Rakka’ya Operasyon ve Dicle Kalkanı

Abone Ol

Fırat Kalkanı Operasyonu ilk etapta amacına ulaştı. Sınır bölgemiz DAEŞ unsurlarından temizlendi. PYD’nin koridor hedefinin önüne bir set konuldu. Bu amaçlar doğrultusunda planlanan harekât, şimdi ABD’nin Rakka çağrısı üzerine farklı bir noktaya taşınmak isteniyor. Rakka’ya birlikte yapılacak bir operasyon, bizi Suriye’de istemesek de kalıcı hale getirebilir. Bu durum Fırat Kalkanı’na başlarken bölge ülkeleri ve Rusya ile yapılan mutabakata da zarar verebilir. Kim ne derse desin, ABD›nin bölgedeki en önemli müttefiki PYD›dir. Rakka’ya yapılacak bir operasyon, bir süre sonra iç dengelerin bastırması ve ABD’nin oyunlarıyla bizi PYD ile birlikte hareket etmeye zorlayabilir. Daha önceleri Süleyman Şah Türbesi’nin sınıra yakın bir noktaya taşınmasında, PYD’nin destek verdiğine dair açıklamalar okumuştuk. Rakka operasyonu da, bizi yine böyle bir sonuçla karşı karşıya bırakabilir. Bu da Fırat Kalkanı’nın amacının dışına çıkmasına ve PYD’nin meşruiyet kazanmasına sebep olur. PYD’nin meşru zemine taşınması, Suriye’nin toprak bütünlüğünü riske atar. CIA Başkanı Brennan’ın, “Suriye ve Irak’taki devlet yapısının telafi edilemeyecek şekilde zarar gördüğü” açıklaması bir tespit değil, yol haritasının ilanıdır. ABD ile birlikte Rakka’ya yapılacak operasyon, niyetimiz ne olursa olsun, ABD’nin hedeflerine destek olmak gibi bir sonucu doğurur. Öyleyse ABD’nin Rakka çağrısına dikkat etmek gerekir. Bu çağrı bir tuzağa dönüşebilir.

Bilindiği gibi ABD’nin Ortadoğu hedefleri ana hatlarıyla BOP’ta ortaya çıkmıştı. Türkiye de maalesef bu sürece destek vererek dâhil olmuştu. Ancak gelinen nokta itibariyle, Türkiye’nin çıkarları ile ABD’nin çıkarlarının çatıştığını görmek için stratejist olmaya gerek yok. ABD daha da parçalı bir Ortadoğu istiyor. Bu da bizim devlet bütünlüğümüzü tehdit ediyor. ABD’ye, bu bölgedeki planlarının gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hayalden ibaret olduğunu gösterecek politik manevralar içinde olmamız şart. Daha önce de yazmıştık. ABD’nin hedefi, Suriye ve Irak’ta yerel ve bölgesel unsurları kullanmaktır. Onlar ise kahvelerini yudumlayıp, gelişmeleri seyretmek arzusundalar. Adımız dolaşsın yeter diye düşünüyorlar. Masalar kurulduğunda ise her zamanki gibi ana belirleyici olmak istiyorlar. Yani maşa varken elimizi yakmayalım diyorlar. Bu ülkeye maşa gözüyle bakmak kimsenin haddi olmamalı. Hiçbir yetkili de bu şekilde anlaşılacak bir yaklaşıma kapı aralamamalı.

Diğer taraftan Türkiye, ABD’nin Rakka teklifini dengelemek adına Musul’a da ortak bir operasyon önerisinde bulundu. Türkiye’nin bu teklifi özellikle Türkmenler tarafından, “Dicle Kalkanı istiyoruz” şeklindeki açıklamalarla desteklendi. Bu harekâta sadece Türkmenlerin değil, Araplar ve Peşmerge’nin de destek vereceğine dair yorumlar yapıldı. Öncelikle şunu iyi bilmek gerekir. Böyle bir atmosferde, Türkiye’nin Musul ile ilgili hassasiyetlerinin korunması çok mümkün görünmüyor. Rakka için çok heyecanlı görünen ABD’nin, şaşırtıcı olmayacak şekilde Musul için sessiz kalmayı tercih etmesinin arkasında başka gerekçeler var. ABD sessiz kaldıysa demek ki bizim hayrımızadır demek de, doğru bir çıkarım olmaz. Bizler askeri gücün diplomasinin bir ayağı olduğunu biliyoruz. Neyi ne zaman yapacağımızı iyi düşünmek, planlamak ve buna göre adım atmak zorundayız. Türkmenler yakın tehlikeyi bertaraf etmek için Türkiye’ye çağrıda bulunuyor olabilir ve bu da anlaşılır bir şeydir. Ancak bizim Musul’daki bugünkü duruma duygu öncelikli değil, akıl, mantık ve fotoğrafın bütününü değerlendiren bir çerçevede bakmak gibi bir sorumluluğumuz var. Ortadoğu’daki dengeler bir anda bütün cephelerde aktif olabilmenize müsait değil. Bu durum Musul’un Türkiye için ne anlam ifade ettiğini bilmemize de engel değil. Ancak Türkiye şimdi önceliğini Suriye’ye vermek durumunda. Bir tarafta Irak merkezi yönetimi, diğer yanda kuzeydeki bölgesel yapı, aynı zamanda terör örgütlerinin fink attığı bir coğrafyada, üzerine bir de Rusya ve İran’ı eklerseniz, bu hengâmeden kalıcı zarar görmeden çıkabilmek çok zor olur. Başka yan tesirlerle de karşılaşmamak için bin düşünüp bir karar vermek zorundayız.