Her ay düzenli olarak yapılan araştırmalara göre açlık ve yoksulluk sınırı olarak açıklanan rakamlar arasındaki fark ister istemez kafalarda bir takım sorular oluşturuyor. Açıklanan rakamlara güveni azaltıyor. Böyle olunca da ister istemez tespit edilen rakamlara göre çalışanlar ve emeklilerin ücretlerinde yapılan artışlarda tartışma konusu haline geliyor. Özellikle devletin bir kurumu olan TÜİK ciddi eleştirilere muhatap oluyor. Hemen belirteyim ki, farklı kuruluşların yaptıkları araştırmaların farklı sonuçlar vermesinin yadırganacak bir tarafı yoktur. Çünkü araştırmaya esas alınan kalemler arasındaki fark bile yapılan araştırmanın sonuçlarına etki eder. Bu bakımdan toplumda bir takım güvensizliklerin oluşmaması için, yapılan araştırmaların içeriği topluma net bir şekilde açıklanmalıdır. Çünkü söz gelimi dün açıklanan aylık ve yıllık enflasyon rakamları arasındaki fark öylesine büyük ki, insanın hiçbir açıklamaya güvenecek hali kalmıyor. Güven duygusu yok olunca da ister istemez yapılan araştırmalar derde derman olmak bir yana oluşturduğu kafa karışıklığı ile zararlı hale gelebiliyor.
Söz gelimi dün açıklanan TÜİK ve ENAG enflasyon rakamları arasında öylesine bir fark var ki ister istemez bu araştırmayı yapanlar Türkiye’de değil de dünyanın bir başka köşesinde mi yaşıyorlar sorusunu akla getiriyor. Çünkü TÜİK’e göre geçen bir yıllık enflasyon rakamı 64,27, aylık ise 1.18, ENAG’a göre ise aylık 5.18, yıllık ise 137.55. Sadece yıllık oranlar arasında yüzde yüzden daha fazla bir fark var. Böyle olunca düşük enflasyon rakamı açıklamak da, yüksek açıklamak da ister istemez çeşitli sorulara yol açıyor. Özellikle kamu kurumu olan TÜİK’in rakamlarının yüzde yüz olmasa bile büyük ölçüde gerçeğe yakın olması gerekir. Çünkü asgari ücret ile emekli ve çalışanların ücretlerine yapılan zamlarda TÜİK rakamları esas alınıyor. Bu rakamlar gerçeği yansıtmıyorsa o zaman emekli ve çalışanların enflasyon karşısında korunması verilen artışlarla mümkün olmayacaktır. Bunun da ötesinde özellikle ülkemizde devlet-millet kaynaşmasına ihtiyaç var. Karşılıklı güven tesis etmeden ülkede huzurun sağlanması imkânsız olmasa da çok zorlaşacaktır. Hatta milletin yöneticilerinin yaptığı açıklamalara ve aldığı kararlara şüphe ile bakması en hafifinden istenmeyen bir durumdur.
Sözü uzatmadan aylık ve yıllık enflasyon rakamları arasındaki söz konusu farkın birileri tarafından izah edilmesi gerekiyor. Bu yapılırken de toplumu oyalamak, kötüye giden ekonomik durumun iyi gösterilmeye çalışılmasının ötesinde alınacak tedbirlerin sağlıklı olabilmesi için ülkeyi yönetenlerin sağlıklı rakamlara dayanarak kararlar alması gerekiyor. Eğer böyle olmaz da dar ve sabit gelirliler hayali rakamlara göre takviye edilmeye devam edilecek olursa bu büyük kesimin bırakın rahatının sağlanmasını, açlık sınırından bile kurtulması mümkün olmayacaktır. Kısacası, uygulanmakta olan ekonomik sistem fakirden alıp zenginlere vermek yönünde işlemeye devam edecektir. Bunun ise sonu iyi değildir. Özellikle de fakirleri daha da fakirleştiren bir uygulamadan yararlanan zenginler de bir süre sonra ciddi sıkıntılarla karşılaşabilirler. Hatta bu durum kaçınılmaz hale gelebilir.