Piyasaların durumu ve darbe

Abone Ol

Bugün dünyanın neresinde bir karışıklık ve kaos varsa, biliniz ki, orada perde arkasındaki oyunda ABD’nin parmağı vardır. Amerika, kendisini kukla gibi oynatan Siyonizm’in dediklerini bir bir yaparak dünya üzerinde karışıklıklar çıkarmaya, ortalığı bulandırmaya ve her şeyi karıştırmaya meraklıdır. Amerikan ordusundan bir zatın, “Türkiye’deki bütün müttefiklerimiz tutuklandı, muhatap alacağımız kimse kalmadı” şeklindeki beyanatını bu gözle okumak ve değerlendirmek gerekir. Gerçekten Amerika’nın bu 15 Temmuz kalkışmasında payı olmasa, anında Genelkurmay Başkanı Türkiye’ye damlar mıydı?

Amerika’nın kendisine stratejik müttefik sıfatını taktığı her ülkede, kendi işlerini görecek bir ayağı vardır. Türkiye’deki ayak ise İncirlik Üssü’dür. 

Bu işte bir başka iş olduğunu bilen ve tahmin eden birilerinin, öncelikle İncirlik Üssü’nü kapatmaları ve Amerika’yı bu vatan toprağından kovmaları gerekmez mi?

1997 yılında Refah-Yol Hükümeti kurulur kurulmaz, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın ilk yaptığı iş, İncirlik üssünü Amerikalılara kapatmak ve onları bu vatan toprağından kovmak olmuştur. Ne bahtiyar insanlarız… Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, hayatının hiçbir döneminde bizleri kandırmadı, kandırmaya çalışmadı. Dünyanın gerçeklerinden hareketle ürettiği dünya siyasetinde hep Milli Görüş erlerine müthiş şekilde yön gösterdi, hareket kabiliyetleri verdi. Söylediklerinin hiç birisinde zikzak yoktu. Türkiye’nin gelişmesi, büyümesi ve muasır medeniyetler zirvesine çıkabilmesi için “Ağır Sanayi” hamlesinden asla vazgeçmedi. Dünya siyasetini belirleyen en temel güç, Siyonizm’in tekelindedir. Bu tekeli kırabilmek için öncelikle Siyonizm’in Arz-ı Mev’ud hesaplarını anlayabilmek, kavrayabilmek ve feraset sahibi olabilmekten geçmektedir. 

Şu anda tam bir orta oyunu oynanıyor. Geçen haftaki yazımda söylediğim gibi 15 Temmuz kalkışmasının merkez kaç noktasında olan Fethullah Gülen’i Amerika asla iade etmez. Zira onlar işlerini maşalarıyla görürler. Amerika’nın şimdiye kadar maşalarından birisini iade ettiği görülmemiştir. Ne olacak bu işin sonu? Amerika’yı bu konuda ikna edebilmenin formülleri var mı? Elbette var… Belki artık Fethullah Gülen’le işlerinin bittiğine dair bir emare ortaya konulabilirse, o zaman işler tersine dönebilir. 

Benim kafama takılan şey, 15 Temmuz sonrasında ekonomik gerçeklerin tersyüz edilerek bizlere sunulması. Şu anda piyasalarda yaprak bile kımıldamıyor. Gazetemizin yaptığı sektörel ve bölgesel ekler dolayısıyla dolaştığım esnaflar ve işadamları kan ağlıyor. 

Ne olacak piyasaların hali? Piyasaların ateşini kim dindirecek?

Sözünü hiçbir dönemde ululardan ve devletlülerden esirgemeyen ekonomist Prof. Dr. Osman Altuğ hocamız, Türkiye ekonomisindeki yapısal sorunlar giderilmedikten sonra, ortaya konulan hiçbir güllük gülistanlık tablonun gerçeği yansıtmayacağını söyler durur. Osman Altuğ hocamızın bu yapıya ilişkin en çarpıcı değerlendirmesi, “Bu ekonomi, üçkâğıt ekonomisidir: Borsa, döviz, faiz” şeklindedir. Ekonomik verilerin tam ve sağlıklı olmamasıyla ilgili de “Bizim ekonomimiz kayıt dışıdır… Sen kalkınma modelini kayıtlı ekonomiye dayandıracaksın. Borcunu bilmiyorsun, alacağını bilmiyorsun. Envanterin yok, ne kamuda, ne özel sektörde. Çok garip bir şeye sığınıyorsun, istatistiklere. İstatistik, kayıt değildir, anket, manket demektir. Dolayısıyla bu istatistikleri sen üretiyorsun. Diyorsun ki, fert başına düşen milli gelir 10 bin dolar. Vay bee… Peki, arkadaş, Türkiye’de gelir dağılıyor mu ki fert başına 10 bin dolar düşsün? 

Yapısal sorunların üzerine bir de 15 Temmuz kalkışması geldi. Bindik bir alamete gidiyoz kıyamete! 

Dipnot: Senelik iznimin bir bölümünü kullanacağım için sizlerden bir ay izin istiyorum.