Yurtdışındaki petrole ilişkin yatırımlar ve bu alanda yapılacak olan faaliyetlerden de yine bu kurum sorumludur. Kuveyt petrollerinin tarihi 1938‘de başlamıştır. Ancak bu kurum 1980 yılında tesis edildi. Kuveyt devleti şu an dünya üzerinde en çok petrol üreten devlet konumundadır. Ve yine en zengin petrol rezervleri de Kuveyt‘te bulunmaktadır.

Kuveyt tarihi hakkında bilgilerimizi tazeledikten ve bu konuda yapılan belgesel çalışmaları, görsel faaliyetleri bizzat yerinde inceledikten sonra bugün Kuveyt‘i dünyanın en önemli zengin ülkeleri arasına katan petrolleri hakkında yapılan çalışmalar bilgi almak üzere Kuveyt Petrolleri Planlama Dairesi‘ni ziyaret ediyoruz.

Bizi burada genel direktör ve yönetim kurulu üyesi Haşim M. el Rıfai Bey karşılıyor. Kısa bir tanışma sohbetinin ardından kurum hakkında bilgi veriyor.

Haşim M. el Rıfai: Ülkemize gelmenizden ve bizi ziyaret etmenizden dolayı son derece memnuniyet duyduk. Şu an merkezinde bulunmuş olduğunuz müessese Kuveyt Petrollerini temsil ediyor. Bu kuruma tabi olan 10 tane şirketimiz var. Bu kurumlarla birlikte Kuveyt‘te petrole ilişkin bütün faaliyetler ve işlemlerden sorumlu tek kurumuz. Yurtdışındaki petrole ilişkin yatırımlar ve bu alanda yapılacak olan faaliyetlerden de yine bu kurum sorumludur. Kuveyt petrollerinin tarihi 1938‘de başlamıştır. Ancak bu kurum 1980 yılında tesis edildi. Kuveyt devleti şu an dünya üzerinde en çok petrol üreten devlet konumundadır. Ve yine en zengin petrol rezervleri de Kuveyt‘te bulunmaktadır.  Ben Kuveyt Petrolleri Planlama Dairesi‘nde üye olarak görev yapmaktayım. Aynı zamanda Kuveyt Petrolleri Üretim Artırma Dairesi‘nde de Mütevelli Heyeti üyesiyim. Kuveyt Petrollerine ilişkin çalışma ve deneyimim 30 yılı aşkın bir zamanı kapsıyor.

Batıyla ilişkilerimiz petrol zenginliğimize dayanıyor

Millî Gazete: Dünyadaki son dönemlerde yaşanan olayların, gelişmelerin ve kavgaların en önemli nedenlerinden bir tanesi petroldür. Geçmişte Kuveyt devleti ve halkı da bu nedenle Saddam örneğinde olduğu gibi acı bir tecrübe yaşadı. Son gelişmelerle birlikte bütün dünyada petrol fiyatlarında büyük bir artış yaşanıyor. Bu fiyat artışlarının size göre sebepleri neler olabilir. Ve bu artışlar nereye kadar gidecektir?

Haşim M. el Rifai: Tabi petrol, daha çok stratejik bir ürün olarak telakki ediliyor. Batı ülkelerindeki iktisadi kapasiteye göre petrol gelir kaynağı olarak görülmemektedir. Çünkü petrol kaynakları ya çok kısıtlıdır veya hiç yoktur. Ancak bulunduğumuz bölgenin iktisadi kapasitesini değerlendirecek olursak, Orta Doğu ülkelerinin gelir kaynakları sıralamasında petrol birinci sırayı almaktadır. Bölgemizin en önemli gelir kaynağı ve ürününün petrol olması nedeniyle Avrupa ve diğer batı ülkeleriyle ilişkilerimiz hep petrol nedeniyle olmuştur.

Bütün dünyadaki benzin istasyonlarındaki fiyat artışlarına bakacak olursak; bu daha çok pazarlardaki dinamizme dayanıyor. Akaryakıt istasyonlarındaki benzin fiyatları ne OPEC tarafından ne de herhangi bir devlet tarafından belirlenmiyor. Her ülkenin kendi piyasası veya o devletin hükümetlerinin politikaları tarafından belirlenmektedir.

