Piknik!

Abone Ol

Hükümetin iki sene önce “terörle müzakere söz konusu bile değil” (çok daha ağırını söylemişlerdi) deyip de, birkaç seneden beri gizliden yürüttükleri görüşmeleri, “çözüm” adı altında kamuoyuyla paylaşması, medyanın da yanlı haberleriyle gerçek bir çözümmüş gibi sunulmaya çalışılıyor. Terör örgütü ile hiçbir pazarlığın, müzakerenin, verilen hiçbir tavizin olmadığı söylense de, PKK’nın yaptığı “muzafferane” açıklamalara bakınca besbelli bir müzakere sürecinin yürütüldüğü gün gibi aşikar oluyor.

Öyle olmasa, terör örgütü ve hapisteki elebaşı, “ikinci aşamadan”, “üçüncü aşamadan” bahsetmezdi herhalde. Terör örgütüyle görüşülmüş ve anlaşılmış bir “yol haritası” var belli ki, ancak kamuoyu tepkisinden açıklanamıyor büyük ihtimalle. Onun yerine “müzakere yok”, “pazarlık yok”, “taviz yok” şeklindeki “gaz almaya” ve milli hassasiyetlere oynayan, gerçekleri saptıran bir söyleme başvuruluyor. Madem o yok, bu yok, o zaman terör örgütünün ya teslim olması ya da açıkça bu işin bitirilmiş olması gerekirdi. Geldiğimiz nokta ise bundan çok farklı ve terör örgütünün öyle ya da böyle Türk devletiyle “masaya oturmasına” neden oldu. Yani terör ile bir yere vardılar; Türkiye ile pazarlık masasına oturdular.

Sürdürülen görüşmelerin, pazarlıkların neticesinde ortaya atılan sözde “çözüm” sürecini halka açıklayamayan hükümetin “akillere” sarılması boşa değil. Onları öne sürecek ve kendisi en ufak bir olumsuz durumda yine milliyetçi söyleme kayarak (büyük ihtimalle görüşmeleri ve pazarlıkları yapan kendisi değilmiş gibi bir üsluba da başvurarak) durumu toparlamaya çalışacak.

İktidarın sesine dönüşmüş medyaya baksanız, terör çoktan bitti ve her şey güllük gülistanlık oldu bile. Vatandaş yaylara çıkıp piknik yapıyor, bölgeye yatırım yağıyor. Halbuki, öte yandan, terör örgütünün gemi iyice azıya aldığını ve neredeyse kendi kolluk gücünü kurup yol denetimleri yaptığını ise görmüyorlar haliyle. Aynı medya, PKK’nın kendisinin yaptığı “teslim olmuyoruz, sadece sınır dışına çekiliyoruz” açıklamasını, sanki silahlarını bırakıp teslim olmuşlar gibi vermekten çekinmedi. Yani, insanlara alenen yalan söylendi.

Oysa, terör örgütünün elebaşının, Kandil’deki şu andaki liderinin açıklamalarına ve bölgede dağıtılan bildirilere bakarsanız, mesele boyut değiştiriyor ve bir diğer “aşama”ya geçiyor sadece. Hükümet ise, müzakere masasında muhtemelen konuşulmuş bu “aşamalardan” bahsedip toplumu bilgilendirmek yerine, akiller denen zevatı Anadolu’ya salıyor ve güya onların bu halkı ikna etmesini bekliyor. Halk neye ikna edilmeye çalışılıyor, onu da bilen yok.

Kendi kolluk gücünü kurup yol denetimi yapan terör örgütü, vatandaşa dağıttığı bildiride tehdit etmekten de çekinmiyor ve iktidar medyasının yazdığı gibi terörün bitmediğini, asıl bundan sonra esas meseleye (Apo’ya özgürlük) sıra geleceğini söylüyor. Acaba hükümet yetkilileri, PKK’nın kendi kolluk gücünü kurup yol denetimi yapmasından şaşkınlık duyacaklarına, kendilerinin iktidar olduklarını hatırlayıp da devlet ciddiyetine uygun işler yapacaklar mı Yoksa, “her şeyi biz biliriz, her şeyin doğrusunu biz yaparız” zihniyetiyle “bilmemne lobisinin işi”, “provokasyon” vs demeyi mi sürdürecekler

Sonuç itibariyle, “çözüm” diye baştan beri propagandası yapılan, ancak terör örgütünün taleplerine boyun eğmekten başka bir sonuç üretmeyeceği açık olan bir garip süreç, önümüzdeki dönemde hayli ibretlik durumlara götürecek gibi gözüküyor. Gerçekleri halktan saklasanız bile gün gelip açığa çıkacaklarını unutmamanız lazım. Devlet yönetmek için kuru bir öfkeden önce milli bir şuur ve halka karşı şeffaf olmak da lazım. Yoksa, medyadaki “terör bitti, vatandaş pikniğe gidiyor” haberleriyle gerçekleri gizlemek zorunda kalırsınız.