8 Mart ta ABD nin New York kentinde 40 bin dokuma işçisi
greve başlamasaydı Sonrasında polis işçilere saldırarak fabrikaya
kilitlemeseydi, çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan
kaçamaması sonucu çoğu kadın 129 işçi can vermeseydi Kadınlar günü olmayacak
mıydı
Sanki dünya toplumları, kadına uygulanan baskıyı 1857 de
fark etmiş Ki, haklarını hemen vermek gereği hissetmiş. Üstelik bunu bir
güne sığdırarak...
Öyle saçmalık olur mu
Hâlbuki kadınlar, her çağda şiddet, zulüm ve baskı görmüş.
Hatta medeniyetin beşiği sayılan Avrupa da bile kadın insan dan
sayılmıyordu.
Ne zaman ki, toplumlar İslamiyet le şereflenmiş, kadın
hakları, köle hakları, her şeyden önce insan hakları gündeme gelmiş ve koruma
altına alınmış.
Gerçi, cehalet döneminde yaşanan kadına zulüm, bu gün de
tekrar etmiyor mu
Elbette, din duygusundan mahrum, Peygamber sünnetinden
uzak yaşayanlar, her ne kadar nüfus cüzdanında Müslüman da yazsa, bu gün
kadına el kaldırmaktan elleri nasır bağlamış.
Katı geleneklerle örülü bir toplumda, kadının zaten adı
yok.
İslamiyet ise, kadına hakkını, adını ve en önemlisi
özgürlüğünü veriyor.
Yani, Peygamberimizin kadınlara olan şefkati ve yaklaşımı
bize rehberlik etmiş, asırlar önce kadınlara olan hakkını teslim etmiş ve kadın
kuruluşlarına ihtiyaç bırakmamış.
***
Peygamber Efendimizin kadınlarla ilgili sözlerini
özetle aktaralım:
-Kadınlar konusunda Allah tan korkun. Çünkü sizler onları
Allah ın emanetiyle aldınız.
-Kadınlar hakkında size hayrı vasiyet ediyorum.
-İki zayıf hakkında sizi uyarıyorum: Yetim ve kadın.
-Sizin hayırlı olanınız ailesine hayırlı olandır. Ben
ailesine en hayırlı olanınızım.
-Kâmil imana sahip Müslüman, ahlâken güzel olandır. En
hayırlı mü min de eşine karşı ahlâkı en iyi olandır.
-Cennet anaların ayakları altındadır.
-Hediyede çocuklara eşit davranın. Eğer ben birisini
hediyede üstün tutacak olsaydım, kızları tutardım.
***
Efendimizin eşlerine olan şefkati dillere destandır.
Hayatına giren eşlerine olan sevgi ve saygısı bizlere
öyle güzel ölçüler veriyor ki, başka örneğe ihtiyaç bırakmıyor. Asla kadınların
kalplerini kırmaz, hatırlarını hoş tutardı.
Mesela;
Bir seferinde Hz. Enes in büyükannesi Peygamberimizi
yemeğe davet eder. Efendimiz bu daveti kabul ederek evlerine gider. Kadıncağızı
sevindirmek için de ona namaz kıldırmak ister... Kendisi de imamlığa geçerek,
Hz. Enes, büyükannesi ve kölelerinin meydana getirdiği bir cemaate iki rekât
namaz kıldırır.
Bir başka örnek;
Yola çıkıldığında kafilede kadınlar varsa Peygamber
Efendimiz (S.A.V.) onların rahat etmesi için her türlü tedbiri alırdı. Bir
sefer esnasında Enceşe adında Habeşistanlı güzel sesli bir köle, vezinli ve
kafiyeli şiirleri makamla söyler Böylece develer daha hızlı yürüyordu.
Develerin hızlı bir şekilde yürümesi üzerine kadınların rahatsız olduğunu fark
eden Efendimiz, Enceşe yi ikaz eder:
Ey Enceşe, cam şişelerin hayvanlarını yavaş sür!
Böylelikle kadınları zayıf, narin ve nazik bir cama
benzeterek, onların incinmesine, acı duymasına gönlü razı olmazdı.
***
Eşlerini hiçbir şekilde üzmez, daima kalplerini
kazanırdı.
Hz. Aişe validemiz olmak üzere bütün hanımları,
Peygamberimizin evde çok sakin, halim ve mütevazı olduğunu söylerler. O nu her
yönüyle mükemmel bir aile reisi, merhametli bir koca, şefkatli bir baba olarak
anlatırlar.
Efendimiz (S.A.V.) ev işlerinde de hanımlarına yardımda
bulunur, koyunları sağar, ev süpürür, elbisesini ve ayakkabılarını tamir eder,
deveyi yemler, çocuklarla ilgilenip ihtiyaçlarını giderirdi.
***
Hayber Zaferi sonrası Hazret-i Safiye annemizle
evlenmişti. Daha birkaç gün önce babası, kocası dâhil bir kısım yakınlarını
kaybeden Hz. Safiye, her ne kadar Müslüman olmuşsa da, birkaç gün içinde bütün
hayatı alt üst olmuştu. Savaştan önce kabile reisinin kızıydı Hz. Safiye...
Mevkii ve pek çok imkânı vardı. Çevresindeki bütün akrabaları, Peygamber
Efendimizin azılı düşmanıydı. Böyle bir ortamda mücadeleye girmişler ve sonuçta
akrabalarının birçoğu ölmüş veya esir edilmişti. Kendisi de savaş esirleri
arasındaydı. Bu haldeyken, Allah Resulü onunla ilgilenmiş, İslamiyet i telkin
etmiş ve özgürlüğüne kavuşturmuş Hatta zarar görmesin diye nikâhına almıştı.
Onun bu kadar çok şeyi, kısa bir zamanda yaşamış olması
ve yeni geldiği çevredeki insanların birçoğunun kabullenmekte zorlanması kolay
olmadı. Zira yalnız, kimsesiz ve çaresizdi.
Efendimiz onunla daha ilk gece sabaha kadar sohbet etmiş,
dert ve tasalarını dinleyerek gönlünü almıştır. Hz. Safiye de Resulûllah ın bu
halinden çok memnun olmuştu.
***
Aynı şekilde Mısır dan Medine ye bir hediye olarak
gönderilmiş bulunan Hz. Mariye annemiz de gurbette tek başına kalmış bir kimse
idi. Peygamber Efendimiz onu da himayesine alarak korumuştu. Efendimiz, onu
ziyaret edip, sohbet eder, çektiği sıkıntıları dinler ve teselli ederdi.
Fahr-ı Kâinat Efendimizin bu hali, gurbette kocasının
evine sığınan, gurbet gelinlerine nasıl davranılması gerektiği konusunda güzel
bir örnek teşkil eder.
***
Kadınlar veya kadın kuruluşları hak arıyorsa,
Efendimizin hayatını okuyup, okuttursun. Yok başka yol.