İnsanlar, tûfan hâdisesini dedelerinden, babalarından
duymalarına ve bu gerçeği bilmelerine rağmen, bile bile, göz göre göre yine
şeytanın yolunu tâkip etmişler, yine putperestliğe başlamışlar.
Ali Hasenî Nedvî nin Kısâsu n-Nebbiyyîn diye bir eseri
var. Arapça olan bu eser çocuklar ve gençler için yazılmış. Akıcı bir üslûbu
var. Orada putperestliğin nasıl yerleştiğine dair çarpıcı bilgiler verilmekte.
Kitabın 73-80. Sayfaları arasında yer alan bu kısmı, hülasa ederek tercüme
ediyorum. Bakınız putperestlik nasıl yerleşmiş:
Şeytanın Kıskançlığı başlığı altında anlatılan kısımda,
Hz. Âdem Aleyhisselam dan sonra Mü minlerin haline bakıp kıskançlıktan çatlayan
şeytan şöyle diyor. Hz. Âdem in zürriyeti Tevhîdî bir inanca sahip. Allah a
ibadet ediyorlar ve bu inançla Cennet e gidecekler. Oysa ben ve zürriyetim
Allah a şirk koşuyoruz ve bu inançla Cehennem e gideceğiz. Ben ve zürriyetim
Cehennem e gitsin de, Hz. Âdem in Müslüman olan zürriyeti Cennet e gitsin, olur
mu Ne yapıp etmeliyim, onları bu inançlarından saptırmalıyım!
Böyle düşünen şeytan şirkin sembolü olan putperestliği
yerleştirmeyi kafasına kor. Ancak bunu yerleştirmek için icraatlarını merhale
merhale gerçekleştirir. Şöyle ki: Bilindiği gibi, Hz. Âdem Aleyhisselam ve
ondan sonra gelen nesil, uzun bir ömre
sahip olarak yaşamışlar. Meselâ Hz. Nuh Aleyhisselam 950 sene kavmine
İslamiyet i tebliğ etmiş. Ancak müşrik olan kavmi inkârcılıkta ısrar edince,
Hz. Nuh Aleyhisselam, Ene mağlûbûn fentâsir! , yani, Yâ Rabbi, ben mağlup
oldum, Sen yardımını gönder! diye duâ etmiş. Bunun üzerine Cenab-ı Hak, su
unsurunu bu aziz peygamberinin imdâdına göndermiş ve bütün inkârcılar helak
olmuş. Sahih rivayetlere göre Hz. Nuh Aleyhisselam tûfandan sonra da yaklaşık
150 yıl daha yaşamış. Yani takriben 1150 yaşında vefat etmiş. İşte bu şekilde
insanlar uzun ömürlü imişler. Ancak Hz. Nuh Aleyhisselam ın vefatından sonra
ümmetinden evliyâ, asfiya mertebesinde bulunan zevât-ı âliye de birer birer
vefat etmeye başlamışlar. İnsanlar onların vefatı üzerine çok üzülmekteymiş.
Şeytan işte onları bu duygularından yakalamış. Üzüntü içerisindeki insanların
yanına gelerek şöyle demiş: Siz bu zâtları çok seviyordunuz, değil mi ,
evet! demişler. Madem seviyorsunuz, onların sûretini yapın. Baktıkça onları
hatırlarsınız ve sanki aranızda yaşıyormuş gibi hissedersiniz. Bu teklif
insanların hoşuna gitmiş. O velî zatların tasvirlerini yapmışlar, evlerine
koymuşlar. Aradan bir nesil geçmiş. Şeytan yeni gelen neslin yanına gitmiş: Babalarınızın
çok hürmet ettiği o kimselerin heykelini yapsanız, daha iyi olmaz mı Böylece
sanki onları canlıymış gibi hissedersiniz. O insanlar, bu güzel fikir
demişler ve o veli zatların heykellerini yapmışlar. Böylece bir nesil geçmiş.
Şeytan yeni neslin yanına gelmiş; Babalarınızın heykelini yaptığı o değerli
insanlara hürmetinizi sunsanız, iyi olmaz mı Onların önünde rükû etseniz,
secde etseniz, böylece hürmet ettiğinizi gösterseniz nasıl olur Onlar, İyi
olur! demişler ve o heykellerin önünde eğilmeye, rükû etmeye başlamışlar.
Böylece aradan bir nesil daha geçmiş. Şeytan bu defa yeni neslin yanına gelmiş.
Babalarınızın, önünde rükû ve secde ettiği heykeller var ya, işte onlar sizin
ilâhınızdır. Onun için babalarınız onlara secde ediyor, hürmet gösteriyorlardı.
Siz hasta olduğunuzda, gidip onların önünde saygı gösterin, onlardan şifa
isteyin. Ticaret yapacağınız zaman gidip onlardan rızık isteyin! demiş.
Böylece putperestlik yayılmış.
İşte Hz. İbrahim Aleyhisselam böyle putperest bir kavme
Peygamber olarak gönderilmiş. Onları, Allah u Azimüşşân ın Zâtının,
isimlerinin, sıfatlarının birliğine dâvet etmiş. İnsanın içerisinde devamlı
kötülüğü emreden nefis, isyana, azgınlığa ve şirke meyyal olduğu için, şeytanın
hilesine çabuk kanmaktadır. İnsanlar, tûfan hâdisesini dedelerinden,
babalarından duymalarına ve bu gerçeği bilmelerine rağmen, bile bile, göz göre
göre yine şeytanın yolunu tâkip etmişler, yine putperestliğe başlamışlar. Hz.
İbrahim Aleyhisselâm işte böylesine müşrik bir kavmin hem putlarını kırmış, hem
de zihinlerdeki putperestlik fikrini yıkmaya çalışmış. Peygamber Efendimiz
(asm) zamanındaki putperestlik ise herkesin malumudur. Bu kıssanın asrımızda
cereyan eden şekline ise gelecek yazımızda bakalım.