Ramazan Ayı Bitti, Ama Vazifelerimiz, İbadet ve Kulluk Bitmemiştir, Devam Etmektedir 1

Abone Ol

Bu hususta Cenâb-ı Hakk: “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et”  buyurmaktadır.

Evet, Ramazan ayı bitti, ama vazifelerimiz, ibadet ve kulluk bitmemiştir, devam etmektedir. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz de birçok hadis-i şeriflerinde ibadete devamı teşvik etmiştir. Hz. Aişe (R.Anha) validemizden rivayete göre, Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimize: Amellerin hangisi ALLAH Teâlâ’ya daha sevimlidir diye sorulunca, (S.A.V.) Efendimiz:

“Az da olsa, en devamlı yapılandır.” buyurmuştur. 

Anlaşılıyor ki, daimi surette yapılan az ibadet, bir müddet sonra kesilen çok ibadetten daha hayırlıdır. Çünkü daimi surette yapılan ibadet, az bile olsa ALLAH Teâlâ’ya itaat zikir, murakabe, niyet ve ihlası devam ettiriyor demektir. Bu devam sayesinde az amel devam etmeyen çok ameli kat kat geçer ve daha etkili, daha tesirli olur. Bir varil suyu, bir beton üzerine birden boşaltsanız, o beton üzerinde kalıcı bir etkisi, tesiri olmaz. En fazla tozunu-toprağını giderebilir. Fakat o varil suyu iki metre yukarıya asıp, altından bir delik delseniz, o delikten beton üzerine düşen damlalar, düştüğü yerde mutlaka kalıcı bir etki, kalıcı bir tesir yapar. İşte ibadetler de aynen böyledir. Az da olsa devamlı yapılan ibadetler maneviyatımız, ruhumuz üzerinde daha etkili, daha tesirli olurlar.

Binaenaleyh, yalnız Ramazan ayı gelince camilere koşmakla iş bitmez. Buna bayramdan sonra da devam etmeli ki, yüreklerimiz parlaklığını, ruhumuz yüksekliğini muhafaza etsin. Sadece Ramazan Müslümanlığı yapan, kulluğunu Ramazan ayına tahsis eden, Ramazan ayı çıktıktan sonra: “ALLAH’a ısmarladık namaz, Kur’an-ı Kerim, cami. Ben tam on bir ay istirahatliyim. Arada sırada Cuma ve bayramlarda seni ziyarete gelirim!” kabilinden Müslüman olanlara derim ki: ALLAH’a karşı vazifelerimizi yapmak sadece Ramazan ayına mahsus değildir. ALLAH ve Resûlü’nün emirleri sadece Ramazan ayına tahsis edilemez. Onlar hayatımız boyunca tatbik edeceğimiz ilahi düsturlardır.

O halde ibadetlerimizi Ramazan ayı çıktı diye kesivermeyelim. ALLAH’ın verdiği sağlık ve rızık gibi sayısız nimetlerinden her an ve her zaman yararlandığımıza göre O’na olan şükür ve kulluk borcumuzu da her zaman yerine getirmek zorundayız. Esasen kul olduğumuza göre ve ölünce O’nun huzuruna varıp rahmetini ve cennetini isteyeceğimize göre ibadetlerimize devam etmekten daha normal bir şey olamaz.

Şevval ayındaki altı gün orucu sakın ihmal etmeyelim. Ramazan-ı şerif ayından sonraki Şevval ayında altı gün oruç tutmak müstehabtır.  Çünkü Ebû Eyyüb el-Ensarî (R.A.) den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

“Her kim Ramazan orucunu tutar, sonra peşinden Şevval ayından da altı gün oruç tutarsa, bütün sene oruç tutmuş gibi olur.” buyurdu.

Hadis-i şerif, Ramazan orucundan sonra Şevval ayında altı gün daha nafile oruç tutmayı teşvik etmektedir. Böylece, bir yıllık oruç tutmanın sevabı vaat edilmektedir. Bunu her sene yapan da, ömür boyu oruç tutmuş sevabı kazanmış olur. Ramazan orucundan sonra Şevval ayında da altı gün oruç tutmakla, bütün sene oruç tutmuş gibi mükâfat verilmesi, yapılan ibadet ve taatler on misli katlandığı içindir. Çünkü Cenab-ı Hak:  “Her kim hayırlı bir işle gelirse, kendisine onun on misli sevab vardır.” buyurmaktadır.

Öyle ise, Ramazan ayında tutulan oruç, on ay yerine geçer. Altı günün on misli de altmış gün, yani iki ay olur. Neticede bu şekilde oruç tutan kimse bütün sene oruç tutmuş gibi sevab kazanır. Nitekim Sevban (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz, bu durumu şöylece ifade buyurdu:

“Ramazan ayı orucu, on aya karşılıktır. Şevval’in altı günü de iki ay oruca karşılıktır. Bunların tamamı bir yıl eder.”

Bu orucun meşru kılınmasındaki sır şudur: Ramazan ayının peşindeki bu oruç, farz namazların peşinden kılınan sünnet namazları gibidir. Nasıl ki bu sünnetler, farzlarda olması muhtemel kusurları telâfi ediyorsa, Şevval ayında tutulan oruç da Ramazan orucunda bulunması muhtemel kusurları telâfi eder. Ayrıca oruç ibadetinden usanılmadığı da ifade edilmiş olur.