Önceki yazıda Peygamber Efendimize (S.A.V.) karşı dilindeki zehri ve içindeki fitneyi dışa vuranlardan Samsun 19 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İsrafil Balcı’nın Ankara Okulu Yayınları tarafından 2014 yılında yayınlanan “Peygamberlik Öncesi Hz. Muhammed” adlı mesnetsiz eserini tenkid etmiş; bu hafta devam edeceğimizi belirtmiştik.
Balcı, mezkûr eserinde Peygamber Efendimizin (S.A.V.) peygamberlik öncesi hayatını sıradanlaştırmak, basitleştirmek ve indirgemek için elinden gelen gayreti göstermekte, bunun için çırpınmaktadır. “Peygamberliğine kadar Hz. Muhammed ortalama bir Kureyşli olarak hayatına devam etmiştir” (s. 300) diyen yazar, daha da ileri giderek Peygamberimizin putlardan nefret etmediğini, kendisinden daha müstakim hayat sürenlerin var olduğunu iddia ederek, “O toplumda putperestliğe karışmayan, içki içmeyen veya dürüstlüğüyle tanınan başka insanlar da bulunuyordu. Bunlar arasında Zeyd b. Amr gibi puta tapmayan, halkı putperestlikten uzaklaştırmaya çalışan hatta bu yönde yaptığı konuşmalar yüzünden Mekke’den sürülen insanların varlığından bile bahsedilir” dedikten sonra Peygamberimiz için, “Şayet onun risalet öncesinde bu bağlamda bir özelliği olsaydı müşrikler Zeyd b. Amr gibi onu da sürebilirlerdi. Bu durum, onun o toplumda ortalama bir insan olduğunun en somut delilidir. Dolayısıyla onun putlardan nefret ettiğine dair bir takım iddialar, bu bilgilerle uyuşmamaktadır” (s. 301) deme cür’eti göstermektedir. Balcı’ya göre Peygamberimiz sıradan bir insandır ve putlardan nefret etmemektedir. İddiasına hiçbir delil getirememekte sadece Zeyd b. Amr sürgün edildiği halde Hz. Muhammed neden sürgün edilmedi, o halde onun putlarla derdi yoktu demektedir. Öyle anlaşılıyor ki Peygamberimizin ailesinin güçlü olması hasebiyle kimsenin dokunmaya cesaret edememe ihtimalini göz ardı etmektedir.
Balcı’nın Peygamberimizin (S.A.V.) putlarla derdi olmayan sıradan bir insan olduğu yönündeki tezvirat ve bühtanını okuyunca, İslâm düşmanı bir oryantalistten farksız olduğu kanaati hâsıl oluyor nedense.
Peygamber Efendimizin (S.A.V.) putlara karşı hiçbir tavır sergilemediğini, hatta Balcı’nın kitabın ilerleyen sayfalarında iddia ettiği gibi putlar adına kesilen kurbandan yediği (s. 302, 304), hatta putlara kurban kestiği (s. 305) ve Uzza putuna nispetle oğlu Abdullah’ın ismini önce Abduluzza (Uzza’nın kulu) koyup sonra değiştirdiği (s. 306) gibi mesnetsiz iddiaları kitabına doldurması iyi niyetli bir tutum değildir.
Eğer, Peygamber Efendimiz (S.A.V.), peygamberlik öncesi putlara karşı mesafeli olmasa, putlar adına kurban eti yemiş ve putlara kurban adamış olsaydı en az Balcı kadar eleştirel yaklaşan Mekkeli müşrikler bunu bir delil olarak kullanır ve “Muhammed, sen daha önce bizim gibi putperesttin, şimdi mi putlara karşı çıkıyorsun?” derlerdi. Müşrikler böyle bir suçlamayı asla yapmamıştır.
Balcı’nın, Peygamberimizi (S.A.V.) sıradanlaştırmak için Kur’an-ı Kerim’deki ayetleri de çarpıttığı, tahrif ettiği görülmektedir. Balcı, Araf Suresi 63 ve Necm Suresi 2’inci ayetleri Peygamberimizin sıradan bir insan olduğuna delil getirmekte ve şöyle demektedir: “Dikkat edilirse Kur’an, Hz. Muhammed’e inanmayıp inkârda direnenlere seslenirken, onu ‘içinizden birisi’ (Araf, 63) veya ‘arkadaşınız’ (Necm, 2) (sâhibukum) olarak tanımlar. Bu tanımlamalar, aslında onun kendilerinden farklı bir özellik taşımadığının en açık delilidir ve ona yaptıkları yakıştırmaların tutarsızlığını ortaya koymaktadır. Mezkûr ayetlere bakıldığında, onun cahiliye toplumundaki ortalama bir Arap’tan ne bir üstünlüğü ne de bir farklılığının olmadığını görüyoruz (s. 314).
