Piyasayı canlandırma

Abone Ol

Üniversitelerimizin ilgili bölümlerinde okutulan hiç bir kitapta piyasayı canlandıranlar arasında Ramazan orucu geçmezmiş.

Üretim, tüketim, kalite, ucuzluk, üretici güvenliği, tüketici güvenliği, ABD Merkez Bankası, reklam, promosyon, yenilik, faizler, döviz hareketleri, enflasyon, piyasayı izlemek... gibi konuların piyasayı canlandıracağı okutulur da Ramazan orucunun piyasa değeri üzerinde durulmaz.

İnsandan şeytana, karıncadan file kadar trilyonlarca canlıyı, gülden dikene kadar her çeşit bitkiyi yaratan, yaşatan ve yöneten, onları canlandıran Allah celle celalüh iken insan hayatını canlandıran Ramazan orucunun piyasayı canlandırması derslere girmez.

Proflarımız bu gerçeği bilmez değiller ama kitaba yazarlarsa “Gerici” damgasını bir yerse bir daha kurtulamayacağını bilir.

 Fuzuli bir beytinde bakın ne diyor:

“Âferîn ey sâni‘-i ten-perver-i cân-âferîn

Hâliku’l-eşyâ İlâhu’l-halk Rabbu’l-âlemîn”

Ey teni yaratan, canı besleyip koruyan, bütün eşyayı yaratan, halkın yaratanı, yaşatanı ve yöneteni, alemlerin Rabbi olan Allah’ım, bütün övgüler sana aittir.

Üretene, tüketene, üretilene, tüketilene can veren, kara topraktan cananlar yaratan, güllerle dünyayı bezeyen, gözleri güzelliklerle güldüren, eşyaya can veren Allah celle celalühünün, “Kün” emriyle oluşan kâinat bize ne kadar canlılık veriyorsa Kur’an-ı Kerim’indeki emirler de bize öyle can verir.

Hatta Kur’an’daki emirler tutulduğu takdirde öbür dünyamızın da güzel olacağını müjdeler.

Sahurluk ve iftarlık yiyecekler üreticiden tüketiciye akmaya başladı.

Tüketicinin cebindeki, kasasındaki paralar üreticiye akmaya başladı.

Taşıyıcılar, yükleyiciler, indiriciler, pişiriciler...

Ramazan orucu hem üreticiyi kollar, hem tüketiciyi destekler.

Milyonlarca  lira tutarındaki fitreler fakirlerin cebine nakledilecek.

Onlar da yiyecek, giyecek alacaklar ve paralar üreticiye gidecek.

Zekâtlar genelde Ramazan ayında verildiğinden milyarlarca dolar kasalardan fakir kesesine aktarılır.

Sorularından anladığım kadarıyla bazı zenginlerimiz, zekâtlarını yılbaşı hesaplamasında veriyorlarmış.

Bundan sonra Ramazan ayında vermeye dikkat etsinler.

Zekât farzdır,  Ramazan’da vermek farz değildir.

İstediğiniz ayda verebilirsiniz ama eğer otuz beş sene yılbaşında zekât verirseniz, bir yılın zekâtını  vermemiş olursunuz.

Zekât, ay takvimine göre verilir.

Ay takvimine göre de aylar on gün önce gelir.

Onun için otuz beş yıl oruç tutanlar, bir yılın her ayı ve gününde oruç tutmuş olurlar.

28 Şubat döneminde hac gibi ibadetlerin sabitlenmesini teklif eden din profesyonellerimiz çıkmıştı.

İslam bütün insanlığın dinidir.

Dünyanın her tarafında dört mevsim aynı günlerde yaşanmaktadır.

Ramazan orucunun, haccın ay takvimine göre olması her bölgenin Müslümanlarının hem yazda hem kışta, hem baharda hem güzde oruç tutmalarını sağlamaktadır.

Orucun şu anda bilinen faydalarının yanında yüz yıl sonraki tıp adamları tarafında bilinecek faydaları da vardır ama biz Müslümanlar, bu tür faydaları için değil yalnız ve yanız Allah celle celalüh emrettiği için orucumuzu tutarız ve bilinen bilinmeyen dünyalık faydalarından da yararlanırız.