Milli Gazete, toplumda farkındalığı son derece düşük olan ancak her 300 doğumdan birinde görülen pektus hastalığını (göğüs duvarı deformitesi) üç bölümlük özel bir yazı dizisiyle gündeme taşıyor.
Pektus Derneği ve Pektus Klinik Kurucusu Prof. Dr. Mustafa Yüksel, hastalığın nedenlerinden tedavi yöntemlerine, erken teşhisten devlet desteği eksikliğine kadar tüm bilinmeyenleri Milli Gazete’ye anlattı.
Prof. Dr. Mustafa Yüksel’den aldığımız bilgileri 3 bölümde sizlere aktaracağız
1. BÖLÜM: GÖĞSÜN GİZLİ HASTALIĞI PEKTUS — “HER 300 DOĞUMDAN BİRİNDE GÖRÜLÜYOR”
Türkiye’de çok az bilinen ancak sanılandan daha yaygın bir hastalık olan pektus (göğüs duvarı deformitesi), hem estetik hem de fizyolojik sorunlara neden oluyor.
Marmara Üniversitesi Göğüs Cerrahisi Öğretim Üyesi ve Pektus Derneği kurucusu olan Prof. Dr. Mustafa Yüksel Pektus hastalığını şu sözlerle tanımladı:
“Göğüs duvarı deformiteleri olarak tabir edilen doğuştan bir hastalıktır. Üç yüz doğumda bir görülüyor ve genetik bir hastalıktır. Ailenin bir ferdinde varsa çocuğa geçme oranı oldukça yüksek. Eğer hem anne hem baba taşıyıcıysa, çocukta görülme olasılığı çok daha fazladır.”
SADECE ESTETİK DEĞİL, HAYATİ BİR SORUN
Prof. Yüksel, pektusun çoğu zaman yalnızca görünümle ilişkilendirildiğini ancak kalp ve akciğer fonksiyonlarını da etkileyebildiğini “Pektus sadece estetik bir problem değildir. Göğüs duvarındaki çöküklük kalp ve akciğer üzerinde bası oluşturarak nefes darlığı, çabuk yorulma ve göğüs ağrısı gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.” İfadeleriyle vurguladı.
Bu nedenle hastalığın erken teşhisinin hayati önem taşıdığını belirten Yüksel, özellikle ergenlik döneminde deformitenin belirginleştiğini ve ailelerin çoğu zaman bu dönemde farkına vardığını ifade etti.
BEŞ FARKLI DERECEDE GÖRÜLÜYOR
Pektus hastalığının, hafiften çok ağır vakalara kadar beş farklı şiddet derecesinde görüldüğünü belirten Prof. Yüksel, özellikle hafif vakaların sıklıkla gözden kaçtığını söyledi.
“Bu hastalık doğuştan başlar ama genellikle çocukluk döneminde fark edilmez. Aileler genellikle çocuk ergenliğe girdiğinde göğüs duvarındaki çöküklük veya çıkıklığı fark eder. Hafif vakalarda aile bunu fark edemeyebilir, genellikle çocuğun arkadaşları veya öğretmenleri fark edip uyarır.”
Yüksel, farkındalık eksikliğinin sadece ailelerle sınırlı olmadığını, bazı hekimlerin de pektus konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını belirterek şu çağrıyı yaptı:
“Hekimler arasında da bu hastalığın tedavisi konusunda özellikle son yıllarda gelişen yöntemlerle ilgili bilgi eksikliği var. Bu nedenle tedavi çoğu zaman gecikebiliyor.”
2. Bölümde: Pektus hastalığının tedavi yöntemlerini, açık ve kapalı ameliyat süreçlerini ve ameliyatsız yeni tedavi seçeneklerini ele alacağız.