Peygamber efendimiz'e karşı vazifelerimiz

Abone Ol

Ümmeti olmakla iftihar edip şeref kazandığımız Peygamberimiz’e karşı birtakım vazifelerimiz vardır.

Peygamberimiz’e itaat etmek suretiyle ve O’nun sevgisini her şeyin önüne geçirmekle bu mümkün olur. İtaat olmazsa iddiadan öte geçemez. Allah ve Rasulü’ne itaat olmadan din olmaz.

“Allah ve Resulü’ne itaat ediniz.” (Maide-92)

Bir hadis-i şeriflerinde Allah Resulü, “Sizden biriniz Beni, anasından, babasından, evladından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş sayılmaz” (Buhari) buyurmaktadır.

Peygamber Efendimiz’in ismi zikrolunduğu zaman, O'na salavat getirmek de bir vazifedir.

Peygamber Efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde “(Esas) Cimri, yanında ismim zikrolunduğu zaman Bana salatu selam getirmeyendir” buyurmaktadır.

Peygamberimiz’e özellikle Cuma günleri olmak üzere her vakit salatu selam getirmek önemli bir salih amel olarak kabul edilir. Bu konuya teşvik eden pek çok hadis-i şerif mevcuttur.

Peygamberimiz’in sözlerini, insanların şahsi görüşlerinin önüne geçirmek de önemli bir vazifedir. Peygamberimiz’e dayandırılan hadislerin sıhhatini tespit etmek için yapılan iyi niyetli çalışmalar da bir vazifedir. Bu durumu

Rasulüllah Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde, “Her kim Benim söylemediğim bir sözü Benim adıma söylerse (Bu Allah Rasulü’nün hadisidir derse) cehennemde yerini hazırlasın” (Buhari) buyurarak işin sınırını belirliyor. Ayrıca kişinin gücü yettiğince sünnetlerle amel etmesi gerekir.

“Gücünüz yettiğince Allah’tan korkun.” (Teğabun-16)

Allah’tan korkmaya güç yetirmek ancak ahlak, ibadet vb. konularla alakalı hadisleri uygulamakla mümkün olur.

Peygamber Efendimiz’e karşı çok önemli bir vazifemiz de; güzel bir üslupla O’nun sünnetlerini ve hadislerini insanlar arasında yaymaktır. Efendimiz, “Benden bir ayet bile olsa insanlara ulaştırınız.” (Buhari)

Kişi, bir ayet veya bir hadis de olsa usulüne riayet etmek kaydıyla onu insanlara ulaştırma azminde olmalıdır.

Peygamberimiz’in sünnetlerini bozmaya çalışanlara ve insanların hadislere karşı kafasında şüphe tohumları saçmaya çalışanlara karşı onun sünnetlerini savunmak en temel vazifelerimizdendir. Özellikle günümüzde "bize Kur’an yeter" sloganıyla Kur’an’ı hiç anlamamış ve tek niyetleri hadis-i şerifleri devre dışı bırakmak isteyen bir zümreye karşı uyanık olup onların şerrinden ümmeti korumak lazım. Ne gariptir ki; insanların bir kısmına nesebi, kabilesi, meşrebi, şeyhi ve lideri hakkında dil uzatılsa çok sinirlenir ve onu en üst düzeyde savunma ihtiyacı hisseder, fakat Peygamberimiz hakkında veya O’nun vahiy mahsulü olan sünnetleri hakkında konuşanlara hiçbir itirazda bulunmaz. Şüphe yok ki; bu durum, Peygamberimiz’e olan muhabbetin zayıflığındandır.

Cennete talip olan, istikamet derdi olan her Müslüman; Peygamber Efendimiz’in yasakladığı şeylerden uzak durmalıdır. Peygamberimiz bir hadis-i şerifinde, “Ümmetimin hepsi cennete girecek, ancak diretenler hariç.” Dediler ki; “Diretenler kimlerdir Ey Allah’ın Rasulü! Efendimiz şöyle buyurdu: “Bana itaat eden cennete girer, bana isyan eden dedirtendir.” (Buhari)

İhtilaf anında sünnete müracaat etmek, Rabbimizin emrettiği önemli bir vazifedir:

“Bir şey hakkında aranızda anlaşmazlığa düşerseniz; onu Allah ve Resulü’ne götürün.” (Nisa-59)

Yani kitaba ve sünnete müracaat edin.

Ama ne kadar üzücü bir durumdur ki; böylesi önemli bir mevzuda insanların ekseriyetinin farklı tarzlarda hareket ettiğini görürüz. İhtilafa düşmek, belki normaldir ama o ihtilafın çözümünü Allah ve Rasulü’ne götürmemek asla normal değildir.

Peygamber Efendimiz’in emir ve yasaklarına tereddüt etmeksizin tam bir şekilde teslim olmak gerekir.

“Ey iman edenler! Sizi diriltmeleri için Allah ve Resulü çağırdığı zaman icabet edin.” (Enfal-24) Peygamber Efendimiz çağırdığı zaman sahabenin icabeti bizim en büyük örnektir.

Peygamberimiz’in peygamberlerin sonuncusu olup ondan sonra peygamber gelmeyeceğine iman etmek imani bir vazifedir. O’ndan sonra kendisini rasul veya nebi diye isimlendiren ve onlara iman edenler kâfirdir.

Peygamberimiz’in hayatını en güzel şekilde okuyup, anlayıp hayatımıza hâkim kılmaya çalışmak ve anlatmak, yine atlanılmaması gereken önemli bir vazifedir.

Peygamberimiz’in ashabını ve sevdiklerini sevmek de Peygamberimiz’e karşı bir hak ve vazife olduğu gibi onun sünnetine sarılanları da sevmek bir vazifedir.

Bununla birlikte Peygamberimiz’in gösterdiği yola muhalefet edenlere ve sünnet düşmanlarına buğz etmek ve onlara karşı mücadele etmek de bir vazifedir. Sevelim veya sevmeyelim, kim söylerse söylesin sünnete muhalif olan görüş ve sözleri kabul etmemek de bir vazifedir.

Sonuç itibarıyla;

Kur'an, sünnet senden bize emanet; sarılmaz isek incinirsin efendim.

Şefaatini umarım efendim.