Politik söylemin açmazları/imkanları

Abone Ol

Türkiye’de politik tartışmaların akıbetini kavramak, tarihsel zemini göz ardı etmeksizin yapılacak tahlillerde saklıdır. Bu yapıldığı takdirde hangi adımın nasıl atılacağını, bunun karşılığında nasıl bir geribildirim alınacağını kestirmek mümkün olabilecektir.

Aksi durumda da, her ne kadar entelektüel seviyesine hayranlık duyulacak nitelikte de olsa, üretilen ama neredeyse hiç alıcısı olmayan söylem ya da eylemler dizgesi ile karşılaşılacaktır.

Halbuki demokratik süreçte politik aktörler açısından nihai amaca ulaşmanın başat aracı, seçmenler ile doğru iletişim kurmayı başarmak ve bunu arzu edilen şekliyle mühürlenmiş oy pusulalarıyla somutlaştırmaktır. O halde seçmenlerle sağlıklı iletişim kurmanın yollarını aramak gerekir. Karanlıkta kaybettiği anahtarını, aydınlık olduğu gerekçesiyle lambanın altında arayan adamın gafletine düşmemek gerekir.

Herhangi bir ülkede politik farklılıkların temeline inildiğinde ülkeyi siyasal ayrışmaya götüren çeşitli politik, iktisadi, kültürel, psikolojik etmenlerin varlığı göze çarpar.

Her ülkenin yaşanmışlığı, tecrübesi kendine has nitelik arz ettiğinden o ülke ile ilgili yapılacak tahlillerin bu merkezde yapılması, en azından bu nitelik göz ardı edilmeden yapılması önem arz eder.  

Politikanın doğası gereği, çoğu zaman anlık ve popülist tepkiler verilmesi beklense de, aslolan olası senaryolar üzerinden bu tür gelişmelere hazırlıklı olmaktır.

Örneğin, muhalefetin ısrarla üzerinde durduğu bir sorunun varlığını ispat edecek argümanların bizatihi sorun çıkartanlar tarafından ortaya konulmuş olması, rakiplerince çok daha dikkatle takip edilmek zorundadır.

Zira sorunun adını koyan ve elindeki imkanlarla bunu kısa vadede çözmeye dönük strateji geliştiren aklın ipliğini pazara çıkartmak, bırakın beğeni toplamayı uğruna mücadele edilen mağdurlar tarafından anlaşılmamayı ve hatta bir de üstüne ölçüsüz tepkiler almayı da beraberinde getirebilir.

Patates çuvalları üzerinden yürütülen son tartışmaları böyle okumak gerekebilir örneğin. Patates çuvalı dağıtımımın bir merasime çevrilmesi ekonomik krizin ispatı niteliğinde olmasıyla esasında elverişli bir sembol işlevine sahiptir. Bu yönüyle iktidarın başarısız yönetiminin bir işareti olarak ilan edilebilir.

Bununla birlikte söylemlerin oya dönüşümünde önemli olan husus; dağıtım yapılan kesimlerin meseleye nasıl yaklaştığının tespit edilmesinde yatmaktadır. Zira muhalefet toplamda bir puan öne çıkmayı hedefliyorsa, oluşturacağı politik söylemin öncelikli muhatabı hali hazırda iktidar partisini destekleyenledir.

O halde bu çevrenin vereceği tepkiyi baz alacak soruları sormak daha doğru bir strateji olacaktır. 

Patates çuvallarını almakla birlikte iktidara öfkeli ve artık mesafeli haldeler mi, yoksa ekonomiyi iyi yönetememeye başlamakla birlikte zor zamanda yanında olmalarından da memnunlar mı?

Örneğin bunu şöyle bir soru haline de getirebiliriz?

Eğer patates çuvallarını devlet imkanlarıyla iktidar değil de kendi imkanlarıyla muhalefet partileri dağıtsaydı, seçmende bu nasıl bir karşılık bulurdu?

Diğer bir ifadeyle, ekonomik krizin var olduğunu TV ekranlarından basın açıklamalarıyla dillendirmek yerine bizatihi bu insanların kapısı hiç gürültü çıkarılmadan belirli periyotlarla bir gıda kolisiyle çalınsaydı tepkiler nasıl olurdu?

Alternatif olarak görmek istediği siyasetçiye dokunabilme/ulaşabilme şartını öne süren seçmen profili göz önüne alındığında politik söylemin eğrisiyle, doğrusuyla değerlendirilmesi gerekir.