Ramazan Ayı Bitti, Ama Vazifelerimiz, İbadet ve Kulluk Bitmemiştir, Devam Etmektedir ? 2

Abone Ol

Şevval ayında tutulacak olan bu oruç, ara vermeden peş

peşe tutulabilir. Fakat haftada iki gün, meselâ pazartesi-perşembe olmak üzere

ayrı ayrı tutmak müstehabtır.

Mü min ibadetlerle, ALLAH a karşı tam bir teslimiyet

içinde, iyi bir kul, örnek bir insan olma imkanını elde eder. Ramazan ayı bu

ibadet yoğunluğuyla, Müslümanın tüm kötülüklerden ve hatalı davranışlardan

arınıp güzellikler ve iyiliklerle donatılmasına imkan tanıyan mübarek bir zaman

dilimidir. Ramazan ayında kazandığımız güzel hasletlerin ve yerine getirmeye

çalıştığımız ibadetlerin Ramazan ayından sonra da devam ettirilmesi gerekir.

Nafile de olsa ibadette esas olan devamlılıktır. Bu bakımdan bu ayda yerine

getirmeye özen gösterdiğimiz ibadetlerimizi ve kazandığımız güzellikleri

Ramazan ayından sonra da devam ettirmeye çalışmalıyız.

Ramazan ayında sabrı, paylaşmayı ve başkalarını da

düşünmeyi öğrendik. Eş dost ve akrabalarımızla iftar sofralarında buluşarak

birlik ve beraberlik tabloları oluşturduk. Kimsesizlere şefkat ve merhamet

kanatlarımızı gerdik. Fakir ve muhtaç insanların ihtiyaçlarını gücümüz

nispetinde karşılamaya çalıştık. Camilerimiz cemaatle kılınan namazlarla ayrı

bir canlılık kazandı. Kubbelerimizde, tekbirler, dualar ve Kur an-ı Kerim

tilavetleri yankılandı. Fert ve toplum olarak elde ettiğimiz bu güzellik ve

kazanımları, hayatımızın her anını kuşatacak şekilde devam ettirmeliyiz.

Böylece, toplumumuzda huzur ortamının oluşmasına katkı sağlayacağımızı da

unutmayalım.

Hayatımız boyunca sayısız nimetlerle bizlere ihsanda

bulunan Cenab-ı ALLAH a karşı kulluk görevlerimizi yerine getirelim. Yüce

Kitabımızı okuyarak ve dinleyerek elde ettiğimiz güzelliği, Ramazan ayından

sonra da devam ettirme gayretinde olalım. Edinmiş olduğumuz güzel ahlaki

değerlerden uzaklaşmayalım. İbadet, sadaka, güzel davranışlar ve tevbe ile

arındırdığımız gönüllerimizi tekrar günahlarla kirletmeyelim. Unutmayalım ki

Ramazan ayında yaptığımız ibadetleri ve edindiğimiz güzellikleri devam

ettirmemiz, onların makbul olduğunun bir göstergesi olacaktır.

Şimdiden Ramazan ayının sonrasını düşünüyorum. Çünkü

Ramazan ayından sonra, maalesef insanlar, yine eski hayatlarına dönecek, bu ayı

vesile kılarak başladıkları çoğu güzel huyları bırakacak, yine Ramazan ayı

öncesine dönecekler. Bu temenni edilen bir durum değil tabii. Ama önceki

yıllardan gördüğümüz fotoğraf hep bu oldu. Bir nevi Ramazan Müslümanlığı peydah

oldu. Ramazan ayında dine sıkı sıkı sarılan, ALLAH ı hatırlayan, kısacası

ibadetle yoğunlaştırılmış bir ay geçiren fakat bu ay bittikten sonra sanki

sorumlulukları bitmiş gibi yanlışlarına yeniden başlayan bir anlayıştan

beslenen bir Müslümanlık. Şunu tesbit edelim: Tabii ki bu ay, arındıran,

temizleyen, günahları affettiren bir ay; insanı anasından yeni doğmuş gibi

paklayan. Ve yine tabii ki teravih gibi, oruç gibi, mukabele gibi bu aya mahsus

ibadetler de var. Bu doğru. Fakat yanlış olan şu: Bu ay mübarektir diye bu aya

mahsus ibadet etmek, ibadetleri kulluğu bu aya hasretmek, hapsetmek. Onun

mübarek olması, diğer ayların mübarek olmadığı anlamına gelmez ve bu yanlış varsayımdan

yola çıkarak bu ayda ibadete yoğunlaşmamız diğer aylarda günaha girmemize cevaz

vermemeli, vermez. Dolayısıyla Ramazan ayı sonrası da aynı dikkat ve heyecanla,

aynı korku ve ürpertiyle ALLAH a ve İslam a sarılmalı ve bir dönemlik Müslüman

olmaktan kaçınmalıyız.

Şu noktayı da hiç hatırdan çıkarmayalım. Yaptığımız

ibadetler tamamen kendi yararımızadır. Cenâb-ı Hakk ın bizim ibadetlerimize hiç

bir ihtiyacı yoktur. Kulluğunu gösterenleri bağışlamak üzere onlara ibadeti

emretmiş, yapıp yapmamakta onları tamamen serbest bırakmıştır.

O halde ibadetlerimiz tamamen bizim menfaatimiz için

emredilmiştir. Binaenaleyh biz ibadet etmek ihtiyacındayız. Bu ihtiyacı Ramazan

ayında duyup da sonra duymamak uygun değildir. Ayrıca ibadetlerimiz ahlâkımızın

temiz kalmasına da büyük ölçüde yardımcı olmaktadır. Ramazan da adeta melek

gibi her türlü kötülükten uzak oluşumuz, ibadetlere devam edişimizle yakından

ilgilidir.

Bir önemli nokta da alışkanlıklarımız konusudur. İnsanlar

kötülüklere çabuk alışır, fakat zor bırakırlar. İyilikler ise aksinedir. Zor

alışır, fakat kolayca bırakılabilir. Bir sigara, bir içki tiryakisinin bunları

bırakmak istediği halde kolayca bırakamadığını hepimiz biliriz. O bakımdan

kötülükleri bırakmak, iyiliklere alışmak ve onları devam ettirmek için güçlü

bir iradeye sahip olmak gerekir. Bu iradeyi Ramazanda gösteren insanlar, sonra

da gösterebilirler. Bu, esasen aklı başında, kârını-zararını bilen her insanın

yapacağı en normal bir iştir. Öyle ise Ramazan ayında alıştığımız

ibadetlerimizi, güzel ahlâkımızı Ramazan sonrasında da sürdürmeliyiz. Zor

kazandığımız bu güzel alışkanlıklarımızı devam ettirmek suretiyle irademize

sahip olduğumuzu ispat etmeliyiz.