Bu kâinatın, bütün mevcudatın Yaratıcı olan Rabbimiz (C.C.), bütün mahlûkatı için iki mekân hazırlamıştır:
1) Bu dünya, 2) Âhiret yurdu. Âhiret yurdu, ebedî mekândır. Oranın da iki mekânı vardır, cennet ve cehennem olmak üzere. Dünya, deyince, buna cennet ve cehennem haricindeki bütün mevcudat dâhildir. Üzerinde yaşadığımız dünya, güneş ve gezegenleri, bütün galaksiler, bütün yıldızlar, yedi kat sema, arş, kürsî… İşte bu “dünya” İsrafil Aleyhisselam’ın sûra ilk üfleyişi ile tamamen harap olacak, toz zerresi haline gelecektir. İsrafil Aleyhisselam’ın sûra ikinci üfleyişi ile de bütün mevcudat dirilecek ve hepsi haşir meydanında toplanacaktır. Orası bir “harman yeri” gibidir. Zerre kadar iyilik ve zerre kadar kötülük orada
insanların ve bütün mevcudatın karşısına çıkacaktır.
Bu dünyada da bütün iyilikler, bütün güzellikler (günün aydınlığı, baharın güzelliği, güzel kokular, güzel ameller) cennete, bütün çirkinlikler (kötü ameller, kötü kokular, kötü sözler, vs.) cehenneme gitmektedir.
Biz bu yazımızda “ebedî saadet yurdu” olan cennetten bahsedeceğiz. Rabbimiz, bütün mahlûkatı cennete dâvet etmektedir. “Vallahu yed’û ilâ dârü’s-selâm” [Allah kullarını selâm yurduna (cennete) çağırıyor.] (Yunus Sûresi / 25) Cennetin yolunu göstermek için de peygamberlerini göndermiş, bazı peygamberlere suhûf, bazılarına kitap vermiştir. Kur’an-ı Azimüşşân’da cennet tafsilatlı bir şekilde anlatılmıştır. Sevgili Peygamberimiz de (A.S.M.) cennetle ilgili detaylı bilgiler vermiştir. Miraç hâdisesinde de bizzat cennete girmiş, cennet nimetlerini yakından görmüştür. Öte yandan Rabbimiz, cennetin tafsilatlı kısımlarını rüyasında Peygamberimize göstermiştir.
Biz, “Ölüm Sonrası Hayat”, “Öldükten Sonra Neler Olacak” kitaplarımızda cennetle ilgili tafsilatlı bilgiler verdik. Burada teberrüken iki ayet meali ile iki hadis-i şerif nakledelim.
Buyurun önce ayet-i kerimelerin meallerine bakalım: “İman edip iyi davranışlarda bulunanlara, içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele! O cennetlerdeki bir meyveden kendilerine rızık olarak yedirildikçe, ‘Bu bundan önce dünyada bize verilenlerdendir’ derler. Bu rızıklar onlara (bazı yönlerden dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için cennette tertemiz eşler de vardır. Ve onlar orada ebedî kalıcılardır.” (Bakara / 25)
“Orada (cennette) devamlı akan bir pınar, orada yükseltilmiş tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra dizilmiş yastıklar, serilmiş halılar vardır.” (Ğaşiye / 12-16)
Hadis-i şerifler: “Ashabım! Cennette (tuba denilen) bir ağaç vardır ki, bir süvari onun gölgesinde yüz sene gezse onun gölgesini asla bitiremez.” (Sahih-i Buharî Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi, c. 9 / 47)
“Kevser, cennette rıhtımları altın, tabanı elmas ve yakut, toprağı miskten daha güzel kokan bir ırmaktır. Suyu da baldan tatlı, kardan beyazdır.” (a.g.e., c.7 / 328-42)
Cennetle ilgili ayet-i kerimeleri ve hadis-i şerifleri okuyanlar, o ebedî saadet yurdunu görür gibi olurlar. Ahiret hayatında ölüm olmayacaktır. Cennete girenler ebediyen o saadet yurdunda kalacaklardır. Kadın ve erkek 33 yaşında, boyları da Hz. Adem Aleyhisselam’ın boyunda olacaktır. En son cennete girene on dünya büyüklüğünde yer verilecektir. Yüzlerce köşk, yüzlerce hizmetkâr (melekler orada görünür olacak ve müminlere hizmet edeceklerdir), nehirler, denizler, meyve bahçeleri, insanın aklına hayaline sığışmayacak güzellikler… Hastalık yok, ihtiyarlık yok, elem yok, keder yok, öylesine ki tuvalete çıkma ihtiyacı da yok (ter şeklinde çıkıp gidecek). Sade güzelliklerin olduğu bir mekân. Dünyada bin sene mesut bir hayat yaşayanı düşünün. Cennetin bir saati o bin seneden daha değerli olacaktır. Cennetin bin senesi de bir anlık Cemalullah’la müşerref olmanın yerini tutmayacaktır. En büyük nimet budur. İşte aklı olan bu dünya hayatında böylesine bir nimeti elde etmeye çalışır. Bunun da yolu bellidir. Cennetin anahtarı Tevhidî imandır. Bu imanı elde etmenin ve cennette değerli yerler sahibi olmanın yolu, Peygamber Efendimizin (A.S.M.) yolunu takip etmektir. Peygamber Efendimiz (A.S.M.) yaşayışıyla, sözleriyle, kurduğu İslâm devleti ile, yaptığı cihat hareketleriyle, ibadetiyle, şefkatiyle, merhametiyle, şecaatiyle, güzel ahlâkıyla ümmetine ve bütün insanlığa cennetin yolunu göstermiştir. Aklı olan, hayatı boyunca bu yolu takip eder. Firdevs cennetine talip olarak Peygamber Efendimize (A.S.M.) komşu olmaya çalışır.