Program, Hükümetin yol haritası olmalı

Abone Ol

Seçim beyannameleri partilerin ve iktidar partisi/partilerinin Meclise sundukları Hükümet programları hükümetin yol haritasıdır. Daha doğrusu yol haritası olmalıdır. Çünkü, bir partinin seçimler öncesi yayınladığı seçim beyannamesi millete taahhüdüdür. Bir anlamda "İktidar olduğumda hükümet programımın esasını bunlar teşkil edecek" demektir.

Peki millet, partilerin seçim beyannamelerine bakarak hangi partiye oy vereceğini belirler mi

Bu soruya ülkemiz gerçeği dikkate alındığında hemen evet demek mümkün değil. Seçmen temayülü seçimlerden kısa süre önce yaşanan olaylara bağlı olarak şekillenmekte, daha doğrusu her durumda oy vereceği partiyi belirlemiş olanların dışında kalan seçmen üzerinde yönlendirme çok etkili olmaktadır. Bu bakımdan partiler seçim beyannamelerinde pekçok vaatte bulunmalarına rağmen iktidar olduklarında o seçim beyannamesinin önemli bölümlerini unutmayı tercih etmektedirler.

Söz gelimi 2002 seçimleri öncesi AKP sözcüleri IMF programlarına sosyal muhteva kazandıracaklarını söylemişlerdi. Seçimden sonra iktidar olan AKPnin IMF programlarına teslimiyetten öte bir adım atmadığını/atamadığını gördük. Bir başka ifade ile uygulanacak ekonomik programın belirleyicisi IMF oldu. Niçin böyle olduğu elbette ayrı bir konu.

Meseleye bu açıdan bakıldığında dün Mecliste okunan hükümet programının içeriğini tartışmaktan ziyade uygulamanın önemli olduğunu şimdiden hatırlatmak istiyorum. Çünkü söylenenler uygulamaya geçirilmiyor/geçirilemiyorsa  ister seçim beyannamesi ister hükümet programı olarak açıklansın uygulama olmadıkça bir formalitenin yerine getirilmesinden öte fazla bir anlam ifade etmiyor.

Söz gelimi şu anda toplumun büyük bir bölümünün acilen çözüme kavuşturulasını istediği iki önemli konu var. Bunlardan birisi işsizliğin giderilmesi, hiç olmazsa makul bir seviyeye indirilmesi, ikincisi ise milli gelir dağılımının adalet ölçülerine uygun hale getirilmesi. Bir diğer ifade ile refahın toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırılması.

Bu iki husus geçtiğimiz 5 yıl içinde gerçekleştirilemedi. Şimdi yine bu konuların çözüme kavuşturulacağı sözü veriliyor. Verilen sözün anlam kazanması ise yukarıda da belirttiğimiz gibi uygulama ile mümkün olur.

Seçim beyannameleri partilerin, hükümet programlarının da iktidarların yol haritası olabilmesi uygulama ile mümkündür. Aksi halde laftan öte geçmez. Unutulmamalıdır ki milletin artık lafa değil uygulamaya ihtiyacı vardır. Toplumun çok büyük bir bölümü artık ülke imkanlarından kendilerinin de yararlandırılmasını, sadece zenginlere dönük programların son bulmasını kendilerinin de hatırlanmasını istiyorlar.

Emekliler; sefalet rakamına mahkumiyletten kurtarılmalarını, işçi, memur gibi sabit gelirliler başları dik bir hayat sürmek istiyorlar. Elbette bunlara bağlı olarak küçük esnaf da yüzünün gülmesini bekliyor. Dar ve sabit gelirlilerin hayat seviyesini  yükseltmeden küçük esnafın nefes alması mümkün olabilir mi

Demek istediğim o ki, Hükümet programında nelerin söylendiğinden çok bu ülkenin dar ve sabit gelirlilerinin de hatırlanmasına yönelik uygulamalara ihtiyaç var. Bu kesimleri dikkate ve ciddiye almadan fert başına düşen milli gelirin nereden nereye çıktığı fazlaca bir anlam ifade etmiyor. Hükümetler sadece bir avuç zenginin ve sermaye sahibinin değil, tüm toplumun hükümeti olduklarını artık hatırlamak durumundadırlar.