Bir televizyon izleyicisinin ibretlik şikayetini
okumuştuk birkaç sene önce. Minik çocuğunun hararetle ve hayranlıkla Pepee
çizgi filmini izlediğini ve o karakterden birçok şey öğrendiği noktasından
hareketle Pepee niye namaz kılmıyor serzenişinde bulunuyordu söz konusu
vatandaş. Öyle ya, çocuğa terbiyesini vermesi gereken de, dinini öğretmesi icap
eden de Pepee nin ta kendisiydi ya! Çok ayıp etmişti Pepee
Günümüz insanının ve dahi toplumun gittiği noktayı çok da
iyi görme imkanı bulamıyor insan. Toplumsal dinamiklerin ve değer yargılarının
değişmesi birkaç on yıldan beri oldukça hızlı yaşanıyor. Önceden baba ile oğlu
arasındaki fark için kuşak çatışması kafi gelirken, şimdi belki de kardeşler
arasında bile böyle bir tanımlama yapılabilir. Bir şeylere adapte olmaya, ayak
uydurmaya çalışırken tarihi, kültürel ve inanç süzgecinden damıtarak hayatımıza
kattığımız birçok değer, sonraki nesiller için anlam ifade etmemeye başlıyor.
Değer yargılarında, insanlık erdemlerinde sürekliliğin bozulması, toplumun da
çok kötü bir şekilde yozlaşmasına sebep oluyor.
Kötü gidişatı tüketim toplumuyla ve kapitalist ahlakla
(veya ahlaksızlıkla) açıklamak gayet de mümkündür. 80 sonrası hem siyasi (12
Eylül darbesi), hem de ekonomik (24 Ocak Kararları) bağlamda hayata geçirilen
uygulamaların meyveleri birkaç on yılda alındı ve bugün gelinen noktada da
toplum Amerikan çakması bir ucubeye doğru hızla gidiyor. Tüketmekle kendini
anlamlandıran, öze değil de sonuna kadar şekle itibar eden, köşedönmeci,
benmerkezli, şımarık, patavatsız, saygısız, usul-erkan bilmeyen, mütevaziliğin
erdemine yabancı, şuursuz bir insan tipi iyiden iyiye artıyor. Elbette ki
çoğunluk böyle demek değil bu, ancak azımsanmayacak sayıda oldukları da bir
gerçek.
Misal, toplum içerisinde liseli veya 18-20 yaşlarındaki
gençlerin oturup kalkmasına, konuşmalarına, hal ve tavırlarına bakın. Maalesef
birçoğu asgari düzeydeki adab-ı muaşereti bile ıskalar bir vaziyette. Yanında,
yamacında kadın mı var, büyükler mi var aldırmadan sinkaflı ve yakası açılmadık
küfürlerle şakalaşmakta hiçbir beis görmüyorlar. Bunun kabahati sadece
ana-babada değil belki ama suçun büyüğünün de çocuklarını yetiştirme işini
televizyona, internete vs bırakan ebeveynlerde olduğunu tespit etmek gerekli.
Günümüz aileleri, gerek karı koca çalıştıklarından
gerekse de eskisi gibi çocuklarıyla bilfiil ilgilenmek yerine para harcayıp
çeşitli vasıtaları (kurs, dersane, özel hoca vs) kullandıklarından, çocuklarını
bizzat yetiştiremiyor artık. Ya gönderdiği kursun, ya özel ders veren hocanın
ya da Pepee nin çocuğunu yetiştirmesini istiyor. Bizzat ilgilenmek yerine
çocuğunu televizyona, bilgisayar oyununa, internete teslim ederken yorgunluğu
ve dahi kendi rahatını öne çıkararak sorumluluktan kaçıyor. Geleneksel yöntemi
sert bulup, disiplinin yerini şımarıklığa götüren bir hudutsuz hoşgörü alınca
da çocuklara gem vuracak, yetiştirecek hiçbir şey kalmıyor. Nasıl ki Alman ın
teknolojisi, makinesi kadar disiplini de bir markaysa, bizim de haytalığımız
bir marka olma yolunda ilerliyor. İnsan yetiştiremeyen bir toplumun huzur ve
sükunu sağlayamaması, şuursuz ailelerce hiçbir yöne sevkedilemeyen ve adeta
sokağa salınan niteliksiz ve amaçsız gençlerle de somutlaşıyor. Bu manzarayı
(evlerden ırak) uyuşturucu vs gibi rezaletler de tamamlıyor artık.
Bu noktada Radikal den Tayfun Atay ın şu tespiti de
önemli: Nihayetinde bir ekonomik sistemin (kapitalizm) ihtiyaçlarına uygun bir
çalışan ve ulus-devletin ihtiyacına uygun bir yurttaş haline getirilmek
üzere çocuğun evinden ve ebeveyninden koparılarak okula kapatılma sı ile
karakterize edilebilecek modern bir süreçtir çocukluk Ana-babasından
koparılması kadar ana-babanın da kapitalist sistemin çarkları arasında
ezilmeleri münasebetiyle devre dışı kaldıkları bir çocuk, ster istemez
Pepee nin yetiştirmesine muhtaç oluyor.
Belki de mevcut ekonomik sistem dahilinde, Pepee ye sitem
eden vatandaşa hak vermek gerekiyor. İnsan doğasına ve ruhuna uymayan bu
sistemi, canı gönülden kabullenenlere suç bulmak gerek biraz da