Cenab-ı Hakk a na-mütenahi şükürler olsun mübarek Ramazan ayını idrak ettik. İnşaallah ihya da etmişizdir.
Rabbımızın sayılı günler diye buyurduğu Ramazan ayı perşembe günü bizlere veda edecek.
Allah aşkıyla, Peygamber sevgisiyle çarpan yürekler; bu hayırlı ve feyizli günlerin gitmesinden nefsinde derin bir acı duyar, günahlarla kirlenmiş olanlar aksine sevinirler.
Ramazan ayının bu son günlerinde nefisimizi bir daha yoklayalım.
Tuttuğumuz oruçların, kıldığımız teravihlerin, verdiğimiz zekatların, fitrelerin ruhlarımız üzerindeki tesirini anlıyalım. Bunun şaşmaz ölçüsü gönlümüzdeki duygulardır.
Eğer bu mübarek günlerin ardından da Ramazan ayındaki gibi yaşarsak bu aydan faydalandık demektir.
Şayet "bayram olsa da hayatımızı yaşasak" diyorsak bu büyük felakettir. Böyle diyenlerin kalbine Ramazan ayı hiç iz bırakmamış demektir.
Ramazan da islah edilen ruhlarımızın hastalıksız devam etmesi, Ramazan ayından sonra da kulluk yolunda bulunmamıza bağlıdır.
Allah yolunda bulunursak ruhlarımız hastalanmaz. Bedenimizden kötülük zuhur etmez.
Allah ın dinini yaşıyan dünya ve ahiret mutluluğuna erer. Dünya fani, Allah bakidir. Fani olana yapışıp, baki olanı terkeden hep aldanır.
Belli bir zaman için itaat ve ibadet kafi değildir. Her zaman itaatkar bir kul olalım.
Ramazan da camilere koşar, bayramdan sonra ibadetleri terk edersek kendimize yazık etmiş oluruz.
Ramazan ayından sonra da ibadetlere muntazaman devam edelim. Yüreklerimizdeki parlaklığı muhafaza edelim.
Kur an ın bazı emirlerini yapar, bazılarını terk edersek Kur an a ihanet edenlerden oluruz.
Allah (cc) bir ayetinde mealen buyuruyor ki:
"Yoksa siz Kur an ın bir kısmına inanıyor, bir kısmına inkar mı ediyorsunuz."
Bayram dan sonra Ramazan ayında kazandığımız hasletleri kaybetmiyelim.
Gönüllerimizden Allah, Peygamber aşıkın çıkarıp kafesat yuvasına çevirmeyelim. Unutmayalım ki, Allah kalbimizden geçen her şeye vakıftır.