Patagonyanın günlük yaşamından bir kesit!..
Hep merak etmişimdir; eski Bakanlar, eski milletvekilleri, emekli Komutanlar neden farklı holdinglerin yönetim kurullarında görev alırlar
Patagonyada acaba şöyle bir sistem mi var
Faraza bir isim bakan olduğunda A ya da B Holdingine büyük kıyaklar ve ayrıcalıklar tanır...
Söz konusu Holdingler trilyonlarca para kazanır, âbad olur...
Devran döner, o siyasiler bakanlıktan, milletvekilliğinden düşer ya da komutansa emekli olur...
Ve bu isimler bir zamanlar büyük ayrıcalık tanıdıkları o holding-şirketlerin yönetimlerine kapağı atarlar...
Yerleri zaten her dem hazırdır, onların...
Eski bakan, eski vekil, eski komutanlar altlarında makam aracı, emrinde sekreter, kredi kartında sınırsız harcama limiti...
Şu anda Patagonyada bir çırpıda sayabileceğim o kadar isim var ki
Haaa, şunu da söylemezsem dilim şişer; Askeri darbeler döneminde ya da olağanüstü zamanlarda görev yapan isimler her ne hikmetse daha bir el üzerinde tutuluyor
Çevrenize şöyle bir göz gezdirin; onlardan o kadar çok göreceksiniz ki!..
Patagonyada darbe dönemlerinde Holdinglere kıyak geçmek daha mı bir kolay acaba
Nereden bilebilirim ki
Patagonyaya gidip görmek lazım...
Patagonyadan notlarım sürecek...
Biliyorum yine kızacak, ama...
Ahmet Hakan, şu sorulardan nefret ettiğini açıkladı;
* Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız
* Bir gününüz nasıl geçiyor
* Aşk hakkında ne düşünüyorsunuz
* Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı
* Neden gazetecilik
* Size neden dönek deniyor
* Neden Nişantaşı
* Siz bir polemiksever misiniz
Ahmet Hakana sadece şunu söylemek isterim; Siz bir muhabir olsanız, karşınızda da Ahmet Hakan ayarında biri olsa bu soruları sorar mıydınız, sormaz mıydınız
Haa, bu arada...
Ahmet Hakan kardeşim bence bir soruyu da unutmuş!..
Biliyorum, kızacak ama o soru da benden:
Ne zaman Mahalleye dönüyorsun
O esasında bir espri!
Ankaradan İbrahim Arslan diyor ki; "Esselâmü Aleyküm ve Rahmetullah.
Adnan bey; çoğu zaman köşenizi merak ve beğeni ile sonuna kadar okuyorum.
Ancak köşenizin sonunda yayınladığınız notta geçen Demirbank iyi günler diler ifadesine bir anlam vermekte zorlanıyorum.
Yeni Anayasanın takipçisi olmak için neden bir bankanın dileğiyle iyi olabilecek günlere ihtiyaç duyuyorsunuz ..
Belki buna değindiğiniz bir yazınızı ben atlamış olabilirim.
Benim durumumda olan okuyucularınız için tekrar bir açıklama lutfeder misiniz
Allah kolaylıklar versin ve Allahtan hayırlı günler dilerim."
Bunu iyi niyetli ve yapıcı bir eleştiri olarak görüyorum.
Bu maile cevap vermeye hazırlanırken Genel Yayın Yönetmenim sevgili Mustafa Kurdaş elime bir not tutuşturuverdi..
Milli Gazeteyi hergün düzenli takip ettiğini ileri süren ama yazılarımı yeni farkeden başka bir okur da bu notta benzer görüşleri ama çok farklı ve agresif bir üslupla dile getiriyordu...
Daha önce de aynı içerikte mailler telefonlar geldiğini hatırlıyorum...
Bir kere, Demirbank iyi günler diler ibaresi tamamen bir espri...
Tamamıyla bir iğneleme, tamamıyla bir gönderme...
Çocukluğumda sabah erken radyoyu açtığımda programlardan önce ve sonra bu reklam yayınlanırdı...
Milli Gazetenin yıllardan beri sürdürdüğü ilkesel duruş gereği banka reklamı almadığını sağır sultan bile biliyor... Zaten günümüzde böyle bir banka da yok...
Olmayan bir bankanın reklamı nasıl yapılır, onu da anlayabilmiş değilim...
Benim burada ısrarla üzerinde durduğum konu şu: Ey iktidar! 2011 seçimlerine giderken vatandaştan yeni sivil anayasa yapacağız diyerek oy talep ettin. Sözünde dur, verdiğin bu sözün takipçisiyiz..
Bir kısım okurun eleştirdiği o cümleyi etmemim gerekçesini de söyliyim; "Bak, bu tarih olmuş, aradan bu kadar zaman geçmiş, sizde hâlâ bir tık bile yok! Uyan da balığa gidelim!"
Ama işte itiraf ediyorum...
Pes ettim...
Artık o ifadeyi kullanmayacağım... Yeni bir dünya kuruldu ve ben de o dünyada yerimi aldım...
Milli Gazete okurunun fendi karşısında yenilgiyi resmen ve peşinen kabulleniyorum...
NOT: Bugün 27 Mayıs 2012. Uyan da balığa gidelim... 2012 yılında yeni Anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012den 4 ay yirmiyedi gün daha eksildi. Yeni sivil anayasanın yazımına nihayet başlandı, ilk cümleler ortaya çıktı... Ama takipçisiyiz...