Paran kadar domates ye!

Abone Ol

Sokaktaki vatandaşın çarşı pazardaki “pahalılıktan” şikâyeti bir türlü son bulmuyor.

İktidar bu tür yakınmalardan hiç mi ama hiç hoşlanmıyor.

Sokaktaki vatandaşın “pahalılıktan” şikâyetini iktidarlarına karşı bir “başkaldırı” olarak algılıyorlar.

Hatta yaptıkları onca hizmetin yanı sıra sadece “pahalılık” konusunun gündeme getiriliyor olmasını “nankörlük” olarak görenler de yok değil.

Sokaktaki vatandaş bırakın “temel gıda maddelerinin” fiyatlarını “ domates fiyatının” bile alıp başını gitmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor.

İktidar hemen alınıyor.

“Pazarda beş liraya da domates var yirmi liraya da var” diyerek “akılları sıra” vatandaşa yol gösteriyorlar.

Yani sokaktaki vatandaşa demek istiyorlar ki “paran hangisine yetiyorsa” ondan ye!

Böyle bir yaklaşımın “paran kadar konuş” mantığından fazla bir farkı olduğu söylenebilir mi?

Evet, iktidar sokaktaki vatandaşın yakınmalarına ortak olup dertlerine çare bulmaya çalışacağına kendilerince onlara “akıl verip yol göstermeyi” tercih ediyor.

Bu tavır da sokaktaki vatandaş ile iktidarın arasının daha da açılmasından başka bir işe yaramıyor.

Aslında iktidar böyle “tepeden bakıcı tavırlar” yerine sokaktaki vatandaşın derdine ortak olsa çok şey kazanacak!

Ama onlar bu yolu gündemlerine hiç almıyorlar.

Hep “yaptıkları onca hizmetin” kıymetinin sokaktaki vatandaş tarafından takdir edilmemesinden yakınıyorlar.

Oysa bir yakınma ile karşılaştıklarında, “Domates niye yirmi liraya çıkıyor” sorusuna cevap arasalar.

Ve o “yirmi liralık fiyatı” makul ve mantıklı bir çizgiye çekmeye uğraşsalar sokaktaki vatandaş ile daha iyi anlaşacaklar!

İktidar sürekli yaptıkları hizmetlerinin kıymetinin takdir edilmemesinden yakınıyor ama bu sağlıklı bir yaklaşım olmuyor.

Yaptıkları hizmetleri sokaktaki vatandaş takdir etmese bunca yıldır o koltuklarda nasıl otururlardı?

Şimdi ortada bir şikâyet konusu varsa iktidara düşen o konuyu ortadan kaldıracak adımları bir an evvel atmak değil midir?