PKK çekilecek mi, çekildi mi?

Abone Ol

PKK Kandil in açıklamasına göre 8 Mayıs ta çekilmeye

başlayacak, TBMM Başkanı Çiçek e göre ise büyük ölçüde çekildi bile. Çiçek in

açıklaması 8 Mayıs tarihinin bir taktik gereği verildiğini, o tarih gelmeden

sessizce çekilmenin büyük oranda tamamlandığını düşündürüyor. Ancak, bu

açıklamanın Hükumet tarafından değil de Çiçek tarafından yapılmış olması biraz

garip değil mi Çünkü, Süreçten Sorumlu Başbakan Yardımcısı ve Bakanlıklar

dururken TBMM Başkanı nın bu yöndeki açıklaması üzerinde durulması gerekir diye

düşünüyorum.

Aslında, çekilme ile ilgili verilen tarih ile çekilmenin

başlama tarihinin farklılık arz etmesi çok fazla önemli değil. 8 Mayıs tarihi

ilan edilmiş iken bu tarih gelemeden çekilmenin büyük ölçüde tamamlanmış olması

toplumu germemek bakımından belki de iyi olmuştur. Elbette önemli olanın terör

örgütü militanlarının ülkeyi terk etmesidir. Aslında militanların silahlarını

bırakarak gitmeleri beklenirken silahları ile birlikte gitmeleri örgütün

potansiyel tehlike olma vasfını korumak amacında olduğunu gösteriyor. Son

açıklamalarda bundan sonraki süreçte bir takım adımların atılabilmesi için

örgütün silahsızlanmasının bekleneceği belirtiliyor ki, doğrusu insan anlamakta

güçlük çekiyor. Ülkemizden çıkmadan silahsızlanmalarının sağlanamamış olması gerçeği

ortada dururken topraklarımızı terk etmiş militanların silahsızlandırılması

nasıl sağlanacak, bunun kontrolünü kimler yapacaktır Birileri militanların

silahsızlandırılacağına dair söz vermiş olmasalar bile bu söze güvenmek mümkün

olabilir mi

Elbette, örgüt militanlarının ülkeyi terk etmiş olmaları

barış yönünde atılmış önemli bir adımdır. Bu arada aylardan beri terör

eylemlerinin son bulması da bu adımı güçlendiriyor. Ancak tüm bu gerçekler

sınırlarımızın ötesinde potansiyel bir tehdidin varlığını koruduğu gerçeğini

ortadan kaldırmıyor. Gelecekte neler olabileceğine dair pek çok tahminde

bulunmak mümkün olmakla birlikte, şu noktada işin o boyutu ile ilgili özellikle

kötümser tablolar çizmenin kimseye yararı olmayacağını düşünmüyorum. Çünkü

olayı iktidar da BDP ve terör örgütü de bir zafer olarak takdim ediyor.

Ancak bu noktada geçmişe dönük bir muhasebe yapılması

gerekli. Bu konuya 26 Nisan da Rahim Er dikkat çekmişti. Çok önemsediğim bu

hususa tekrar tekrar dikkat çekilmesi, geçmişin ciddi ve doğru bir

değerlendirmesinin yapılması, hatta mümkünse sorumlulardan hesap sorulmasının

gerekli olduğu kanaatindeyim.

Dikkat çekmek istediğim husus, geçen 30 yıl boyunca belki

yüzlerce kere yerle bir edildiği Kandil deki terör yuvalarının bugün Türkiye yi

terk eden militanların sığınağı haline gelmiş olması, Karayılan ın o yüzlerce

kere yerle bir edildiği ileri sürülen yerlerde yüzlerce gazetecinin önünde

basın toplantısı düzenlemesi ve süreç ile ilgili tekliflerini -buna isteklerini

demek de mümkün- dile getirmesi yıllarca toplumun nasıl kandırılmış olduğunu

ortaya koyuyordu.

Elbette bir yerin bombalanması oranın yerle bir edildiği

anlamına her zaman gelmeyebilir. Daha doğrusu hedeflerin doğru tespit edilmesi

gerekir. Ya da sadece bir yerlerin bombalanması anlamına gelebilir. İyi de 30

yıldır bombalanan bir bölgenin hâlâ karargâh olarak kullanılabilmesinin

ardındaki gerçeği bu milletin bilme hakkı yok mu Çünkü gereksiz yere dağın

taşın bombalandığı görüntüsü ortaya çıkıyor.

Rahim Er in Yerle bir olan yalan olarak nitelendirdiği

bu durum gelinen noktada sadece bir durum tespiti olarak bırakılmamalı, 30 yıl

boyunca bu milleti kimlerin, niçin kandırdığı açıklığa kavuşturulmalıdır.