Peygamber Efendimize büyük ihtiyacımız vardır (3)

Abone Ol

Mekke de iken her türlü kötülüğe engel olmak amacıyla erdemliler topluluğunda yer alışını, Mekke site devletinde hiçbir kötülüğe bulaşmadan haksızlıklarla mücadele ile geçen nezih gençliğini okumaya hiç ihtiyacımız yok mudur

* Yirmi beş yaşında iken Hz. Hatice (R.Anha) validemiz ile dostluk ve arkadaşlık üzerine kurduğu aile yapısını, vahiy geldikten sonra ALLAH ın dinini insanlara ulaştırmak için giriştiği hikmetli mücadelesini okumaya ihtiyacımız yok mudur

* Ebû Kubeys dağından yaptığı çağrıyı, cahiliye toplumu ile mücadelesini, Erkam ın evindeki toplantılarını, muhasara altına alınmasını, Habeşistan a hicretleri, Medine yi arayışını, Taif te taşlanışını ve yaralar içinde: Abdullah (R.A.) den rivayete göre:

"Yarabbi! Kavmimi mağfiret eyle! Çünkü onlar bilmiyorlar" (Buhari; Enbiya: 52; No: 3290; 3/1282, Taberâni, el-Mucemu l-Kebir; No: 5694; 6/120) deyişini hatırlamaya ve iliklerimize kadar hissetmeye ihtiyacımız yok mudur

* Medine ye hicretini, hicretten önce kadınlı erkekli Akabe buluşmalarını, mescidi inşasını, Evs ve Hazrec in yıllar yılı süren kavgalarına son verip, Ensar ve Muhaciri birbirine kardeş kılışını anlamaya ihtiyacımız yok mudur

* O nun eğitiminden geçen ve her biri, insanlığı aydınlatan birer meşaleye dönüşen arkadaşlarını, ashabını, tanımaya, öğrenmeye ihtiyacımız yok mudur

* Hz. Ebûbekir (R.A.) nun dostluğunu ve sadakatini, Hz.Ömer (R.A.) nun hikmetini ve adaletini, Hz. Osman (R.A.) nun iffetini, hayasını ve cömertliğini, Hz. Ali (R.A.) nun ilmini ve cesaretini bu çağa taşımaya ihtiyacımız yok mudur

* On yıl içinde dünyaya egemen iki medeniyeti dize getirecek örnek bir toplum oluşturmasını okumaya ve anlamaya ihtiyacımız vardır. Krallara gönderdiği o muhteşem mektuplarını, her biri bir destan olan Bedir, Uhud, Hendek, Hayber ve Tebük ü okuyup anlamaya ihtiyacımız yok mudur

* Yahudileri de içine olan Medine Sözleşmesini, Necranlı Hıristiyanlara yaptığı muameleyi, Hudeybiye de sulh için gösterdiği çabayı, Mekke nin fethinde Ebû Süfyan ı, Hind i ve amcası Hz. Hamza nın katili Vahşi de dahil herkesi affedişini; Huneyn de aldığı ganimetleri fakirlere dağıtışını, veda haccını, insanlık tarihine altın harflerle yazılması gereken veda hutbesini; Enes bin Malik (R.A.) den rivayete göre:

"İnsanlar bir tarağın dişleri gibi eşittir. Çünkü hepiniz Adem densiniz, Adem de topraktandır. Hiçbir kimsenin diğer bir kimseye üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir." (Deylemi, Firdevs, No: 6883, 4/301, Keşfu l-Hafa, No: 2846, 2/326) buyuruşunu; Süleyman b. Amr b. Ahvas (R.A.) den rivayete göre:

"Dikkat! Kadınlara hayırla muamele edin, onların sizin üzerinizde hakları vardır." (Tirmizi, Rada : 11, No: 1163, 3/467, İbn Mâce, Nikah, 1841) diye haykırışını ve nihayet Hz.Aişe (R.Anha) dan rivayete göre:

"En yüce dosta gidiyorum." (Buhari, Megazi: 79, No: 4194, 4/1620)  diyerek dünyaya veda edişini, veda ederken de Hz.Ali (R.A.) den rivayete göre: "Gözümün nuru namazı bırakmayın." (Ebû Davut, Edeb: 133, No: 5156, 2/761) buyuruşunu hatırlamaya ve anlamaya ihtiyacımız yok mudur

Elbette çok, ama çok vardır. Bu sebeble Kutlu Doğum Haftasında, insanlığın hayat ufkuna aydınlık bir devir açan Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin dünyayı teşriflerini kutlarken, O nun örnek, üstün şahsiyetini ve güzel ahlâkını tanımaya, getirdiği evrensel çağrıyı, mesajı anlamaya ve bütün bunların özünde barındırdığı dinamizmi, ruhu çağımıza taşımaya olan ihtiyacımızı bir kez daha fark etmekteyiz.