Başbakan Erdoğan Cumhurbaşkanı adaylığının açıklandığı
toplantı ile başlayan her konuşmasında ısrarla hükümet icraatlarını yakından
takip edeceğini ısrarla vurguluyor. Cumhurun başı olacaksın yan gelip
yatacaksın, böyle şey olur mu Her saniyeyi başbakanımızla, bakanlarımızla
geçireceğiz diyerek gelecekteki tavrının nasıl olacağını dillendiriyor.
Elbette her yiğidin farklı bir yoğurt yiyişi vardır ama Başbakan ın bu
açıklamalarına uygun icraatı mevcut parlamenter sistem içinde kısa zamanda
birtakım çatışmaların gündeme geleceğinin sinyalini veriyor. Çünkü Başbakan adı
konmamış bir başkanlık sistemini tarif ediyor. Hâlbuki başkanlık sisteminde
sadece başkan vardır, onun yanında bir de başbakan bulunmaz. Yani, başkanlık
sistemi iki başlı değildir. Parlamenter sistem ise Başbakan ile
Cumhurbaşkanı na farklı konumlar vermiştir. Böyle olunca da siyasi sorumluluğu
üstlenmiş olan bir başbakan böylesine müdahaleci ve yönlendirici bir Cumhurbaşkanı
ile birlikte çalışmak durumunda kaldığında son sözü Cumhurbaşkanı söyleyecek
demektir. O zaman işin siyasi sorumluluğunun da Cumhurbaşkanında olması
gerekmez mi Sorumsuz bir Cumhurbaşkanı nın icraya her noktada müdahil olması
ister istemez sürtüşmeleri gündeme getirecektir. Hemen belirteyim ki, böyle bir
sürtüşmeyi temenni ediyor değilim. Çünkü sürtüşmeler ülke yönetiminde ciddi
sıkıntılara yol açar. Bundan da ülkemiz zarar görür.
Ülkemizin çevresi tam bir ateş çemberi durumundadır ve
birtakım küresel güçler bölgemize yönelik bir takım planlar hazırlamış ve
uygulamaya koymuşlardır. Bu plan bölgemizdeki bazı ülkelerin ufalanmasını 5
devletten 14 devletin çıkartılmasını öngörüyor. Bu hedef peşinde koşan küresel
güçler şimdilik ufalanacak ülkeler arasında ülkemizi zikretmiyorlar. Ancak
bunun zikredilmiyor olması bölgemize yönelik bir takım hedefleri olan güçlerin
hedefleri arasında ülkemizin olmadığını söylemek mümkün değil. Bu köşede
yüzlerce kez tekrarladığım Büyük İsrail ve Kürdistan projelerinin detayına
tekrar girecek değilim. Ancak, aktif olarak icranın başı gibi hareket edeceğini
açıklayan Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiği takdirde söz gelimi Kuzey Irak ta
hızlı bir şekilde bağımsız bir Kürt devletinin oluşması yönündeki gelişmeler
karşısında başbakan ile ters düştüğü takdirde kimin dediği olacak Siyasi
sorumluluğu üstlenmiş olan başbakanın mı yoksa sorumsuz cumhurbaşkanının mı
Meseleyi biraz daha netleştirirsek körfez krizinin hemen
ardından gündeme gelen Kuzey Irak ta yeni bir oluşuma karşı ülkemizdeki tüm
siyasiler bu bölgede yeni bir oluşuma ve dolayısıyla Irak ın parçalanmasına
karşı olduklarını açıkladılar. Hem de yüzlerce kez bu açıklamayı yaptılar.
Sonunda Irak ın işgalinin ardından Kuzey Irak ta bölgesel bir yönetim
oluşturuldu. Ne var ki, AK Parti iktidarı ve bu iktidarın başı Erdoğan bu
gelişme karşısında ciddi bir tepki ortaya koymadığı gibi Irak merkezi
yönetimini devre dışı bırakarak yeni yapı ile ticari anlaşmalar yapıldı.
Böylece yeni oluşum dolaylı olarak tanımış oldu. Şimdilerde Barzani bağımsızlık
ilanı için referandum hazırlığı içinde olduklarını sıkça tekrarlıyor ve bunun
alt yapısını hazırlamak üzere ABD ye giderek görüşmeler yapıyor. Sonuçta böyle
bir referandum gündeme geldiğinde ABD böyle istediği için sessiz mi kalınacak
Böyle bir noktada başbakan ile ters düşülürse ne olacak Kimin dediği
uygulanacak Şimdiye kadar olduğu gibi bir yandan Irak ın toprak bütünlüğünden
yana olunduğu açılamaları yapılırken, küresel güçleri kızdırmamak adına farklı
bir uygulamamı sergilenecek İcranın kararları Meclis denetimindedir. Dış
ilişkilerde önemli kararlar Meclis in onayına sunulur. Meclis in onayından
geçmiş bir karar Cumhurbaşkanının hoşuna gitmediği takdirde ne olacak İcra ile
birlikte Meclis te mi bir kenara itilecek
Mevcut anayasal düzene göre icra sadece her söyleneni
yapma makamı olamaz. Farklı bir sistem isteniyorsa öncelikli olarak anayasa
değiştirilerek başkanlık sisteminin anayasal zemini hazırlanmalıdır.