"İnanca saygı, zalimlere lânet ve Peygambere sevgi" mitingini, bil-mecburiyet TV5 de izlemek durumunda kaldım. Ama Allah Rasulü nün ruhaniyeti zaman ve mekân ile mukayyet olmadığı için, bencileyin katılamayıp kalben kendini orada hisseden bütün Müslümanları da o ruhaniyet iklimine dahil etmek gerekir. Çünkü, vesile gibi gözükse de karikatür olayı bir tarafa, Allah Rasulü nün ruhaniyeti Müslümanları farklı bir tarzda çağırdı, hatırlatmada bulundu, istikâmet üzere saf tutup yol almanın bereketini ve hayrını adeta muştuladı. Alışkanlıklarla küllenir gibi gözüken bilincimizi, kalbimizi, benliğimizi harlandırdı. Ona doğru bir adım atılırsa on adımla karşılanacağı vaadinin tam da hatırlanması gereken bir zamandaydık.
Aslında peygamber sevgisinin her Müslüman yürekte ne denli bir özgelik taşıdığının farkına varılmasına vesile oldu miting. Evet, İslâm ın öngördüğü inanç ilkeleri çerçevesinde peygamberlik görevi nasıl hıristiyanlık ve yahudilikten ayrı bir anlam içeriyorsa, Müslümanların peygamber sevgisi de bütünüyle farklı, özgü ve özgül bir duyarlık taşır. Peygamber sevgisini bu özelliğiyle içselleştirmemiş bir yürek Yüce Allah a yönelmede ve saf bir imana kavuşmada takatsiz ve yetersiz kalır. Peygamberimizin suretinin tasvire konu edilmemesi, bu farklı, özgü ve özge peygamber sevgisiyle derinden ilgilidir. Zaman ve mekâna mukayyet kılınamayacak, deyim yerindeyse cisimleştirilemiyecek engin, derin ve derûni bir sevgidir bu. Çeşitli biçimlerde, tarzlarda terennüm edilebilir bu peygamber sevgisi, ama daima sınırlı kalır. Koca Mevlâna bu sevgisini "O nun ayağının tozuyum" diye dile getirirken, hem peygamber sevgisinin yüceliğini ve değerini, hem de bu sevgiyi yüreğinde taşımış olmanın gönencini, muştusunu ve mutluluğunu anlatır. Tıpkı Süleyman Çelebi, Fuzulî, Şeyh Galib veya İmam-ı Busûrî (Kaside-i Bürde) gibi.
Batılılar, Avrupalılar, İslâm ın açık, seçik, duru, o ölçüde evrensel hakikatleri ihtiva edişi karşısında nasıl bilinç altlarında, iç benliklerinde derin bir aşağılık duygusuna sahip olmaktan kurtulamamışlarsa, Müslümanların tüm peygamberlere, ayrıca Peygamber Efendimiz e duydukları sevgiyi, bağlılığı ve imanı da bir türlü kavrayamamışlar, açıklayamamışlar ve çözememişlerdir. Nitekim karikatür çizenlerin savunmalarında bunları gözlemlemek mümkündür. "İfade özgürlüğünün sınırını belirlemek", "Müslümanları test etmek" tarzında ileri sürülenler, kendi içlerinde bile çelişkili olduğu gibi, tam bir düşünce yoksulluğudur.
İstanbul/Çağlayan mitingi başta olmak üzere, diğer İslâm ülkelerinde haklı, yerinde ve gerekli olan te lin veya uyarı gösterilerine, bir ölçüde karikatür olayı neden olmuştur. Fakat sadece karikatür olayıyla sınırlandırılacak gösteriler şeklinde değerlendirmemek gerekiyor. Bu gösterilerin temelinde Müslüman halkların (İslâm ümmeti), Peygamber sevgisini tahattür ile inanç ve kültür değerlerine sahip çıkarak, nice bir zamandır ihmal ettiği medeniyetini ihya etme, canlandırma ya da diriliş sürecini açma bilincinin devinmeye başlamasını düşünmek yerinde olur.
Öte yandan Batı uygarlığının öz ve nitelik olarak, insana ve insanlığa barış, düzen ve mutluluk sağlamada yetersizliği daha açık seçik anlaşılmaya başlamıştır. Şimdiye kadar kendi içinde birtakım atılım gösterileriyle bu yetersizliği gözden kaçırabilmiş ve karşılaşılan güçlükler başka yerlerde aranmaya yönlendirilmişti. Mesela, aslında Batı uygarlığının bir hamle gösterisi, bir tür türevi olan marksçılık bir zaman için engel, hatta düşman sayılmıştı. Üçüncü dünya ve İslâm ülkeleri bu engelin kapanına yedilerek oyalanmıştı bir süre. İhtimal bu süre de dolmuştur.
İşte "İnanca saygı, zalime lânet ve Peygambere sevgi" mitingi, bu noktada bir dönüm, dönüşüm işâreti şeklinde algılanabilir, algılanmalıdır. Bir bakıma kendi topraklarında, kendi hayatları içinde hicret etme durumunu yaşamış bulunan Müslümanlar, öz ülkelerine dönüş hazırlığındadırlar. Rehberleri Allah Rasulü olacaktır elbet, yüreklerinde O nun eskimez, pörsümez sevgisi ışıldayacak ve medeniyet ufkuna ağacaktır. Allah ın izniyle, Peygamberin ruhaniyetiyle.
Mitingi gerçekleştiren Saadet Partisi ne ve İstanbul İl Başkanlığı na, özellikle Sayın Osman Yumakoğulları na teşekkür ediyorum.