Paranoya bulutları...

Abone Ol

Bu ülkede her zaman korkulara dayalı paranoyalar oluşturulmuş, ya irtica veya bölücü tehlikesinden söz edilmiştir. Komünizm ile Faşizm de bir zaman korku krallığını beslemiştir.

Korkulara dayalı iktidar sürdüren batıcı kesim, asker-sivil bürokrasiyi de kullanarak bu ülkede 100 yıla yakın bir zamandır hükümran olmuş, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasında geri planda kalır gibi görünseler de karaborsa ve ihtikâr yoluyla tatlı kârlarını sürdürmüşlerdir. Bugün milletin önü açılıyor, eli para görüyor diye rahatsız oluyorlar.

Bu alaturka komprador kılıklı türedi soysuzların millet düşmanlığı her fırsatta ortaya çıkar ve şeytan azapta gerek düşüncesiyle millete rahat yüzü göstermezler.

Savaş olmasa da kıtlık veya kuraklık söylentileriyle milletin lokmasını boğazında bırakırlar. Bunlar arasında monşer kılıklılar, batılı insaf sahiplerinden daha zalim, Nemrut ve Firavun dan daha insafsız...

Milletin kayıtsız şartsız egemenliğe sahip olması, bu tiplerden korkmaması sayesinde mümkündür. Yeni Anayasa da ancak bu millet ve memleket düşmanlarından korkmadan ancak gerçekleştirilebilir. O zaman iktidar olanlar aynı zamanda muktedir de olabilirler

Korkaklardan korkanlar

Kartel medyası diye bilinen yayın çevrelerinin oluşturduğu bir dizi paranoya ile 10 yıldır boğuşup duruyoruz. Sokağın başında uydurdukları yalana sokağın sonunda yeminle inanmayı iş edinen "Bâbıtelli Medyası" belediye seçimlerini Refahlı adaylar kazanırsa, bunların döneminde başı açık insanların sokakta gezemeyeceğini, dekolte giyinen kadınların yüzüne jilet veya asit atılacağını söyleyerek akıl almaz bir korku oluşturmaya çalıştılar.

Bunlar kısa sürede yalanlanınca başka senaryolar peşine düştüler. Refah-Yol hükümetini sürekli suçlayanlar, onun çökertilerek postmodern darbeye maruz kalmasına yardımcı oldular.

Laik çevrelerdeki korkuları körükleyerek toplumda paranoya oluşturmaya çalışanlar, bebeğine Mevlid okutan kadının çarşaflılar tarafından öldürüleceği korkusuyla dolaşmasına yol açabiliyorlar. Bazı çevrelerde az da olsa dindar Cumhurbaşkanı seçimine duyulan rahatsızlığı körükleyen, bunu asker-sivil bürokrasinin hazmetmediğini her fırsatta vurgulayan medya propagandası, yalnız laik çevrelerde değil, Müslüman çevrelerde de etkisini gösteriyor.

Bu propagandalara inanan beş vakit namazlı, dindarlığıyla tanınmış pek çok insan ve bazı basın mensupları, dindar Cumhurbaşkanı seçiminin toplumda büyük çatışmalara yol açacağını sandılar. Kendine ve milletine güvensizliğin belirtisi olan bu türden kaygıların daha çok İstanbul ve Ankara daki Müslüman çevrelerde görülmesi, Anadolu insanında ters tepti. Millet kendi değerlerine inanan ve o değerler çevresinde yaşadığını sandığı insanlara çok yakın davranıyor ve böyle insanları kendinden sanıyor. Medyanın sık sık oluşturduğu paranoyalara kapılanlar aslında bunu bilmez. Bilen de işine devam eder Aslında korkaklardan korkan yönetim anlayışı kimseyi mutlu edemez, ayakta da duramaz.

"Soğuk iç savaş"

Engin Ardıç isimli ağzı bozuk delikanlı tavırlı, laik ama dürüst biri olduğu anlaşılan yazarın yazdıklarını ilgi çekici bulmuşumdur. Yazdıklarına bakılırsa, AKP ye asıl muhalefet CHP den değil, Aydın Doğan Medyası ndan gelmektedir. Bunun için Aydın Doğan ın altı aydan beri ülkede "soğuk iç savaş" açtığını ifade ettikten sonra, bütün bunları menfaat için yaptırdığını ve umduğu rantı elde edebilmek için ülkeyi krizlere sokmayı göze aldığını söyleyerek insafa davet ediyor. Gerçekten de olgular üzerinde yapılmış doğru bir dizi tespit.

Tabii kendi menfaati için dünyayı gözü görmeyen ve bu yolda kızlarının her birini kuruluşlarının başına getirdikten sonra bir kızını da TÜSİAD ın başına getirten bir medya devinin insafa gelmesini beklemek biraz hayal

Bu gidişle Doğan Medya grubu bu soğuk iç savaşı ya biraz da sertleştirerek sürdürecek yahut da Başbakan a saldırıdan vazgeçerek ateşkes ilan edecek.

Esasen seçim öncesinde Petrol Ofisi nin satışı ile vergi borçlarından alacaklarına ait faizlerde indirime giderek, AKP hükümeti epey bir avans verdi, ama Hilton arazisine yapılacak binalarla ilgili olarak Aydın Doğan taleplerini yerine getirmemesi, şantajın daha da sertleşmesine yol açmıştır.

Evet, bu soğuk iç savaşın nasıl sonuçlanacağını, hükümetten sonra devlete karşı savaşa dönüşen ve TÜSİAD ı da ikiye-üçe bölecek olan bu çatışmanın nerelere kadar varacağını kimse bugünden kestiremez. Uzanlarla Dinç Bilgin den sonra Aydın Doğan ın da bertaraf edilmesi, AKP nin önlenemez yükselişini hızlandıracaktır.

Burada "AKP ve Tayyip ne yaparsa iyi yapar!" anlayışına yol açacak zıtlaşmadan da en çok bu ülke zarar görür. DP ve Menderes CHP ve basınla bu türden çatışmalarla hatalar yaptı.

Bu türden hatalardan kurtulabilmenin yolu, doğruyu söyleyecek dostlarla diyalogdur

Bizden hatırlatması