Bu ifadeler, Balcı’nın Kur’an hakkındaki cehlinden de öte kötü niyeti göstermektedir. Zira Araf Suresi 63’üncü ayetteki “içinizden birisi” ifadesi “sizin gibi sıradan birisi” demek değildir. Dürüstlüğünü ve doğruluğunu bildiğiniz, tanıdığınız demektir ve Peygamber Efendimiz (S.A.V.) için değil Nuh Aleyhisselam için kullanılmaktadır.
Necm Suresi 2’inci ayetteki “bu arkadaşınız” ifadesinin ne anlama geldiğini anlamak içinse ayetin tam mealini görmek gerekir. Ayette, “Battığı zaman yıldıza andolsun ki bu arkadaşınız ne sapmış, ne de eğri yola gitmiştir” denilmektedir. Burada Peygamberimizin (S.A.V.) asla sapmadığı ve yanlış yollara tevessül etmediğine Allah-u Teâlâ tarafından teminat verilmektedir.
“Sâhibukum” yani “bu arkadaşınız” tamlaması tam da Peygamberimizin hayatının şeffaf olduğunu, göz önünde bir hayat sürdüğünü, geçmişinde hiçbir lekenin olmadığını, erdemli, faziletli, ölçülü ve muhatapları tarafından yakından tanınan, bilinen bir kişi olduğunu; pasif ve silik bir şahsiyet olmadığını ifade etmektedir.
Ayetteki “bu arkadaşınız” ifadesinden, “Cahiliye toplumundaki ortalama bir Arap’tan ne bir üstünlüğü ne de bir farklılığının olmadığı” anlamı çıkartmak müşriklerin hatta günümüz oryantalistlerinin dahi aklına gelmemişken böyle bir tahrifi, böyle bir bühtanı, böyle bir savrulmayı hangi vicdan kaldırır; işin vahametini anlatmaya hangi söz kifayet eder ki…
Peygamber Efendimizin (S.A.V.) peygamberlik öncesi hayatını cahiliye dönemi müşriklerin hayatlarından farksız, sıradan ve hatta Zeyd b. Amr kadar hassasiyet sahibi olmayan bir seviyeye indirgemek iyi niyetli bir Müslüman tavrı olamaz.
Peygamberimizin hayatı hakkında bu kadar ön yargılı ve indirgemeci tavır sergileyen İsrafil Balcı, aynı tavrı İslâm’ın ve dolayısıyla Peygamber Efendimizin (S.A.V.) en azılı düşmanları Ebu Leheb ve Ebu Cehil için göstermemektedir.
Balcı, Tebbet Suresi’nin Ebu Leheb hakkında ve aleyhinde nazil olduğunu inkâr ettikten sonra daha da ileri giderek Ebu Leheb’in Peygamber Efendimize karşı, “Çok ciddi düşmanlığı yoktur” demektedir.
Ebu Cehil’den “bilge kişilik” olarak bahsetmekte ve şöyle demektedir: “Ebu Cehil sonradan ona verilmiş bir lakaptır. Oysa o toplum kriterlerine göre asla cahil birisi değildir, aksine bilge bir kişiliktir ve fikrine danışılanlardan birisidir. Davalara bakması nedeniyle hakemlik yaptığı için Ebû’l-Hakem künyesiyle tanınıyordu. Asıl adı ise Amr b. Hişâm’dır. Hz. Muhammed’e akılcı sorular sormasıyla dikkat çekmiştir” (röportaj: independentturkish.com, 17.12.2021).
Peygamberimize (S.A.V.) karşı dili zehirli, sözü batıl, iz’anı meçhul; Ebu Leheb ve Ebu Cehil’i taltif ederek, baldudak olan bu adama ad koymak gerekirse, ne denmesi icap eder?
(Devam edecek.)