Kültür-Sanat

Pınar gelinler ölmesin!..

Pınar gelinler ölmesin!..

Abone Ol

Yirmi iki yaşında bir kadın. O sıkıntılara katlanırken gelecekle ilgili hayaller kuran bir kadın. Bir akşam vakti kocasıyla balkonda oturmuş. Gece oralarda serîn olmalı, bir hırka almıştır sırtına, kocası devriyeye gitmediği için mutlu olmuştur, kendisini de kocasını da güvende hissetmiştir.

Sonra karanlığın içinde bir alev topu gözüktü. Ardından bir patlama sesi. Ne olduğunu anlayamamış, kımıldayamamıştır bile, şakağındaki bir yanmayla yıkılmıştır. Karısının yıkıldığını gören kocası keskin bir acı hissetmiş, fırlayıp üstüne eğilmiş, genç kadının saçlarının dibindeki kan eline bulaşmıştır. Ani saldırıya karşı hemen koşup karakolda gerekli önlemleri almakla, karısına sarılmak arasında ne yapacağını kestirememiştir biran.

Karakol bahçesinden bağırışlar, emirler, koşan askerlerin postal sesleri duyulmuştur. Sesler kesilmiştir sonra. Sonra bulunan bir araç, bilincini yitirmiş, yüzü kanlanmış genç bedenin aşağıya taşınıp hastaneye götürülmesi. Ve, daha sonra genç kadının bir hastane odasında sonsuz karanlığa karışması. Yıllardır süren savaşın aldığı bir hayat daha.

Adı Pınar‘dı. Yirmi iki yaşındaydı. Kırk günlük gelindi. Anlamsız bir PKK saldırısında öldü... Onun ölümünün ne Kürt halkına bir yararı vardı, ne "özgürlük" mücadelesine. Uzun süren savaşlar, savaşanları çıldırtıyor sonunda, amaçsız, anlamsız bir öldürme isteğine kapılıyorlar ve öldürüyorlar. Bize, ölen gencecik insanların arkasından üzülmek kalıyor sadece. Bir mezrada roketle parçalanan Ceylan‘a, panzerin altında kalan Diren‘e, balkonda kocasıyla otururken başından şarapnelle vurulan Pınar‘a üzülüyoruz. Öfkeleniyor, kederleniyor, bağırıyor, yalvarıyoruz "Bu savaşı bitirin" diye. Sesimiz, Pınar‘ın vurulduğu vadideki karanlığa benzer ıssız bir karanlığın içinde kaybolup gidiyor, kimseye sesimizi ulaştıramıyoruz, öldürmenin bir işe yaramayacağını anlatamıyoruz, savaşı durduramıyoruz.

Savaşanların gaddarlığı birbirine benziyor. Savaş, savaşan iki tarafı da kucaklayıp birbirine benzetiyor. Ceylan ölüyor, Pınar ölüyor, öldürenler "ne kadar haklı nedenlerle öldürdüklerini" anlatıyorlar. Öldürmenin "haklı nedenleri yok" artık, savaşın kahramanları yok, savaşın katilleri ve onların kurbanları var yalnızca. Bir de bitmez tükenmez bir keder var.

Ahmet Altan / TARAF