Parası ve aşkı olanlara

Abone Ol

Neden İmam-Hatip okullarının üzerine gidildiğini, gidenlerin

adlarının görüntüde Türk ve Müslüman adı olmasına rağmen üzerine onları düşman

gibi gösterenlerin kimler olabileceğini Avusturalya’ya gidince öğrendim.

Oralarda her sahada işadamı olan ve namaz vakitlerinde

camiye geldiklerinde öne geçip namaz kıldıran işadamı olduklarını gördüm.

İmam-Hatip okullarında aldıkları eğitimi de verdikleri çok

modern kolej açtıklarını ve orada dersler verdiklerini gördüm.

Okulda iken haylazlık yapanların daha fazla koştuklarını

gördüm.

Bu gördüklerimi anlattığım dostlardan biri de Güney Afrika’da

ticaret yapıyor.

O da sözü aldı ve ben de okulda iken haylazlardan idim. Okul

bittikten iki sene sonra İmam-Hatipli oldum ve şimdi hem işimi yapıyor hem de

oralarda İslami hizmetler yapanlara gücüm oranında destek vermeye gayret

ediyorum” diyor.

Bu konuşmaları dinleyen değerli dostlarımdan Mustafa bey de

“Hocam, İmam –hatipte disiplin kurulunda idim. Öğrencinin biri birilerinin

tahriki ile okulun huzurunu kaçırıyor, derslerin düzenini bozuyor,

teneffüslerde kavgalara sebep oluyordu.

Dayanılmaz hale gelince disiplin kurulu olarak toplandık ve

okuldan uzaklaştırılmasına karar verdik.

Yazıyı yazdık, imzaladık, müdürün imzasına gittik.

Müdür, imzalamayacağını, bu konuda hiç bir öğrenciye

uzaklaştırma cezası vermeyeceğine yemin ettiğini söyledi ve niçin yemin

ettiğini anlattı: “12 Eylül 1980 öncesi bir İmam-Hatip okulunda müdürken okulun

huzurunu bozan üç öğrenciyi okuldan uzaklaştırma cezası verdik.

Çocuklar okuldan uzaklaşınca meslek öğrenelim demişler esnaf

yanına çırak olarak girmişler.

Terörün arttığı her gece bir kaç kişinin öldürüldüğü

günlerden bir gün bizim okula da gece bomba atıldı.

Sabahleyin okulun önüne gelen vatandaşların en önünde o üç

delikanlıyı ellerinde demirden çubuklarla gördüm ve okula uzanan elleri

kıracaklarını söylüyorlar.

Atıldıkları okulu korumaya gelmişlerdi.

İşte o günden beri hiç bir öğrenciye uzaklaştırma cezası

vermedim. Bunlara da vermem” dedi.

Mustafa anlatıyor: “Hocam, hemen o yazdığımız uzaklaştırma

yazısını yırttım.

Sonra o çocuklarla görüştüm. Şimdi onlar ve onların çocuklarının

İslam’a hizmetlerini gördükçe disiplin kurulunda olan bizlerin ne kadar hatalı,

müdür beyin ne kadar isabetli davrandığını anladım” dedi.

1981 yılının Ocak ayının birinde geldiğim İstanbul şehrinde

çok çabuk bir şekilde yeni dostlar edindim ve onlarla belirli salonlarda

sohbetlere devam ettim.

Onlardan biri, bazı arkadaşlarıyla bir kolej açtılar.

Bir kaç sene sonra çeşitli vakıflar da kolej açtılar.

Bir gün bütün kolej açan vakıfların başkanlarını kolejde

yemeğe davet eden dostum, beni de orada kısa bir konuşmaya davet etti.

Yarım saatlik konuşmamda onlara ortak bir iş yapmalarını

teklif etmiştim.

Herkes kendi kolejini kendi prensipleri içinde yürütsün.

Siz, on iki vakıf olarak eşit hisselere sahip yeni bir kolej

açınız.

Buraya öğrenci alımında bütün İstanbul okullarında zeka

fazlalığından haylazlık yapan, huzuru bozan, öğretmen döven, müdürü tehdit

eden... ve bir çok suçlardan okuldan atılan çocukları bu okula kaydediniz.

Yine sahasında çok iyi olduğu halde kalıba sığmayan

öğretmenleri de buraya alınız ve örnek bir eğitim veriniz” dedim ama dediğimle

kaldı.

Allah’tan başka kimseye boyun eğmeyen Müslümanlara ihtiyaç

var.

Parası ve aşkı olan birinin kulağına küpe olsun.