Hafta başı Suriye de Türkiye nin destek verdiği muhalif
güçler ile PYD arasındaki şiddetli çarpışmalar ülkemizi de etkisi altına aldı,
bir yavrumuz hayatını kaybederken biri de yaralandı. Olay elbette bundan ibaret
değil. Bu arada TSK dan yapılan açıklamada açılan ateşe karşılık verildiği
belirtildi. Olayı sadece sınırımıza yakın bir noktada Suriyeli muhalifler
arasındaki çatışmadan ülkemizin etkilendiği şeklinde değerlendirmek yeterli bir
yaklaşım olmaz.
PYD Suriye de ilk defa çatışmalarda taraf oluyor ve
Suriye yönetimi ile pazarlık yapıyor değil.Suriye de çatışmaları tetikleyen dış
güçler işin başından beri PYD yi oyunun taraflarından biri olarak sahneye
sürdüler. Bunun içinde bir takım pazarlıklar yapıldı ve vaatlerde bulunuldu.
Bugün artık PYD yi sahneye sürenlerin Esad ile de bir pazarlığın içinde
oldukları hatta, varılmış bir anlaşmanın uygulamaya konulduğu görülüyor. Bu
oyunun adı, Türkiye, İran, Suriye ve Irak ı da ilgilendiren Büyük Kürdistan ın
oluşturulmasıdır. Bu planın hazırlayıcısı ve ilk gündeme getiricisi
İngiltere dir. Bugünde İngiltere oyunda taraf olma konumunu sürdürürken,
devreye İsrail ve ABD de girmiştir. Bir diğer ifade ile İngiltere nin İslam
dünyasına yönelik planlarının bugünkü takipçisi ve uygulayıcısı ABD dir. Bunun
yanında İngiltere ve ABD nin takipçisi ve uygulayıcısı olduğu bölgemize yönelik
planların İsrail in de işine yaradığını unutmamak gerekiyor. Bu bakımdan sadece
bölgemizde değil İslam dünyasında gelişmeleri değerlendirirken bu üçlünün
geçmişten bugüne yansıyan plan ve oyunlarını gözden kaçırmamak gerekiyor.
Irak, İran ve Suriye deki Kürt örgütleri birbirinde
bağımsız gibi görünüyor olsalar da aynı hedefe yönelik oldukları
düşünüldüğünde, bu hedefe ulaşmada ilk önemli adım Irak ın işgali ile bir Kürt
devletinin çekirdeğini oluşturacak adım atılmıştır. Kuzey Irak ta oluşturulan
yönetim Kürtlerin hamisi konumundadır. PKK militanlarının ülkemizi terk edip
Kuzey Irak a gidiyor olmaları da bunu göstermiyor mu
30 yıldır PKK terör örgütü ile boğuşuluyor ve bir türlü
örgütün kökü kazınamıyorsa, bunu PKK nın gücü ve Türkiye nin zaafı ile izah etmek
doğru olmaz. Yukarıda zikrettiğim üçlü çete sürekli olarak PKK ya destek
vermişlerdir. Bu desteğin gizli bir tarafı da yoktur.
Bu bakımdan hafta başında Suriye de sınırımızda yaşanan
çatışma ve arkasından Esad ın PYD ye özerklik sözü verdiği ve 6 ilin
kontrolünün PYD ye bırakılabileceği yönündeki haberlerle birlikte
düşünüldüğünde görünen o ki, Esad iktidarını sınırlı da olsa sürdürebilmek için
ABD, İngiltere ve İsrail den oluşan üçlü çetenin planında gönüllü olarak rol
üstlenmiş görünüyor. Böylece Büyük Kürdistan yolunda ikinci adım atılmış
olacaktır. Türkiye de terör konusunda çözüm sürecinin başlatıldığı bir noktada
Irak tan sonra Suriye de de Kürt özerk bölgesinin gündeme gelmesi nasıl izah
edilebilir
İki yılı aşkın bir süreden beri iç savaşın sürdüğü Suriye
yönetiminden üçlü çetenin istediğini elde etmesi zor olmamıştır diye
düşünüyorum. Zaten Suriye deki iç savaşın bunca zamandır devam etmesi, üçlü
çetinin iki taraf da el altından destek vererek çatışmaların sürüp gitmesini
sağlaması da bugünkü sonucu almaya yönelik planın bir parçası olamaz mı
Bu arada çözüm sürencin istenen sonucu
verdiğini/vereceğini düşünmekte mümkün değil. Bölgeden gelen haberler ve
görüntüler terör örgütünün hâlâ meydan okumaya devam ettiğini gösteriyor. ABD
Büyükelçisi ise bölgeden bir türlü Ankara ya gelemiyor, gelse bile bölgeye
duyduğu sevgi(!) sebebiyle dağa tırmanmak bahanesiyle soluğu bölgede alıyor.
Yani, üçlü çetenin terör örgütüne verdiği destek belki şekil değiştirerek ve
Türkiye nin gönlünü almak adına bir takım hamlelerle sürdürüyorlar. Kısacası,
üçlü çetenin Büyük Kürdistan planının uygulaması devam ediyor. Bu gerçeği
görmeden atılacak adımlar sadece üçlü çetenin plana hizmet etmek olur.