Pis Kokular Yayılıyor

Abone Ol

Bu sıralar, pis kokular etrafı kaplamaya başladı. Önce, FETÖ operasyonları, şimdi, Adnan Oktar’a operasyon... “Ee, bunlar da haddi aştılar” diye düşünülebilir; ancak, operasyonlar devam etme yolunda. Mesele bitmeyecek gibi. Bu işe yeminli olanlar, yani, “Bunların kökünü kazımak lazım” diyenler işe el attılar sanki.

Bu doğrultuda, özellikle sosyal medyada, işi azıtan, çığırından çıkmış cümleler kurulmakta. “Cemaatler ve tarikatlar” diye başlayıp “hepsinin aynı olduğu ve topuyla mücadele edilmeli” gibi, ölçüsüz laflar dolaşmakta.

Burada, “Cemaatler ve tarikatlar” diyerek, saldırıya geçenlere bazı hatırlatmalarda bulunalım:

1- Bu işi çığırından çıkaranların kimler olduğuna iyi bakılmalı.

2- Müslümanlara “cemaat olun” diyen, ana kaynaktır. Bu konu, Kuran-ı Kerim tavsiyesi. Yani, bu hüküm hepimizi ilgilendirir.

Şimdi, şu soruya birlikte cevap arayalım:

İslam’ı yasaklamakla sonuç elde edilebildi mi?

Hayır.

Devleti ele geçiren laikçi kesim şimdi rahat mı, ehliyet ve liyakat yoksunu, başka hedefleri de olabilen insanlar işte bu yasaklamanın ürünüdür. Bir kere, en fenası bu oldu. Önce, bunu tespit etmemiz gerekir. Gerçek tasavvuf ehli olanlar ve cemaatler, ülke bütünlüğünün teminatıdırlar. Bu böyle bilinmeli.

Baskılar neticesinde, iş, gerçek temsilcilerin elinden kolayca çıkıverdi. Çözüm aranıyorsa şayet, o kolay. Ticarette nasıl ki, referansa bakılıyor ise, bu konu da referansa tabi tutulabilir. Yoksa bir ihtiyacı yasaklamakla, o şey, ihtiyaç olmaktan çıkmaz. İnsanlar o ihtiyaçlarını bir şekilde hallederler. Ama bu sefer de toplumun müşteki olduğu görüntüler çıkar ortaya.

Bütün mesele, ehliyet ve liyakatte. Diyanetin, veya oluşturulabilecek olan bir kurumun, dolayısıyla devletin denetleyici olduğu hususlarda istenmeyen şeylerin meydana gelmesi mümkün olmaz veya asgariye iner.

Denetlemekle yasaklamak ayrı şeylerdir. Evvela, bu, her iki konunun birbirinden tefrik edilmesi gerekir. Ayrıca, yasaklamanın çözüm olmadığı yaşanarak görüldü. Halbuki mesele, aslında basittir. Onu zorlaştıranlar ise, olayın çığırından çıkmasına sebebiyet verenlerdir.

Umarız, bu hadiseler genişletilmez ve hepsini içine alacak şekilde büyütülmez. Eğer, böylesi bir yol tercih edilirse, bu işin cılkı çıkar ve hesap sormaya kalkışanlar, millete hesap vermek zorunda kalabilirler. Halka sorulan yerlerde durum böyle. Bu değişmez.

Gene, dileriz ve bekleriz ki, burnumuza gelen pis kokular, mesul makamda olanları da rahatsız eder ve bu mesele suçlularla sınırlı kalır.