Ne acıklı bu durum değil mi? 80‘lerde Özal‘dan nemalanan gazetecilerin ortaya çıkışından beri medyanın bir kısmı pastadan pay kapma peşinde. Ne doymak bilmez bir iştah, ne büyük bir para hırsıymış meğerse... Dün, profesör unvanlı biri de kendi gazetesine ‘Paramı verin artık‘ diye serzenişte bulunuyordu... Onun adına ben utandım, yüzüm kızardı. Para işleri bu kadar alenen konuşulur mu, bu kadar mahrem bir şey ortalığa dökülür mü? Ama böyle yoldan çıkarıyor para insanı...
Başkaları farksız mı? Bakın TRT‘nin yeni açtığı haber kanalına... Her önüne gelen program yapmaya başladı. Televizyonculuk geçmişleri var mı, ekrana yakışıyorlar mı, izleniyorlar mı; bu kriterlere bakılmaksızın her önüne gelen TRT bütçesinden yani bizim cebimizden para saçılıyor... TRT‘de program yapmanın tek bir kriteri var: Yandaşsanız kapılar sonuna kadar açılıyor. Fasıl gecelerine giderek iş bağlayabilirsiniz mesela...
Bazıları paraya düşkünlükleri zaten bilinen, tescilli isimler... Bazıları ise büyük paralarla bu dönemde tanışmış, gözleri dönmüş, bu bol keseden dağıtılan paradan faydalanmak için her şeyi yapmaya hazır isimler... Yazık, yoldan çıkmışlar... Bu dalaşmaları okuyunca mesleğimiz adına utanmamak mümkün mü? Ben bu çürümüşlük karşısında geleceğimiz adına ayrıca kaygılanıyorum da.