PKKya silah bıraktıramayız

Abone Ol

Başlığa aldığım,”PKK’ya silah bıraktıramayız” cümlesi HDP Eşbaşkanı Demirtaş’a ait. Bize göre malumun ilanından ibaret bir cümle. Çünkü HDP’nin PKK’ya sözünü geçirebilmesi, silah bıraktırabilmesi için terör örgütünü yönetici bir konuma sahip olması, özellikle de terör örgütünün, ülkemizin başına bela eden küresel güçlerin etkisinden kurtulmuş olması gerekiyor. Bu bakımdan çözüm sürecinin istenen sonucu vermesi, PKK’nın silah bırakması ve militanların dağdan inerek topluma karışmasının sağlanması isteniyorsa bu hususta HDP’ye fazlaca ümit bağlamamak gerekiyor. Bu gerçeğe rağmen iktidar özellikle çözüm sürecinin HDP ile birlikte sonuçlandırılabileceğine inanmış olacak ki, Kandil’den yapılan her istenmeyen açıklamanın ardından HDP’ye yönelik sert açıklamalar yapılıyor, HDP’den silahların bırakılmasını sağlaması isteniyor. Kısacası, HDP’de olmayan bir güç vehmediliyor.

Kaldı ki, iktidar yanlısı gazeteler seçimlerin ardından bazı yerleşim birimlerinde seçim sandıklarından tüm oyların HDP’ye çıktığı, bunun terör örgütünün tehditleri ile oluştuğunu yazarlarken HDP’nin  fazla bir şey yapabileceğini düşünmek gerçekçi olmaz. Bu bakımdan terörün sona erdirilmesi hususunda gerçekten bir şeyler bekleniyorsa bilinmesi gereken önemli husus, HDP’nin terör örgütü üzerinde bir etkisinin olamayacağı, rolü şimdiye kadar olduğu gibi İmralı ve Kandil arasında mesaj taşıyıcılığından ibaret kalacaktır. Hatta diyebiliriz ki, İmralı’nın da terörün sona ermesi için silahların bırakılması hususunda fazlaca bir etkisinin olmadığı da geçmişte yaşananlarla görülmüş durumda.

Bu arada ateşkes uygulamasının sona erdirildiği açıklamasının gerekçesi Silvan, Ilısu dışında, Hakkari sınırları içinde 4, Şırnak’ta 7 barajdan terör örgütünün rahatsız olduğu şeklinde izah edildi. Belli ki terör örgütü bölgenin gelişmesini, kalkınmasını, insanların iş sahibi olmasını kendi geleceği açısından tehlikeli görüyor. Bunun içinde bölgede eski geri kalmış yapının devam etmesini istiyor. Bu gerçek ortada iken terör örgütünün kalıcı olarak silah bırakmasını beklemek gerçekçi olmaz. Çünkü bölgenin gelişmesi ve kalkınmasına karşı mücadele veren, adeta geri kalmışlığını kendi varlığının sebebi olarak gören bir yapı ile anlaşmak, terörü sona erdirmek artık sanıldığı kadar kolay değildir. Bu arada silah bırakılması ve terörün sona erdirilmesi hususunda HDP’den fazla bir şey beklemenin de gerçekçi olmadığı çeşitli vesilelerle görüldü. Böyle olunca da terör örgütünün kendi durumunu zayıflatacak adımların atılmasını tehlikeli gördüğü ve böyle bir gelişme karşısında hemen ateşkesin sona erdirildiğini açıklaması karşısında terörün sona erdirilmesi hususunda yeni bir stratejinin belirlenmesi gerekiyor. Çünkü kesin olarak ortaya çıkan husus, terör örgütünün derdi bölge halkının demokratik haklarını savunmak ve hayata geçirmek değildir. Kaldı ki, bölge halkının pek çok demokratik hakkı hayata geçirilmiş iken baraj yapımı bahane edilerek ateşkesin sona erdiğinin açıklanması iyi niyetle izah etmek mümkün değildir. Hatta diyebiliriz ki, terör örgütü bölge halkının haklarını savunmaktan çok bölgemiz üzerinde bir takım planları olan küresel güçlerin istekleri doğrultusunda faaliyet göstermektedir. Bu gerçek karşısında yapılması gereken husus öncelikli olarak eğer mümkün ise terör örgütünün arkasındaki güçlerin ellerinin kırılması, ikinci husus ise sınırlarımızın yolgeçen hanı olmaktan çıkartılması gerekiyor. Aslında terörle mücadelenin başından itibaren yapılması gereken ama yapılmayan/yapılamayan hususları tartışmak gerekiyor.

Sözün özü, terör sorununu ülkemizin iç sorunlarının bir sonucu ortaya çıkmış bir olgu gibi görmenin yanlışlığı artık kesinleşmiştir. Yeni yol haritası  ve strateji belirlemek gerekiyor.