Dünya genelinde petrol fiyatlarının artmasına gelince; özellikle Körfez Yardımlaşma Birliği petrol fiyatlarının bu derece artmasına kesinlikle taraftar değildir, bu kadar artmasını kesinlikle istemez. Dünya piyasalarında petrol fiyatları arttığı zaman Avrupa ve batı ülkelerinde beklenen şudur: Kendi rezerv olarak ellerinde tuttukları ihtiyati petrollerini devreye sokarak fiyat artışlarının önüne geçilmesidir.

Oysa ki bugüne kadar bunu hiçbir ülke yapmadı. Biz körfez ülkeleri olarak, petrolü üreten kaynak ülkeler olarak fiyat artışlarının yaşandığı dönemde en sıkıntılı zamanlarda kullanmak için tuttuğumuz petrolleri kullanırken, dünyadaki artışı önlemek veya yüksek fiyatları düşürmek için bizler fedakârlık yaparken batı kesinlikle bu fedakârlığı yapmıyor. Fiyatlar nereye çıkarsa çıksın hâlâa kendi ihtiyati petrollerini, rezerv ettikleri petrollerini tutmaya, hatta artırmaya devam etmektedirler.

Aynı şekilde pazar gözüyle dünya iktisadi durumu hâlâ istenilen noktada değil. Dolayısıyla dünyadaki petrol fiyatlarının artışının kimseye faydası olmuyor. Ancak bazı stratejik nedenlerle petrol fiyat artışları yaşanıyor. Zaten petrol ilk ortaya çıktığı günden bu yana hep stratejik bir ürün olarak ele alındı ve hep öyle görüldü. Şöyle bakacak olursak, hangi ülkeler arasında petrol borusu varsa asla bu borular düzgün değildir. Mutlaka bir takım sıkıntılar oluyor.

Dünyada kullanılan petrol miktarı 86 milyon varil

Millî Gazete: Öyleyse şunu söyleyebilir miyiz? Dünyadaki petrol fiyatlarının artış nedeni üretici ülkeler değil, batı ülkelerinin gözlerinin açlığıdır.

Haşim M. el Rıfai: Ortada kullanılmayan bir enerji var, bir güç var. Yani yeterli miktarda birikmiş, rezerv edilmiş petrol var. Peki, bizim fiyat artışlarına neden olarak gördüğümüz bu rezervler ne zamana kadar artırılmaya devam edecek ve ne zamana kadar kullanılmayacak. Bu rezervlerin kullanılmamasından kaynaklanan bir sıkıntı var. Bütün dünyada kullanılan petrol miktarı 86 milyon varildir. Maalesef bu kadar petrol tam olarak kullanılmıyor. Tabi bu kadar petrolün bir kısmının rezerve edilmesi, elde tutulmaması, kullanım dışı tutulması acaba batının aç gözlülüğünden midir? Petrolle ilgili politikalar devletlerin siyasetleridir, siyasi otoriteleridir. Bazı büyük ülkelerin stratejilerinin tercüme edilmesi, bazı yersiz korkular ve fobiler, bazı yazarların yazdıkları senaryo içerikli yazılar bile bunlara sebep olabiliyor. Şu an bütün dünyada nükleer enerjiye ilişkin yazılan, çizilen, ayyuka çıkarılan haberler bunların başlıcaları olabilir.

Fiyat artışlarından faydalanan ülkeler ise petrol ürünlerinden aşırı vergi alan ülkelerdir. Çünkü onların petrol ürünlerinden aldıkları vergilere baktığımızda bizim üretimimizden ve satış fiyatlarımızdan bile kat kat fazla olabiliyor. Şu an alternatif enerji kaynakları üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Ancak bunların maliyetleri son derece yüksek olduğu için maliyetlerinin altından satamayacakları için ve kâr marjları ile vergilerden vazgeçemeyecekleri için son derece pahalıya mal olmaktadır.

Katar Petrol Bakanı uzun bir müddet önce Avrupalı ülkelere seslenerek dedi ki; ‘Biz size petrolü bedava verelim. Ancak siz de bize bu petrol üzerinden aldığınız vergilerin yarısını bize verin.‘ Norveç‘in neredeyse bizim kapasitemizde petrolleri var. Onlar da birden petrol ürünleri üzerinden aşırı vergi almaya başladılar.

