arındırır ve orayı ilahî tecellinin aynası haline getirip

feyiz ve rahmet kaynağı kılar. Hiç şüphe yok ki, insan aslında düzgün bir

tabiata sahiptir. Uluhiyet fikrini kavramıştır. Artık insana, bu düzgün

tabiatına aykırı bir harekette bulunması, kötü inanç ve ahlâkla kendini

kirletmesi hiç yakışır mı

İnsan, kendisini batıl inançlardan temizlemeye çalışmalı,

ahlâkını da düzeltmeye gayret göstermelidir. Kimi insanlar derler ki: Ahlâk

denilen ruhi melekeler, yaratılıştan gelmektedir; bunları değiştirmek mümkün

değildir. Fakat bu fikir doğru değildir. Ahlâk; ister yaratılıştan gelsin ve

ister kimilerin dediği gibi insandaki gelişimin neticesi veya kabiliyetinin bir

eseri olsun herhalde düzeltilmesi mümkündür.

Bilindiği üzere, bir meyve çekirdeğinin büyük bir

kabiliyeti vardır. Bu çekirdek, nice ağaç ve meyve verme gücüne sahiptir. Bu

çekirdek yetiştirildiği taktirde nice ağaçlar elde edilir, o ağaçlar yeşil

yapraklar, rengarenk çiçeklerle bezenir ve çeşit çeşit meyveler verir. İşte

insanda da tohum halinde ahlâk kabiliyeti vardır. İnsan çalışır, nefisle

mücadelede bulunursa kendisindeki bu kabiliyet açığa çıkar, güzel ahlaklar meydana

gelir ve kötü ahlaklar yok olup gider veya pasif halde kalıp aktif hale geçmez.

Düşünmelidir ki, bir takım vahşi hayvanlar bile

terbiyenin tesiriyle adeta tabiatlarını değiştiriyorlar ve evcil hayvanlar

arasına giriyorlar. Bir takım yabani bitkiler dahi terbiye sayesinde başka bir

renk ve canlılık ile bahçelerimizi süslüyorlar.

Yine bazı adi taş parçaları da kapkara bir halde iken

yapılan işlemler sayesinde parlıyor. Birer pırlanta ve elmas olarak gözlerimizi

kamaştırıyor. Öyleyse en seçkin varlık olan insanın ahlakı niçin düzelmeye

müsait olmasın

İnsanların ahlâkı değişebilir. Çirkin huyları güzel

huylara değiştirmeye tehzibi ahlâk denir. Bu değiştirme, mümkündür. Mümkün

olmasaydı, Nebiyyi Zişan Efendimiz: = Ahlâkınızı güzelleştiriniz. diye

emretmezdi.

Nefisleriyle mücadele eden bir nice zatların ne güzel

huylar kazandıkları daima görülmektedir. Riyazet, terbiye; hayvanlara, otlara,

çiçeklere, hatta taşlara tesir edip dururken insanlara tesir etmez mi . Huy

canın altındadır, can çıkmadıkça huy çıkmaz sözü her yönüyle doğru değildir.

Gerçi bazı huyları değiştirmek güçtür. Fakat imkansız değildir. Tedavi

sayesinde bazı hastalıklar, tesirsiz bir hale geldiği gibi, terbiye ve mücadele

sayesinde de bazı huylar, hiç olmazsa tesirini gösteremez bir hale gelir, güzel

huyların karşısında siner, kalır.

Güzel inanç ve güzel ahlaktan mahrum olmak ne büyük bir

felakettir! Beşeriyetin saadeti, güzel inanç ve güzel ahlakla ayakta durur.

Beşeriyetin felaketi de güzel inanç ve güzel ahlaktan mahrum olmanın kaçınılmaz

bir neticesidir.

ALLAH Teâlâ yı bilen ve O na inanan insanlar, kendilerini

bir takım dini hükümlerle sorumlu bilirler, bunlara uyar ve kötülük işlemeye o

kadar cesaret edemezler, bazen etseler de hemen tevbe ve istiğfar ederler.

Çiğnedikleri hakları yerine getirmeye çalışırlar.

Evet olgun bir Müslüman başkalarının mallarına, canlarına

ve namuslarına tecavüz edemez. Herkesin emniyet ve huzur içerisinde yaşamasını

ister. Halbuki ALLAH Teâlâ yı inkâr eden birisi, kendi nefsinin isteklerine

uyar, bu sebeple de her türlü kötülüğü mübah görür, insanların malına, canına

ve mukaddesatına el uzatmaktan geri kalmaz, kendi alçak duygularını tatmin

etmek için her türlü ahlaksızlığı meşrulaştırır. Çevrenin saadet ve selametini

düşünmez. Onun yegane gayesi kendisinin hayvanca yaşamıdır.

Böyle bir kimse, dinden ve ahlaktan mahrum olduğu için

bütün insanları da kendisi gibi bu mukaddesattan mahrum görmek ister. Bu alçak

hedefi uğrunda, insanlık aleminde bir arsızlık devri başlayana, namus ve

fazilet kalkana ve de mukaddesattan eser kalmayana dek didinip durur.