Ramazan ayının ardından 1

Abone Ol

Orucun tutulup Mü’minlerin ibadet ve taatta yoğunlaştığı bir manevi iklim, kültür ve geleneğimizde onbir ayın sultanı olarak anılan rahmet, mağfiret-bereket mevsimi ve dini hayatımızda çok önemli bir yeri olan, orucuyla, namazıyla, zekat ve sadakasıyla ibadet ve rahmet ayı olan mübarek Ramazan-ı Şerif ayını geride bırakmış bulunuyoruz.

Maddi ve manevi sayısız güzelliklerin yaşandığı ve yapılan amellerin mükafatlarının sınırsız olarak verildiği Ramazan-ı şerif ayını dolu dolu geçirmenin sevincini yaşıyoruz.

Bu mübarek ayda, gücümüz yettiğince oruçlarımızı tutmaya, dini görevlerimizi yerine getirmeye, namazlarımızı kılmaya çalıştık. Fakirleri gözetmeye ve düşkünlere yardım elimizi uzatmaya gayret ettik. Bol bol Kur’an-ı Kerim okuduk, hatimler indirdik, mukabeleler okuduk-dinledik. Tevbe ettik, duâ ettik. Zekatımızı-fitremizi verdik. Olanca gücümüzle ibadet ve taatte bulunmaya çalıştık. Dinimizin güzelliklerini gönlümüze yerleştirmeye ve İslam’ın ruhuna uygun bir hayat yaşamaya çalıştık. Rabbim kabul eylesin ve bizleri daima muvaffak eylesin. Amin.

ALLAH Teâlâ’ya karşı kulluk görevlerimizi yerine getirmenin manevi huzuru ve mutluluğu içinde, nefsânî arzularımıza gem vurarak, manevî bir zafer kazanmanın sevinci içerisinde eriştiğimiz Ramazan Bayramı’nı da birlik ve beraberlik içerisinde yaşadık.

Fakat mübarek Ramazan-ı şerif ayı geldi ve işte maalesef gitti. İlahi rahmetin bol bol serpildiği, lütuf ve ihsanın esirgenmediği; saadet, rahmet ve gufran ayının günlerini geride bıraktık. ALLAH Teâlâ aşkıyla, Peygamber sevgisiyle çarpan yürekler; bu hayırlı, bu feyizli günlerin gitmesinden, gönlünde derin bir acı duyar. Evet biz hüzünlüyüz, kederliyiz, hakikaten içlerimizde bir boşluk hissediyoruz.

“Ey şanlı Ramazan doyamadık sana

Elveda diyerek gidiyor musun

Kadrini bilenler oldu ak ü pak

Sendeki o nurun yoktur bir eşi,

Müminin kalbinde yanar ateşi,

Hasretle kalbimiz bir yıl yanacak,

Neylesem bilmem ki, neler söylesem,

Unutma bizleri olmaz mı desem,

Ey şanlı Ramazan ardından, ancak.”

Evet, uzun zannettiğimiz ömrümüz içinde sayılı Ramazanlardan birisini daha geçirmiş bulunuyoruz. İnşaALLAH daha birçok Ramazanlara kavuşuruz ve ihya etmeye muvaffak oluruz. Ancak gelecek Ramazan-ı şerif ayına kimlerin kavuşacağını ve kimlerin de öleceğini biz bilemiyoruz. Meselâ geçen seneki Ramazan-ı şerif ayında bizlerle beraber oruç tutup, bizlerle beraber teravih namazı kılan kardeşlerimizden bazıları bu seneki Ramazan-ı şerif ayında ölümleri veya hastalıkları sebebiyle aramızda bulunamadılar. Biz, onların vefat edenlerine Cenâb-ı Hakk’tan afv ü mağfiret, hasta olanlarına da acil şifalar diliyoruz.

Elhamdülillah idrak edip ihya etmeye çalıştığımız mübarek Ramazan-ı şerif ayı, biz günahkar kullara yüce Rabbimizin lutfettiği bir rahmet denizi idi. Hepimiz tuttuğumuz oruçlarla, yaptığımız tevbe-istiğfar ve diğer ibadet-taatlerle bu rahmet denizinde yıkandık, tertemiz olduk. Çünkü Ebu Hureyre (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V) Efendimiz:

“Kim, faziletine iman ederek ve mükâfatını sadece ALLAH Teâlâ’dan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiş gü¬nahları mağfiret olunur.” 

Ebu Hureyre (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V) Efendimiz:

“Kim, faziletine iman ederek ve mükâfatını sadece ALLAH Teâlâ’dan bekleyerek Ramazan ayının gecelerini ihya ederse, onun geçmiş gü¬nahları mağfiret olunur.”