TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, piyasalardaki risk algısının tavana vurduğu şu günlerde bile liderlerin, iç siyasi hesapları nedeniyle çıkış için eşgüdümle hareket edemediğinin izlendiğini, işbirliği eksikliğinin en temel risk olarak ortada durduğunu belirterek, "Para ve maliye politikaları ile refah üretilemiyor, bu gerçeği çok iyi anlamamız gerekiyor" mesajını verdi.
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, piyasalardaki risk algısının tavana vurduğu şu günlerde bile liderlerin, iç siyasi hesapları nedeniyle çıkış için eşgüdümle hareket edemediğinin izlendiğini, işbirliği eksikliğinin en temel risk olarak ortada durduğunu belirterek, "Para ve maliye politikaları ile refah üretilemiyor, bu gerçeği çok iyi anlamamız gerekiyor" mesajını verdi.
TÜSİAD‘ın sürdürülebilirlik temalı "Vizyon 2050 Türkiye" raporu, Sabancı Center‘da düzenlenen bir konferansla açıklandı. Konferansın açılışında konuşan Boyner, TÜSİAD‘ın 40‘ıncı kuruluş yıldönümünü kutladığı 2011 yılında da, Türkiye ve dünya gündeminin ana temalarından bir olan "sürdürülebilir kalkınma" olgusunda odaklandığını, ayrıca önümüzdeki dönemin temel belirleyicisi ve öncelik alan olarak sürdürülebilir kalkınma konusunu seçtiklerini söyledi.
Türkiye‘nin sosyal ve ekonomik refahını arttırmak için yıllık yüzde 5 - 6 büyümesi gerektiğine işaret eden Boyner, bu bağlamda Türkiye‘nin, ekonomik ve sınai kalkınmasını sürdürme noktasında zorlu bir denklemle karşı karşıya olduğunu, bir yandan büyümek, öte yandan aynı anda kalkınmak için çözüm üretmek zorunda olduğuna dikkati çekerek, "Türkiye bu süreçte, enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye, sera gazı emisyonlarını azaltmaya ve eşzamanlı olarak ekonomik büyümeye odaklanmak zorundadır. Bu bağlamda, Türkiye bu sürece doğrudan katkıda bulunabilecek enerji verimliliği konusunda çeşitli ulusal ve uluslararası kurumlarca yüksek potansiyele sahip olarak tanımlanmaktadır" dedi.
Risk algısı tavana vurdu
ABD ve Euro piyasalarında yaşanan kriz ve dünyadaki durgunluk beklentisine de dikkati çeken Boyner, ekonomik öngörülerin çok kolay yapılamadığı bir dönemde, elde olan verilerle ve bilimsel temellerde dünyanın sürdürülebilir bir yer olması için uzun vadeli senaryolarla çalıştıklarını, uzun vadeli bakmak zorunda olduklarını söyledi. 2008 krizinde genel yaklaşımın ‘çok az ve çok geç‘ önlem almak şeklinde olduğunu savunan Boyner, şunları söyledi:
"Piyasalardaki risk algısının tavana vurduğu şu günlerde bile liderlerin, iç siyasi hesapları nedeniyle çıkış için eşgüdümle hareket edemediğini izliyoruz. Doğal kaynaklardaki yetersizlik, iklim değişikliği, bilgi asimetrisi ve demografik dalgalanmaların küresel çözümlerini konuşurken şahit olduğumuz küresel yönetişim ve işbirliği eksikliği en temel risk alanı olarak karşımızda durmakta.. Para ve maliye politikalarıyla refah üretilemiyor, bu gerçeği çok iyi anlamamız gerekiyor. Ancak bu politikalarda küresel uyumsuzluk artık çok ciddi refah kayıplarına neden oluyor. Burada en önemli sorumluluk, tarihi bir misyon üstlenecek olan vizyoner ve cesaretle siyasi riskleri göze alabilecek olan liderlerde."





