Peygamberlerin farklı özellikleri

Abone Ol

Bütün peygamberlerin ortak özelliği Allah ın (C.C.)

elçileri olmalarıdır. Bundan başka Kur an-ı Kerim peygamberlerin farklı

özellikler taşıdıklarını da açıklar.

Yine ortak bir özellik, her peygamber:

  Dürüsttür,

iffetlidir.

  Sabırlıdır.

  Kendine iman

edenlerin önderidir.

  Merhametlidir.

Ancak bazı peygamberlerin bu özellikleri daha öne

çıkarılır. Kur an-ı Kerim buna vurgu yapar. Kur an-ı Kerim incelendiğinde:

  Hz. Yusuf

aleyhisselamın dürüstlüğüne daha çok dikkat çekildiği;

  Hz. Eyyub

aleyhisselamın sabrı;

  Hz. Davut un,

Hz. Musa nın, Hz. Süleyman aleyhisselamların yöneticiliği;

  Hz. Muhammed

(S.A.V.) Efendimizin merhameti, âlemlere rahmet (Enbiya Suresi, ayet: 107)

olarak daha çok üzerinde durulur, insanlığın dikkati çekilir.

  Hz. Süleyman

aleyhisselamın ordusunun farklı oluşu dikkatimizi çeker. Kur an ın beyanına

göre Hz. Süleyman ın (A.S.) ordusu;

. İnsanlardan,

. Çinlerden,

. Ve Kuşlardan meydan geliyordu.

Kur an-ı Kerim Hz. Süleyman ın bu orduyu denetlediğini

haber verir. Bu denetlemede Hüdhüd isimli kuşun olması gerektiği yerde olmadığı

anlaşıldı. Bir müddet sonra Hüdhüd çıkageldi. Neden olması gerektiği yerde

olmadığı ile ilgili sorgulandığında sebebini şöyle izah etti:

  Güneşe tapan bir

kavim buldum.

  Başlarında bir

kadın (kraliçe) yöneticileri var.

  Kraliçeye ait

büyük bir taht var.

  Çok zengin bir

topluluk.

Hz. Süleyman (A.S.) Hüdhüd ün dünyevi saltanatıyla

tanıttığı kraliçenin mal varlığı ve ihtişamıyla değil, onların güneşe secde

edişleriyle ilgilendi.

Hüdhüd ün haberinin doğruluğunu araştırdı. Bununla ilgili

bir mektubu Hüdhüd ile kraliçeye gönderdi. (Neml Suresi, ayet: 22-26). Hüdhüd

mektubu kraliçeye götürdü. Mektubu alan kraliçe bakanlar kurulunu topladı.

Onların huzurunda mektubu açtı. Okudu ve mahiyetini açıkladı. (Neml Suresi,

ayet: 29-31). Bu konuda meseleyi tartışmaya açtı, fikirlerini sordu. Onların

ekseriyeti Hz. Süleyman ile savaşma taraftarıydı. Sebe kraliçesi savaş

taraftarı değildi. Bunu şu ifadeleriyle beyan etti. Kur an bunu şöyle nakleder:

... Gerçekten krallar, bir ülkeye girdikleri zaman

orasını perişan ederler. Halkından şeref sahibi olanları hor ve aşağılık

yaparlar... (Neml Suresi, ayet: 34)

Ayetten o ana kadar kraliçenin Hz. Süleyman ın bir

peygamber olduğunu bilmediği sonucunu çıkarabiliriz. Gelen mektuptan onun bir

kral olduğunu sanıyordu. Kralların tarzını da oradakilere hatırlatıyordu.

Biliyordu ki, zalim krallar bir yere zorla girerlerse ve idareyi ellerine

geçirirlerse:

   Orayı perişan

ederler.

   Düzenini

bozarlar.

  Halkın mallarını

yağma ederler.

  Mahremiyetleri

çiğnerler.

  Kan akıtırlar.

  Şerefli

insanları değerlerinden ayırırlar.

Kraliçe bu konudaki fikrini böyle açıkladı. Meseleyi sulh

yoluyla halletme taraftarı idi. Hz. Süleyman a elçilerini gönderdi.

Diplomatik görüşmeler sonunda kraliçe Hz. Süleyman ın

yanına geldi. Görüşmeler sonunda Sebe Melikesi olan kraliçe Müslüman oldu. Hz.

Süleyman ın kral değil Allah ın elçisi olduğunu öğrendi. Adil bir yönetici ve

bir peygamber olduğunu anlayınca Hz. Süleyman a hayran kaldı.

Bu örnek yönetici ahlakıyla günümüzde Müslümanları

yönetenler arasında bir mukayese yapabilirsek Kur an ın naklettiği bu olaydan

nasıl bir sonuç çıkarabileceğimiz neticesine varabiliriz.

Bir Müslüman olarak günümüz idarecileri de Hz. Süleyman

(A.S.) gibi adaletli, merhametli, çalışkan, cömert olabilseler. Halkın makamını

halka karşı kullanmasalar... Makamları emanet olarak alabilseler. Halk olması

gereken seviyeye ulaştığında Allah (C.C.) böyle yöneticiler ihsan eder. Allah

(C.C.) Müslümanlara bu seviyeyi, şuuru ve kıvamı nasip etsin...