NATO Türkiye içine iyice yerleşmiş bütün önemli alanları
denetimine almış durumda. Böyle bir durumda, Türkiye kendisini tamamen Abede
denetimine terk etmiş durumda. Adına NATO dendiğine bakılmasın, NATO abede
güdümünde bir kurum. Nasıl isterse öyle çekip çeviriyor ve yönlendiriyor.
Batılı ülkeleri de peşinden sürüklüyor. Irkçı emperyalizm dünyayı sarmal gibi
sarmış ve kuşatmış.
Bağımsız ve bağlantısız Türkiye -böyle mi söyleniyor,
dilimiz mi sürçtü, neyse-, kendi özgür iradesiyle NATO’dan Suriye sınırına
konuşlanmak üzere patroit istedi. Batı ülkeleri koşar adım bu isteğe zevkle
katıldılar ve katılıyorlar. Zamanlamasını da kendileri belirliyorlar. İnsanlar
ölmüş, kentler yerle bir olmuş onların umurunda mı ki
Beşar Esat artık iyice kapana sıkışmış durumda. Adım atacak
hâli yok. Dört bir yandan kuşatılmış, bütün yollar kapalı, kaçıp kurtulacağı
bir yeri de yok. Gerek İran’ın ve gerekse Rusya’nın direnişi boşuna. Artık
yolun sonuna gelindiği belli. Peki böyle olduğu hâlde neden patroitler sınıra
yerleştiriliyor, neden Esat’tan bu kadar korkuluyor Üzerinde durulması gereken
asıl soru bu.
İsrail, son Gazze saldırılarında da bir yere tosladı ve geri
adım atmak zorunda kaldı. Gazze’den fırlatılan toplar ya da füzelerin bir kısmı
İsrail’in onca güvenlikli bölgelerini aştı. Bu da Yahudileri tedirgin etti.
Daha önce Lübnan’da benzer durum yaşamıştı. Çok da rahat değiller. Bunun için
egemenlerle birlikte daha iyi tahkim ediliyorlar.
Bir diğer önemli sorun da, Beşar Esat’ın bir çılgınlık
yapıp, Türkiye’den çok, son hamlede can havliyle İsrail’e bir hamlede
bulunabilir mi Abede ve egemenleri düşündüren en önemli sorun budur. Doğrudur,
Esat, Türkiye ile gerilimli, kanlı bıçaklı. Esat asıl sorunun kim ve ne
olduğunu biliyor olmalı. Böylesi bir çılgınlık karşısında batılılar tedirgin
olmalıdırlar.
Geçen hafta Abede İsrail’e yüklü miktarda bomba ve etkili
silâhlar verdi. Bunun üzerinde durulmadı, durulmuyor nedense. Aynı Batı
dolayısıyla Abede Müslüman ülkelerin silâhlanmalarını engeller ve ambargo
uygularken, İsrail’e bizzat silâh veriyor.
Beşar Esat’in işi bitti ya da bitmek üzere.
Şu anda bölgenin en kritik ülkesi İran kalmış oluyor.
Türkiye Müslümanları veya bölgedeki diğer Müslümanlar Şia konusunda aleyhte
iyice gerdirilmiş durumdadırlar. Arapların selefi kanadı da iyice hınç içinde.
Dolayısıyla gerilim dorukta.
Abede, dolayısıyla NATO Türkiye üzerinden İran’a bir müdahalede
bulunursa, Türkiye kamu oyunda herhangi bir tepki verilmeyecek. Bütün koşullar
hazır durumda. Malatya Kürecik radar üssü, İzmir NATO üssü, İncirlik,
Türkiye’nin diğer bölgelerindeki üslerle bölgenin hemen her karesi denetim
altına alınabilecek bir durumda. Doğrudan müdahaleyi gerektirecek olan vurma
gücüne sahip patroitler de hazırda bekliyor.
Türkiye böyle bir durumda bu güçlere karşı direnebilecek mi
Sanmıyoruz. İstese de yapamaz. Elini kolunu bağlamış ve bağımlı.
Türkiye bu duruma düşmeli miydi Önemli sorunlardan biri
budur.
Türkiye’nin irade sorunu var. Güvensizlik de söz konusu.
Tabii Türkiye veya Orta Doğu insanları üzerinde medya aracılığıyla olan medya
baskısı zaman içinde etkisini gösteriyor.
Korku, bir insan için en önemli kişilik sorunlarından.
Türkiye, bölgenin ve Müslümanların öncülük görevini böyle
olumsuz bir hâl ile mi üstlenecekti
Bölge ülkeleriyle işbirliği yapması onu daha güçlü kılmaz
mıydı
Yakın zamanda Sayın Başbakan’ın D-8 girişimi bizi mutlu
etmiş, heyecanlandırmıştı. Ne yazık ki bunlar göstermelik davranışlar olmaktan
öteye gitmiyor.
İran Cumhurbaşkanı Sayın Ahmedinecad’ın Türkiye, Mevlana
programını iptal etmesinin bir anlamı yok mudur