"Saddam‘ın faturasını birlikte ödedik"

Milli Gazete: Petrolün stratejik bir enerji olması nedeniyle petrol üreten ülkeler her zaman bazı batı devletlerinin hedefi haline gelmekte ve sık sık acı durumlar yaşanmaktadır. Bugün kuzey Afrika başta olmak üzere körfez ülkeleri ve komşularımız da bu acıları yaşamakta. Batının aç gözlülüğü ve doymaz iştahı olduğu sürece bu acılar yaşanmaya, petrol üreten ülkeler hep hedef olmaya devam edecek. Gelecekte bu acıların, işgallerin ve katliamların yaşanmaması için neler yapılmalıdır?

Haşim M. el Rıfai: Eğer kendi evimde iç meselelerden sıkıntı çekiyorsam ve benim komşum müreffeh bir hayat yaşıyorsa, ben zengin, o fakir ise ben onun içinde bulunduğu müreffeh hayatını Körfez ülkeleri geçmişte şu an sıkıntı içerisinde bulunan ülkelerden çok daha fakir ülkeler idiler. Bizim iktisadi ilişkilerimizi daraltan ve bizim ilişkilerimizi, bağlarımızı zedeleyen yatırımlarımızı şikâyet etmekte olan ülkelere yapıyoruz. Buna örnek olarak Ürdün‘ü gösterebiliriz, Mısır‘ı gösterebiliriz. Bu ülkelere yaptığımız yatırımları daha kendi ülkemize yapmış değiliz. Irak‘ın Kuveyt‘i işgali bütün ülkelere bir zarar olmuştur. Bu işgalin zararını en az bizim kadar Libya, Tunus, Mısır, Ürdün gibi ülkelere de olmuştur. Saddam‘ın faturasının bizimle birlikte bunlar da ödemişlerdir.

Millî Gazete: Türkiye ile Kuveyt arasında enerji işbirliği hangi düzeydedir? Bu alanda işbirliğinin ve ticaretin gelişmesi için neler yapılabilir?

Haşim M. el Rıfai:  Şu an Kuveyt‘ten Türkiye‘ye ham petrol ihracatı olmuyor. Çünkü Türkiye petrol ihtiyacının çok büyük bir kısmını daha yakın komşularından temin ediyor bildiğimiz kadarıyla. Fakat petrokimya alanı yan sanayinde kullanılan bazı ürünleri Türkiye‘ye satıyoruz. Fakat Türk sanayicileri ve işadamlarıyla Kuveyt işadamları ve sanayicileri arasında ilişkiler var. İki ülke arasındaki ilişkilerin ve ticaret hacminin yükseltilmesi için her iki taraf yöneticiler arasında görüşmeler ve gayretli çalışmaları var. Karşılıklı olarak heyet ziyaretleri ve yapılan anlaşmalar var.

Bilim Merkezi  ve Akvaryum Center

Arşiv merkezindeki görüşmemiz sonrasında program gereği Kuveytliler için önemli olan Bilim Merkezi ile aynı mekan içerisinde bulunan Akvaryum Center‘ı ziyaret ediyoruz. Bilim merkezinde Kuveyt tarihini üç buutlu olarak anlattıkları bir saatlik bir film izliyoruz. Büyük masraflar yapılarak hazırlanmış olan film gerçekten izlenilmesi gereken önemli  bir yapım. Bilim merkezinde özellikle çocukların bilgisini geliştirmeye yönelik oyuncaklar ve yapımlar, teknolojinin imkanları kullanılarak hazırlanmış. Kuveytliler tarihlerinin her döneminde yer alan araç ve gereçleri korudukları gibi müzelerde bugünlere taşımışlar. Bilim merkezinin deniz tarafında da eski dönemlere ait bir tahtadan yapılmış büyük bir kayık geçmişin hatırası olarak  yanındaki küçük kayıklarla birlikte sergileniyor. Balıkçılık Kuveytliler için geçmişin önemli geçim kaynaklarından birisi imiş. Şu anda her ne kadar anılarda kalsa da balıkçılıklarını hatırlatıcı,  anılarını şehrin her meydanına resmetmişler.

Muhabir: Haber Merkezi