PKK bazı koşullarında hâlâ direniyor: Erbil, Diyarbakır ve Avrupa‘da peş peşe üç konferans düzenlensin; Erbil Konferansı‘nın hazırlık komitesinde PKK da temsil edilsin; konferans sonuçlarının uygulanmasında AB ve ABD gözlemci olsun. (Not: Hem Barzani‘nin, hem de PKK‘nın konferansta ABD ile AB‘nin temsil edilmelerini istemeleri, Kürt sorununu uluslararası platforma taşıma planının en can alıcı bölümünü oluşturuyor. Böylece, Erbil Konferansı bir tür "Barış Konferansı"na dönüşmüş olacak!)
Ve PKK‘nın öyle iki talebi daha var ki, onun yanında yukardakiler nohutleblebi gibi kalıyor: 1-Öcalan‘ı da kapsayacak (Hatta öncelikle Öcalan‘ın yararlanacağı) genel af çıkarılsın. 2-Silah bırakma konusunda Irak Kürtleri‘nin deneyimleri göz önüne alınsın.
Bu iki talebin anlamı şu: Öcalan çıkıp partisinin başına geçecek, PKK ise tıpkı Barzani‘nin ve Talabani‘nin peşmergeleri gibi Apo‘nun silahlı güçlerine dönüşecek. Özetle, PKK hem siyasal, hem de askeri statü istiyor!
Bu taleplere verilecek tek yanıt var: Kandil‘dekiler iyice kafayı yemiş.