Bu hafta on üç yaşındaki yeğenim beni aradı ve "teyze, biliyor musun Kaddafi‘yi yerde sürükleyerek öldürdüler. Ben de onun kötü biri olduğuna inanıyorum ama işkence yapılması doğru mu? diye sordu. Yeğenimin bu sorusu üzerine düşündüm ve olayın birkaç boyutunu gördüm:
1- Para ve iktidar kimin elinde ise ona güç veriyor ve insanlar bu kimselerin etrafında pervane oluyorlar. Kişi güç kaynaklarını kaybettiğinde ise birkaç gün önce kendisini göklere çıkaran kimseler ellerinde kılıçlarla karşısında bitiveriyorlar. Çünkü bu insanların diktatöre bağlılığı sevgiden değil korkudan kaynaklanıyor. Korkuyla sindirilen insanlar küçük bir fırsatta ayaklanıyor ve diktatörü yerle bir ediyorlar.
2- Diktatör, güç kaynaklarını kaybetmediği sürece insanların nazarında kahraman ilan ediliyor. Mesela Kaddafi eğer birkaç yıl önce ölmüş olsaydı, halkının övgü ve tazimleriyle karşılaşacak, arkasından ağıtlar yakılacak ve övgü dolu konuşmalar yapılacaktı. Ama olmadı, onlarca insanı katleden adam kendisi de aynı şekilde katledildi.
3- Haksızlık yapan haksızlık bulur: Dünyanın neresinde olursa olsun, haksızlık yapan, göz yaşı akıtan, zalimce öldüren insanların sonu da aynı olmuştur. Çavuşesko da, Saddam da, Kaddafi de aynı sonucu yaşamıştır.
4- Bir diktatör de olsa, savunma hakkı olmalıdır ve insani çerçevede yargılanmalıdır. İşkence yapmak, dinimizde haramdır ve Efendimiz bu tür eylemleri yasaklamıştır.
Nevzat Tarhan Hocamız, bu konuyla ilgili yazısında şöyle bir olay aktarır:
"Kaddafi‘nin iktidarını kurarken kullandığı söylenen bir yöntemden söz edilir. Yardımcılarına ders vermek için bir gün kağıt torbaların içine fareleri doldurup yardımcılarına ayrı ayrı "Bu fareleri kaçırmadan belli bir mesafeye gidip gelmelerini" söylüyor. Kim denedi ise fareler torbayı kemirip çıkmayı başarıyorlar. Sonra kendisi "Ben size usulünü göstereyim" diyerek toplu olarak, aynı sayı ve büyüklükte kağıt torba ile yolda ilerliyorlar. Tek farkla. Kaddafi elindeki torbayı devamlı sallıyor, bu sebeple fareler sersemledikleri için torbayı kemirip kaçamıyorlar. Bunun üzerine Kaddafi kurmaylarına; "Halka işte böyle muamele yapacaksınız. Ki vatandaş kontrolünüzden çıkmasın" diyor.
Ancak ne olursa olsun bir zalimin de, yargılanma ve savunma hakkı vardır ve olmalıdır. İntikam duygusu esasen birikmiş bir öfkenin arkaplanıdır ama ne olursa olsun uzun vadede olumlu bir sonuç getirmemektedir. Hak aranmalı ve haksızlık yapan yargılanmalıdır ancak bu Allah‘ın emrine uygun bir uslupla olmalıdır.
Gerçekten parayı mı seviyorlar?
Milli Eğitim Bakanlığı‘nın yaptırdığı 25 bin öğrenci ve 13 bin öğretmenin katıldığı ankette hepimizi şaşırtacak sonuçlar ortaya çıktı. Anket, başarının kendisini mutlu ettiğini söyleyen öğrencileri yalanlıyor ve öğrencilerin parayı sevdiklerini ve parayla mutlu olabileceklerini ortaya koyuyor. Akşam gazetesinin haberine göre bakanlık değişen şartlara uygun bir eğitim felsefesi belirlemek için 21‘inci yüzyıl öğrenci profili raporu hazırladı. 21. yüzyılda küresel şartlarda arzulanan öğrenci özelliklerinin belirlenmesi için mevcut profil araştırıldı. Raporda, 26 ilden 25 bin lise öğrencisi, 11 bin öğretmen ve 2 bin yönetici katıldı. