Put

Abone Ol

İnsanlık tarihinde, Hz. Nuh Aleyhisselâm devrinden sonra putperestlik başlamış. Putperestliğin nasıl ortaya çıktığını, “Kısasu’nNebiyyîn” isimli eserden tercüme ederek, hülasa olarak aktaralım: Hz. Nuh (as) ile birlikte gemiye binenlerin sayısı bir rivayete göre 80 kişi imiş. 40’ı erkek, 40’ı hanım olmak üzere. Malum o devirde insanlar uzun yaşarmış. Bu mü’minlerin nesli çoğalmış. İnsanlar da o 40 erkek mü’minleri hep yanı başlarında görmüşler. Onlar son derece takva sahibi, ahlak ve fazilet timsali kimselermiş. İnsanlar onları çok seviyor, hürmet ediyormuş. Derken onlar birer birer vefat etmeye başlamışlar. Hz. Nuh’un (as) son sahabesi de vefat edince, insanlar büyük üzüntüye kapılmış. İşte o esnada şeytan, insan kılığında çıkagelmiş. O üzgün topluluğa şöyle demiş: “Siz o zatları çok seviyordunuz değil mi?” Hepsi “evet” cevabını vermişler. “Bakın size bir tavsiyem var. Onların resmini yapsanız, o resimlere bakıp onları hatırlasanız, güzel olmaz mı?” İnsanlar bu fikri benimsemiş ve o 40 mümtaz şahsiyetin resimlerini yapmışlar. Böylece aradan bir nesil geçmiş. Şeytan yeni gelen nesle şöyle demiş: “Sizler babalarınızın resmini yaptığı o değerli şahsiyetlerin heykellerini yapsanız, daha güzel olmaz mı?” Onlar da “Güzel olur, demişler ve o 40 zatın heykellerini yapmışlar. Böylece aradan bir nesil daha geçmiş. Şeytan yine gelmiş. Bu defa da şöyle demiş: “Babalarınız heykellerini yaptığı bu değerli şahıslara hürmetinizi gösterseniz, onların önünde rükû ve secde ederek sevginizi ve saygınızı gösterseniz iyi olmaz mı?” Onlar da “İyi olur!” demişler ve şeytanın gösterdiği gibi heykellere rükû ve secde etmeye başlamışlar. Böylece bir nesil daha geçmiş. Yeni nesle gelen şeytan bu defa şöyle demiş: “Babalarınızın ve dedelerinizin rükû ve secde ettiği bu heykeller var ya, bunlar sizin İlâhlarınızdır. Bunlara tapmalısınız.” Böylece insanlar arasında putperestlik yayılmaya başlamış. Kâinatın Sahibi, Mâlik’i olan Allah’a şirk koşmanın müşahhas timsalinin adına “put” denilmiş. AllahuAzimüşşan da putperestliği ortadan kaldırıp, insanları Tevhid akidesine davet etmek üzere peygamberleri vazifelendirmiş. İnsanlar zamanla, inek, yılan, fare gibi hayvanları  ve güneşi İlah kabul etmişlerse de putperestlik şirkin en yaygın çeşidi olarak yaşayagelmiş. Put, zaman içerisinde, bir “tapınma” vasıtasından ziyade, o ülkeye egemen olan sistemlerin sembolü ve tıpkı bayrak gibi hâkimiyet alâmeti olarak görülür olmuş. Putu dikilen şahıs ölüp gitse de putu ayakta durmaya devam etmiş. Bu durum, o şahsı o ülkenin başına getiren egemen güçlerin ve sistemlerin saltanatının devam ettiğini göstermektedir. Onların hâkimiyetlerinin, saltanatlarının ve sistemlerinin çöktüğünün ve o ülkede artık bir tesirlerinin kalmadığının alâmeti, o putların yıkılmasıdır. Dün Mekke’nin Müslümanlar tarafından fethinden sonra, Kâbe’deki putların yıkılması gibi… Yakın tarihte SSCB’nin dağılmasının ve komünizmin iflasından sonra SSCB bünyesindeki ülkelerde bulunan putların yıkılması gibi… Ukrayna’da en büyük Lenin heykeli sökülmüş, sıra diğer heykellere gelecekken, bu ülke Rusya ile savaşa tutuşmuş, dolayısıyla o heykellerin yıkılması te’hir edilmiştir. Bu durum, bu ülkenin tam olarak bağımsızlığına kavuşmadığını göstermektedir. Amerika’da Saddam’ın heykellerinin devrilmesi, onun arkasındaki egemen güçlerin hâkimiyetinin sona erdiğini göstermez. Çünkü o güçler, bizzat gelip o ülkeyi işgal etmişlerdir.

Bediüzzaman Hazretleri putu tarif ederken; “Memnu (yasaklanmış) heykel, ya bir zulm-ü mütehaccir (taşlaşmış zulüm), ya bir heves-i mütecessim (cisimleşmiş heves) veya bir riyâ-i mütecessiddir (ceset haline girmiş gösterişlilik)” der. Put, şirkin olduğu kadar, zulmün ve esaretin de alâmeti olmuştur. Mao, Lenin, Stalin gibi zalimler, milyonlarca insanı katlederek saltanatlarını pekiştirmeye çalışmış, daha sonra da bir “zulm-ü mütehaccir” yani, “taşlaşmış zulüm” olarak putlarını dikmişlerdir. İnsanlar o putların gölgesinde korku içerisinde yaşamaya devam etmişlerdir. Ta ki, o zulüm rejiminin çökmesine kadar. O vakit de putlar kartondan kuleler gibi patır patır yıkılmaya başlamıştır. Yaratılış itibariyle hürriyete meftun insanlık, her devirde bir put kıran beklemiştir. İnsanlık tarihi, özet olarak, put dikenlerle put kıranların mücadelesinden ibarettir.