Pencere

Abone Ol

Kuşkusuz 7 Haziran seçimlerinin odak noktasını oluşturan

Seçim Stratejisi iktidar partisinin Yeni Türkiye sloganının içinde gizli

olan Başkanlık Sistemi ydi. Cumhurbaşkanlığı makamına oturan, ama tarafsız olma

noktasında hiçbir gayret göstermeyen, seçim atmosferinin hissedildiği ilk

günden itibaren, ne olduğu belli olmayan açılış seremonileriyle açık açık

AKP ye miting havasında yaptığı bu toplantılarda oy devşirmeye çalışan Recep

Tayyip Erdoğan, zıplamaya çalıştığı bu makam için bir nevi referandum yapmış

olacaktı. Cumhurbaşkanlığına gelirken aldığı yüzde 52 oy üzerinden test

edilecek bu seçimlerin sonucu, Başkanlık Sistemi nin de temel zeminini

oluşturacak, çıkarılacak milletvekili sayısıyla ya doğrudan bir Anayasa

değişikliği ya da referandum ile bu makama giden yolların taşları döşenmiş

olacaktı. Öyle olmadı Ve AKP girdiği tüm seçimlerde, oylarını yükselterek

iktidara tek başına gelirken, bu seçimlerde büyük bir yara aldı, darbe aldı.

Bir önceki seçimlerle neredeyse yüzde 10 luk bir kayıpla, üstelik hükümeti

kurabilecek milletvekili sayısından da yoksun bir şekilde meclise girebilmiş

oldu.

Başarısızlık, önce 400 verin de kime verirseniz verin

diyerek tarafsızlığını gölgeleyerek iktidar partisini arkalamaya çalışan,

milletin iradesine en tepeden temlik koyan, memlekette önüne geleni hizaya

sokmaya kalkışan, sanki cebinden veriyormuş gibi Verdiysem verdim, size ne

gibi sözlerle Kaf Dağı na oba kuran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ındır.

Ve ikinci, en önemli konu; yüzde 10 barajıyla kendilerini

ve iktidarlarını koruma altına aldıklarını zanneden iktidar, 12 Eylül ün bu

arkaik kalıntısının arkasına sığınarak ilelebet iktidar rüyaları kurmaya

çalışan hükümet üyeleri, özellikle Güneydoğu illerinde ummadıkları bir darbe

yemişler, şimdiye kadar HDP ile ortaklaşa götürdükleri milletvekillerinin

ellerinden kayıp gitmesini seyretmek zorunda kalmışlardır. Eğer, yüzde 10 luk

baraj, bu millet AKP iktidarına yüzde 49 luk bir oranda iktidar olma yetkisi

verdiği dönemde, kaldırılmış veya makul bir seviyeye indirilmiş olsaydı, belki

de başta bu bölgede olmak üzere yurdun birçok yerinde insanlar, iradelerini tam

anlamıyla tecelli ettirebilecekleri bir siyasi partiye yönelerek, HDP nin de bu

şekildeki yükselişine imkân vermemiş olacaklardı.

Ve üçüncü husus; koalisyon Günlerce, yandaş gazetelerde,

yandaş televizyonlarda Koalisyonların kötü olduğu, memleketi geriye götürdüğü

şeklinde yayınlarla beynimiz iğdiş edildi. Bu ülkenin siyasi tarihindeki

koalisyonlar, tu kaka ilan edildi Alın işte size koalisyon Tek başına iktidar

olabilecek potansiyeliniz var mı şimdi

Millet iradesi kutsaldır, milletin iradesine saygı

demeye devam edecekseniz, o zaman bu millet size önce, Biz Başkanlık

istemiyoruz Ve birbirinize el uzatarak bir iktidar zemini oluşturmanızı istiyoruz

mesajı verdi Buyurun buradan yakın!

Ve dördüncüsü Bu seçimler, AKP nin yol ayrımına

geldiğini, artık tükenişin başladığını, bir sonraki seçimlerde ise daha başka

alternatiflerin aranacağı gerçeğini göstermiştir. Seçimlerin gölgesinin

üzerimize düştüğü ilk günden bu yana, belki de milyar dolarlık seçim

kampanyaları yürüten, milletin kafasını ütüleyen, gece gündüz kliplerle,

reklamlarla bu millete, alternatifsiz olduğunu yutturmaya çalışanlar, ancak

bu kadar yol alabilmişlerdir.

Hatırlarsanız, parasal gücüyle Genç Parti ve Cem Uzan

bile yüzde 8 oy almıştı bu memlekette Bu kadar yaygaraya, tantanaya rağmen,

mevcut oylarını koruyamayan, milletvekili sayısını koruyamayan iktidarın

yapacağı muhasebeyi biz de merak ediyoruz.

Son olarak, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, incitici,

ayar verici, kırıcı, dökücü siyaset tarzı artık millet tarafından kabul

görmemektedir. Düşman algısı iflas etmiştir