Başlığa bakıp da Türkçeye tuhaf bir terim getirdiğim
sanılmasın tuhaf olan Türkiye demokrasisine ikide bir müdahale edilmesidir. Bir
ülkenin seçimle işbaşına gelmiş bir hükümeti aynı ülkenin güvenlik güçleri
tarafından zorla ve hileyle görevden uzaklaştırılıyorsa o ülkede demokrasiden
söz edilemeyeceği gibi yönetim materyallerinin halkın seçim gücüne
dayandığından da söz edilemez. Türkiye de yönetim materyalleri ordunun elindedir.
Darbe yapması için orduya destek veren çıkar gruplarının başında ise finans
çevreleri ve medya gelmektedir. Türkiye, asker tarafından kurulmuş ve kurulduğu
günden bugüne yönetim materyalleri de hep askerin elinde olmuştur. Medya maddi
çıkarı gereği profesyonel yalaka olarak askerin emirlerine bir emir eri
ruhaniyetiyle dünden razıyken iş çevreleri çıkar grupları olarak askere milleti
sürekli hortumlayacak kanallarını açması karşılığında askeri darbelerde
finansal destek sağlamışlardır. Yönetimin meşru kaynağı halkın seçim gücü ise
bütün bu postkorkaklar tarafından yok sayılmış, yok saymakla kalmayıp
gerektiğinde kitleler üzerine asker ve tanklarla yürünerek halk sindirilmiştir.
Nereye mi gelmek istiyorum 28 Şubat Postmodern Darbe ye
28 Şubat bal gibi darbedir. Postkorkaklar tarafından
yapılmış bir darbe. 1980 askeri darbesini yapanlar kadar cesur değildir 28
Şubatçılar. 12 Eylül 1980 askeri darbesini yapanlar açık açık ordunun yönetime
el koyduğunu ilan ederken, 28 Şubat 1997 askeri darbesini yapan korkaklar
yönetimden uzaklaştırdıkları meşru hükümetin yerine gayrimeşru bir hükümet
getirilmesini sağlayarak perde arkasından karagöz oynatmayı seçmişlerdir. O
dönemin hacivat medyası günümüzün demokrasi havarisi kesilen asker yalakası
laik medyadır. Şimdilerde Müslümanmış gibi görünen münafık medya. Nerdeyse
Müslümanlığı Müslümanlara düşürmüyorlar. O zamanlar Allah diyeni öcü gibi
göstermek için olmadık yalanlar uyduran münafık medya, şimdilerde imana gelmiş
gibi bir tutum içinde. Ama yemezler. Geçelim.
Postkorkakların önemli ayaklarından ikisi yargı ve
üniversitedir. 28 Şubat ta oynanan ortaoyununda yargı, komedi türünde
şaheserler vermiştir. Meşru hükümetin seçim gücü kaynağı halk kitlelerini öyle
komik gerekçelerle yargılamışlardır ki yargı kelimesi bile acıyla gülmüştür o
komikliklere. Üniversite ayağı ise postkorkakların en fazla ses getiren
ortaoyunlarıdır. İlk önce katsayı komedisi sahneye konulmuş, bununla
yetinilmemiş üniversitelerde başörtüsü yasaklanmıştır. Kız öğrencilerde
başörtüsü takmayı yasaklamakla birlikte erkek öğrencilerde sakal bırakmak,
takke, şapka ve hatta bere takmak bile yasaklanmıştır. Bu söylediklerimi o
dönemde bizzat gördüm ve yaşadım
28 Şubat döneminde üniversite sınavlarına
hazırlanıyordum. Postkorkaklar katsayı garabeti çıkardılar. İnadına ders
çalışıp inadına sınavlara hazırlanmış sonunda üniversiteyi kazanmıştım.
Postkorkakların korkaklıklarını üniversitede daha açık gördüm. Bir üniversitede
her sabah öğrencileri güvenlik güçleri karşılar mı, işte bizi postkorkakların
askerleri karşılıyordu. Nasıl mı
Üniversitede başörtüsüyle birlikte takke, şapka ve bere
de yasaklanmıştı. Bir sabah üniversiteye gittim. Başörtülü öğrenciler içeri
alınmıyor. Garipler bir köşede bekliyor. Başında takke, şapka ve bere olan
erkek öğrenciler de alınmıyor. Onlar da bir köşede bekliyor. Benim başımda
sosyalist şapkası var. Fakülte binasının giriş kapısının iki yanında elleri
tetikte iki asker bekliyor. Başında herhangi bir başlık olan öğrenci içeri
alınmazken ben elimi kolumu sallayarak askerlerin önünden geçip binaya girdim.
Benim başımda sosyalist şapkası olduğu için askerler bana bir şey demedi.
Daha sonra o bekleşen arkadaşların yanına geldim. Hepimiz üzülüyorduk. Sonra
bazı başörtülü arkadaşlarımız okulu bırakmıştı. Aradan yıllar geçmesine rağmen
hâlâ o yasaklamalara ve o sindirmelere öfkem geçmedi, geçmiyor.
28 Şubat üzerimizden tank gibi geçti! Postkorkakların
postkorkaklık tankı!