PRP, pıhtı, merdiven altı sağlık

Abone Ol

Ülkemiz kadar sağlıkta, “saldım çayıra, mevlam kayıra” anlayışı bir başka diyarda yoktur herhalde.

Devletin hastanelerinde yeni bir furya.

Ortopediye giden her dizi ağrıyana doktor incelemeden PRP yazmakta.

Emeklisi, yoksulu, dar gelirlisi pahalı bir iğne olan PRP’yi almakta.

Tam hastane karşısına konuşlanmış bir eczane para basmakta.

İnsanın aklına daha vahim ihtimaller gelmekte.

Yoksa...

Ama Hipokrat yemini, ama kul hakkı.

Ama hesabı nasıl verilir ilahi mahkemede soruları gelmekte.

Lakin bu vahim durum benim de başıma geldi.

Beş altı yıl önce MR sonuçlarına göre bir doktor derhal PRP yapalım dedi.

Bir başka doktorla teyit ettiğimde,

“Yaptırma, dayanabildiğin kadar sürdür” dedi.

Bu yaz merdiven çıkarmayan dizlerden ötürü başvurduğum doktor, hemen PRP dedi.

Bir romatizma değerine bakalım, dedim.

Doktor ekranı açtı, 2009’da tahlil sonuçların var, sende romatizma yok, dedi.

Yine itiraz ettim, “annemde vardı, bir tahlil yapalım”, dedim.

Kabul etmedi, iki dize, iki PRP yaptı.

Ağrılar tavan, hiç yürüyemedim.

İkinci seans 15 gün sonra dedi.

Onları da yaptı, ağrılar daha fazla şiddetlendi.

15 gün sonra ağrılara birer de kortizon yaptı.

Yine şiddetli diz ağrıları.

Üçüncü 15 gün sonra gittiğimde, kan tahlilini yapın, bu ağrılar romatizma gibi, dedim.

Yaptı ki yüksek Romatoid değerler.

Bu kez ilgili doktor 15 gün bekleyip tekrar kan tahlili yapalım, başka bir hastalık mı tetikledi bu değerleri dedi.

Yeni kan tahlili ancak şimdi yapılabildi.

Fakat sonuçların çıkması yine 15 günü bulurmuş.

Şiddetli ağrılar hayatımı kâbusa dönüştürdü.

Yürüyemiyorum. Doktor hataları, sağlığımızı nasıl hunharca alabilmekte.

Son zamanlarda artan beyne, kalbe pıhtı atma olayları.

Felç kalmalar, ölmeler.

Üstelik sadece yaşlılar değil.

Kırk yaşına kadar düşen genç bir jenerasyonda pıhtıdan ölümler.

Yapılan yorumlar, Kovid aşılarının fazla araştırılmadan halkımıza dayatıldığı.

Hepimiz denize düşen yılana sarılır mantığı ile bu aşıları 4-5 seans uyguladık.

Tıpkı radyasyonlu çayları ekranlarda içen bakanlarımız gibi, öyle ya hükümet üyeleri de karşımızda canlı yayınlarda aşı olmaktaydılar.

Ülkemizi daha da utandıracak bir açgözlülük örneği de hâlihazır beklemekte.

Bir bomba gibi infilak etmek üzere.

Merdiven altı sağlık.

Mantar gibi türeyen kuruluşlar yurtdışından hasta getirip otelini tutup, tatilini yaptırıp, doktor ayarlayıp ameliyatını yaptırıp, cebindeki avrolardan yüklü bir demet devşirip, Türkiye’yi rezil etme yarışındalar.

Bunlardan o kadar çok örnek basına yansımakta ki.

Danimarkalı hemşire ikiz hanımların İstanbul’a gelip diş tedavisi yaptırması bir kâbusa dönmüş.

Dişleri iltihaplanmış, dökülmüş, ağız yapıları bozulmuş, yemek yiyememekteler, konuşamamaktalar, psikolojileri bozulmuş.

İkinci kliniğe gitmişler, yine kalıcı hasarlar bırakmış, şimdi üçüncü klinikteler.

10 gün planladıkları işlemler için 2 aydır İstanbul’dalar.

İki kliniğe toplam 18 bin 566 Euro ödemişler.

Bu hataları yapan kliniğe ait bir tabela olmadığını, sürekli isim değiştirdiklerini anlatmaktalar.

Utanç olaylar inşallah daha fazla başımızı eğmeden; buraların denetlenmesi, kapatılması gerçekleşir.