İslâm düşmanları birleşmiş milletler halinde saldırıyor. Hıristiyanı, Yahudisi, ateisti, ineğe tapanı, fareye tapanı… Topu “birlik” halinde saldırıyor. Oysa “birlik” olmak Müslümanların şiârıydı. Rabbimiz (cc); Mü’minlerin kardeş olduğunu, İslâm’a, Kur’an’a topluca sımsıkı sarılmamızı, tefrikaya düşmememizi, bölünüp parçalandığımız zaman gücümüzün ve heybetimizin gideceğini, tıpkı bir binanın taşları gibi omuz omuza verip Allah’ın dinini yüceltmek için cihad etmemizi ferman buyurmuştu. Sevgili Peygamberimiz de (asm) Mü’minlerin birbirine bağlılığını, parçaları birbirine bağlanıp yekdiğerini tahkim eden bir binaya benzetmiş, Mü’minlerin birbirini sevmedikçe iman etmiş olamayacağını beyan buyurmuştu. Geliniz evvelâ bu konuyla ilgili âyet-i kerimelerden bazılarına mûteber tefsirlerden de istifadeyle meâlen bakalım:
“Hep birlikte Allah’ın ipine ( İslâm’a, Kur’ân’a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. (Birbirinize arka çevirmeyin. Birbirinizi düşman telakki etmeyin. Birbirinizle cenk ve cidâle kalkışmayın. Hak ve hakikate muhalif hareketlerde bulunmayın.) (Âl-i İmrân Sûresi / 103)
“Allah’a ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin. Sonra korkuya kapılırsınız da devletiniz (gücünüz) gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfâl Sûresi / 46)
“Mü’minler ancak kardeştirler (Mü’minler birbirinin kardeşidir). Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki esirgenesiniz.” (Hucurât Sûresi / 10)
“Allah kendi yolunda kenetlenmiş bir duvar gibi saf bağlayarak savaşanları sever.” (Saf Sûresi / 4)
Şimdi de bu âyet-i kerimelerin tefsiri mahiyetinde olan hadis-i şeriflerden bazılarına bakalım. Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyuruyor:
“Mü’min için Mü’min, sağlam yapılmış bir binânın birbirine kuvvet veren elemanları gibidir.” (Buhârî, Salât: 88; Müslim, Birr: 65; Tirmizî, Birr: 18; Neseî, Zekât: 67; Riyâzü’s-Sâlihin, 220 no’lu hadis)
“Siz mü’min olmadıkça Cennet’e giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de mü’min olmazsınız. Yaptığınız takdirde sevineceğiniz bir şeyi size söyleyeyim mi Aranızda Selâm’ı yayınız.” (Riyâzü’s-Sâlihîn, 851 no’lu hadis)
Şu âyet-i kerimelerin ve hadis-i şeriflerin projektörlerini günümüze çevirelim ve hâl-i pür melâlimize bakalım: Kur’ân bize, “sizler kardeşsiniz, bölünüp parçalanmayın” diyor. Bizler ise kardeşlik şöyle dursun, en şiddetli hasımlar gibi birbirimizin boğazına sarılmışız. Süleymaniye, Selimiye, Sultanahmet, Ayasofya gibi selâtin camilerin kubbelerine bakınız. Bu kubbeler günümüz camilerinde olduğu gibi, betondan değil, taştan yapılmışlardır. Yüzlerce, binlerce taş, omuz omuza vermiş, ortaya koca binayı asırlardır ayakta tutan böyle ihtişamlı bir yapı çıkmıştır. İşte hadis-i şerifte bizlere bu sır hatırlatılmaktadır. Bizler ise kubbelerin yüzlerce yıldır ayakta duran bu taşları kadar olamadık. Bırakın omuz omuza vermeyi, Müslümanlar neredeyse birbirinin gölgesine kurşun sıkacak hale gelmiş.
Kabul, işin içinde, nefis var, şeytan var, şeytanın akıl hocaları olan Yahudi komiteleri ve şeytana pabucunu ters giydiren İngilizler var. Şu var, bu var, var oğlu var. Tamam da bizim de elimizde Kur’an var, hadis var, Allah’ın verdiği akıl var, o aklın içinde fikir var. Niçin düşünmüyoruz, niçin akıl etmiyoruz, niçin kendimize gelmiyoruz Bakınız işte gözler önünde kâfirler bize “birlik” halinde saldırıyor. Biz niçin “birlik halinde” kendimizi müdafaa etmiyoruz. Diyeceksiniz ki, “birliği” sağlayacak “başımız” yok. Başımız olması gerektiğinin farz olduğunu hatırladıysak ve 61 değil de tek devlet, tek reis olması gerektiğini akıl ettiysek, bu da mühim bir gelişmedir, İnşallah arkası gelir…