PKKyı Kandilde kimler himaye edecek?

Abone Ol

Cumartesi günkü yazımda, “Terörün dış dinamikleri pazarlığın neresinde ” diye sormuştum. İki gündür terörün sona erdirilmesi hususunda atılan adımlar değerlendirilirken teröristler sınır dışı edilerek Kandil’e gidecekleri etrafında çeşitli yorumlar yapılıyor. Bu yorumlarda PKK’nın Kandil’deki yöneticilerinin piyon olduğu, önemli olanın arkasındaki güçlerin desteğini çekmesi olduğu belirtiliyor ki, ben de yazımda bu hususa dikkat çekmeye çalıştım. Dünkü Akit Gazetesi’nde Fethullah Erbaş’ın,”Örgüt üst yönetimi, maşası oldukları güçlerin sesini dillendiriyor. İpleri ellerinde değil, arkasındakiler bir gün ekmek göndermese yarın silah bırakırlar” şeklindeki derlendirmesine katılmamak mümkün mü PKK’nın Kandil’e çekilip çekilmeyeceği netlik kazanmamış olmakla birlikte medyada birkaç gündür bu hususta anlaşma olmuş gibi yayınlar yapılıyor. Bu arada Kandil’den yapılan açıklamalar ise silah bırakmanın söz konusu olmadığı şeklinde. Kısacası Türkiye’deki teröristlerin ülkeyi terk ederek Kandil’de toplanmaları terör sorununun sona ereceği anlamına gelmeyecek. Görünen bu. Bu bakımdan öncelikli olarak terör örgütünün arkasındaki güçlerin -isterseniz buna ülkeler diyelim- ister kırılarak ister ikna edilerek elleri terör örgütünün üzerinden çekilemediği sürece Türkiye’nin alacağı kararlarla terörün kökünün kazınmasının mümkün olmayacağı ortada. Bir diğer ifade ile Öcalan ile varılacak anlaşmanın terörü önlemede yeterli olmayacağını görmek gerekiyor. Önlemek mümkün olmasa da zayıflatmak yeterli deniyorsa o da ayrı bir hesap demektir.

Kandil’dekilere ve Türkiye’den eğer giderlerse oraya göçecek teröristlere birlerinin ne gibi teminat verecekleri, bir diğer ifade ile terör örgütünü himayesine alacağına ve sonuna kadar koruyacağına örgütü ikna emesi gerekiyor. Eğer şimdiye kadar terör örgütüne destek veren güçler bugün terör örgütünü gözden çıkarmamış iseler Kandil’de toplanmaları terörün sona ermesi değil yeni bir strateji belirlemesi anlamına gelecektir. Kandil Kuzey Irak bölgesel yönetimi içinde şimdiye kadar Barzani’nin himayesinde varlığını sürdürdü. Barzani ise oradaki oluşumunu ve sahip olduğu gücü ABD’ye borçlu. Böyle olunca da ABD’nin terörün sona ermesi hususunda ne kadar samimi olduğu önemli. Son gelişmeler üzerine şimdiye kadar ABD’den hiçbir açıklama yapılmış değil. Sanki olayın ve gelişmelerin kendileri ile hiçbir ilgisi yokmuş gibi bir tavır sergiliyorlar. Halbuki Kuzey Irak yönetimi ABD’nin bölgedeki hedeflerine yönelik bir adım olarak oluşturuldu. Ve PKK’nın Kuzey Irak’taki karargahının kontrolü böylece Barzani’ye havale edildi. Kısacası Kuzey Irak yönetimi ABD için maşa görevi yapıyor. Sadece terör ve Türkiye’yi rahatsız etmek hususunda değil, Irak Merkezi yönetimini de zaman zaman rahatsız etmek gibi bir görevi var. Tüm bunlar Türkiye, Irak ve şimdilerde Suriye’yi köşeye sıkıştırma, istedikleri tavizi alma, istedikleri yönde hareket etmeye zorlama açısından işe yarıyor.

Bu bakımdan Irak’taki karışıklıklar, Barzani’nin iki de bir Irak ve Türkiye’ye meydan okuyan tavır sergilemesini, Suriye’deki gelişmeleri birbirinden bağımsız kabul etmek yanıltıcıdır. Böylesine iç içe girmiş olaylar zinciri içinde PKK terör örgütünün tasfiye edilmesi söz konusu olduğunda ABD ve İsrail başta olmak üzere bazı ülkelerin devre dışı bırakıldığını sanmak doğru olmaz. Diyelim ki PKK terörünü sınırlarımız dışına itme konusunda ABD ile tam ve samimi bir mutabakat sağlandı. Bu durumda bile ABD’nin terör örgütünün tamamen tasfiyesini isteyeceğini düşünmek doğru olmaz. Olsa olsa terör örgütü Kandil’de himaye altına alınacak ileride yeri geldiğinde İran, Irak,Suriye ve Türkiye’ye karşı kullanılacaktır.