Ramazan ayının ardından ? 3

Abone Ol

Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin özlü sözlerinden biri

olan bu hadis-i şerifte üç önemli hususa tenbih ve ikaz buyrulmaktadır.

1- Her yerde ve her halde takva üzere olmak. ALLAH

Teâlâ nın azabından korkup, bütün emirlerini yapıp yasaklarından kaçınmak

suretiyle kişi, ancak muttaki olabilir. Dinin temeli takvadır. Takvaya riayet

etmeyen kimse dini; hayatında kamil olarak temsil edemez. Takva, ALLAH

Teâlâ nın emirlerini yerine getirmek, yasaklarından kaçınmakla gerçekleşen ve

dinin temeli olan bir ilkedir. Buna ALLAH Teâlâ saygısı, ALLAH Teâlâ korkusu da

denir.

Takva, yalnızlıkta, toplum içinde, belâ ve musibet

anında, bolluk ve refahta, yokluk ve darlıkta, sağlık ve hastalıkta, hasılı her

durumda ALLAH Teâlâ ya karşı saygılı olmak, sürekli uyanık, dikkatli ve şuurlu

bulunmaktır. Bütün hallerde takva esas alınmalıdır.

Böyle bir duygu ve halin sonuçları ise, yüce kitabımızda:

ALLAH Teâlâ nın dostluğu, ilahî övgü, ALLAH Teâlâ nın yardımına ulaşmak,

sıkıntılardan kurtulmak ve beklenmedik yerlerden rızka kavuşmak, amellerin

ıslahı ve günahların bağışlanması, ilahî muhabbet, ALLAH Teâlâ katında

makbuliyet, ölüm anında müjde, cehennemden kurtuluş ve nihayet cennette temelli

mutluluğu buluş olarak belirtilmektedir.

ALLAH Teâlâ nın, gazabından sakındırması ve Hz.Peygamber

(S.A.V.)efendimizin: Nerede ve nasıl olursan ol, ALLAH Teâlâ ya karşı saygılı

bulun tavsiyesi, Müslümanları bu güzel sonuçlara davet etmektir. Böylece Hz.Peygamber

(S.A.V.) efendimiz, Mü minleri:

...Gerçekten ALLAH Teâlâ, üzerinizde

gözetleyicidir.   Âyet-i kerimesinin

mânâsına uygun davranmaya çağırmış olmaktadır. Zaten takva, onun tabii sonucu

ilahi murakebe altında olduğu bilinci ile hareket etmekten ibaret değil miydi

2- İşlenen haramların ardından hemen tevbe-istiğfar

etmek, iyilik yapmak.

Takva, günah işlemeye, günah işlemek takva sahibi olmaya

engel olmadığı için, insanlık gereği işlenecek günahların peşinden iyilik

yapmak, o hata ve günahın sonuçlarını ve hatta bizzat günahın kendisini ortadan

kaldırmak gerekmektedir. Zira ALLAH Teâlâ, iyiliklerin kötülükleri

giderdiğini  ve hatta iyiliklere tebdil

ettiğini  haber vermiştir.

Bu da murakabe şuurunun olumlu bir başka neticesidir.

İyiliğin hatayı iyiliğe dönüştürmesi veya hiç değilse, kötülüğün sonuçlarının

ortadan kaldırılması, hiç hata işlememesinin mümkün olmadığı dünyamızda,

kötülüklere karşı müsamahasız olmayı öngörmek ve öğütlemek demektir. Günahların

ve kötülüklerin tortularını, işlenen iyiliklerle dezenfekte edebilmek gerçekten

çok büyük bir imkan ve şanstır.

Hayır vesilesiyle ALLAH Teâlâ nın günahı yok etmesi, hem

kişinin kalbinden günahın lekesini silmesi, hem de kişinin amel defterinin

günah sayfasından, günahı silmesi şeklinde gerçekleşir. Kişinin her ikisine de

ihtiyacı var. Çünkü günahlardan hasıl olan lekeler çoğalarak kalbi tamamen

kaplayıp karartabilir.

Mü min büyük-küçük bütün günahı ciddiye alıp, tevbe,

istiğfar, sadaka ve namaz gibi amellerle ondan kurtulma ve temizlenme

gayretinde olmalıdır. Unutulmamalı ki: Her bir günah içinde, küfre giden bir

yol vardır. Şu hadis-i şerif ile dikkatinizi çekmek istiyorum.

Ebu Hureyre (R.A.)den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.)

efendimiz şöyle buyurdu:

Mü min bir kul; bir hata yaptığı, bir günah işlediği

zaman kalbine siyah bir nokta, siyah bir iz vurulur, işlenir. Eğer kul, o

hatayı, o günahı işlemekten el çeker, kendini uzaklaştırır, istiğfar eder ve

tevbe ederse kalbi, o iz pasından cilâlanır, parlatılır, leke silinir. Eğer

bunu yapmayarak günahı işlemeye dönerse, hatalara devam ederse, o siyah nokta

arttırılır, büyütülür. Öyle ki bütün kalbini kaplar, istilâ eder. İşte ALLAH

Teâlâ nın:

Hayır! Gerçek öyle değil. Bilâkis, onların kazanmakta

oldukları, işleye geldikleri günahlar, haramlar kalplerini kirletmiş,

paslandırmıştır.   Ayet-i kerimesinde

zikrettiği Rân budur.

DİPNOTLAR:

Nisa Sûresi:1

Bak. Hûd Sûresi:114

Bak. Furkan sûresi: 70