Ruhban okulu ajan yetiştirir

Abone Ol

Bismillâhirrahmanirrahîm!

TÜRKİYE olarak etrafımızın hızla kuşatılmakta olduğunun farkında mıyız? Bartholomeos’un Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılışı için takvim vermesi, İsrail’in Güney Kıbrıs’ta kontrolsüz ve hukuksuz bir şekilde hızla toprak satın alması, ülkemizin yabancılara ait üslerin tehdidi altında bulunması, Rum Patriği’nin ihanet görüntüleri, Yunanistan’ın Türkiye’yle restleşmesi, ABD ve İsrail’in söylemleri endişelerimizi artırıyor.

Düşünebiliyor musunuz? Fener Rum Patriği Bartholomeos, resmî ziyaret için gittiği Yunanistan Meclisi’nde konuşuyor ve Eylül ayında Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılacağını “ilân ediyor”. (11 Mayıs 2026) Türkiye’nin yöneticileri yok mu? Türkiye, tam bağımsız bir ülkedir. Sömürge ülkesi değildir. Türkiye’de yapılacaklara, halkıyla birlikte yöneticileri karar verir.

Bartholomeos, PKK ve FETÖ’yü himaye etmesiyle tanınmış bir papazdır. Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis, Bartholomeos’un Ruhban Okulu açıklamasını “tarihî bir karar” olarak değerlendirdi. Ruhban Okulu ne işe yarar, dersiniz? Amacı ve işlevinin ne olduğunu hiç düşündünüz mü? Erbakan Hoca yıllar öncesinden uyarmıştı: “Heybeliada Ruhban Okulu’nun görevi papaz yetiştirmek değil; ajan yetiştirmektir.”

Geçmişte Heybeliada Ruhban Okulu, YÖK’ün kendilerini denetlemesine izin vermemişti. Böylelikle İstanbul’da Vatikan benzeri “bağımsız bir yapı” istediklerini ortaya koymuştu. Dünya dengelerinin yeniden değişme temayülünün konuşulduğu; dünya savaşı söylem ve şartlarının oluşturulmaya çalışıldığı bir atmosferde, Heybeliada’da Ruhban Okulu’nun kabulü Türkiye’nin kendi kalesine gol atmak olur. Yöneticiler ve halk olarak kesinlikle böyle bir oyuna gelinmemelidir.

SÜREÇ GİZLENİYOR

SAADET Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, sürecin kamuoyundan gizlendiğini anlatarak iktidarın, Bartholomeos’un skandal sözlerine sessiz kaldığını söyledi. Devamla; “Yeni Roma diye bir yer; Konstantinopolis diye bir şehir olmadığını; Patrikhane’nin Fatih Kaymakamlığımıza bağlı bir yapı olduğunu” (15 Mayıs 2026) belirtti. Görülüyor ki; Patrikhane, İstanbul’umuzda Vatikan benzeri dini-siyasi bir statü oluşturmak istemektedir.

Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı; “Neredeyse cemaati kalmamış bir yapı için Türkiye’ye bu kadar yoğun ve sürekli uluslararası baskı yapıldığını belirterek olayın iç yüzünü şöyle anlattı: “Mesele yalnız bir Ruhban Okulu değildir. Esas hedef; Fener Rum Patrikhanesi’ne fiilî ve zamanla hukukî bir ‘uluslararası/ekümenik statü’ kazandırma arayışıdır. Türkiye’nin hassasiyet göstermesi gereken konu tam da budur.” (Millî Gazete, 12 Mayıs 2026)

Sayın Yaycı, meselenin Türkiye’nin egemenliğiyle ilgili olduğunu şöyle açıkladı: “Heybeliada Ruhban Okulu meselesi dini değil; egemenlik ve siyasi statü meselesidir. Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılacağı yönündeki açıklamalar, yalnızca bir eğitim kurumu tartışması değildir. Bu mesele; Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları, Lozan dengesi, patrikhanenin hukukî statüsü ve karşılıklılık ilkesi bakımından değerlendirilmesi gereken stratejik bir konudur.” (Aynı yazıdan)

Bartholomeos, Ruhban Okulu konusunda Trump’tan destek istemişti. Trump da Cumhurbaşkanımıza söylemişti. Miçotakis Yunanistan’ı, Trump Amerika’yı yönetsin! Bilsinler ki, Türkiye’nin de milletin seçtiği yöneticileri var. Türkiye’ye karışmasınlar.

GÜCÜMÜZÜ BİLELİM

1821 yılında açılan Heybeliada Ruhban Okulu’nun Türkiye’de faaliyette olduğu dönemlerde mezunlarının yaptıklarını biliyor musunuz? Mora isyanı çıkardılar; 80 bin sivilin katledilmesine sebep oldular. Pontus çeteleriyle bir olup Türkiye’yi yağmalattılar. Yunan işgalini teşvik ettiler; Türklere katliam fetvası çıkardılar. EOKA terör örgütüyle iş birliğine giriştiler; katliam planlayıp Türkler için nefret çağrısı yaptılar.

Türkiye’yi kuşatma girişimi yalnız Fener Patriği ile ilgili değildir. Askerî, ekonomik, dış politika gibi alanlardaki her türlü kuşatmaya karşı dikkatli olunmalıdır. Rusya Devlet Başkanı Putin, “Dünyada 4 büyük devlet var: Rusya, Çin, ABD, Türkiye” itirafında bulundu.

ABD, Çin, Rusya sıkça bir araya geliyor. Aralarında bazı pürüzler olsa da, onlar son tahlilde Müslüman ülkeleri istemezler. İngiltere ve Fransa da ABD ile birlikte hareket ediyor. BM’nin daimî üyesi olan bu 5 ülke çıkar ve prestijlerini kaybetmek istemezler. “Zıt” gibi göründükleri zamanlarda bile aralarında “gizli”, “örtülü” bir anlaşma olduğu unutulmamalıdır.

İslâm âlemi toparlanıp “birlikte yol yürümek” zorundadır. Sömürgeci güçler onların parça parça oluşundan cesaret alıyor. Yalnız Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının bile Avrupa’yı nasıl bir korku ve krize soktuğunu hep birlikte gördük. İslâm dünyasının elinde Hürmüz Boğazı gibi stratejik alanlar var. Bunlar boğazlar, yer altı kaynakları, yetiştirdikleri stratejik ürünler olarak özetlenebilir. İslâm dünyası kendi sorununa yabancı ve olaylara seyirci kalmak atıllığından “bir an önce” kurtulmalıdır.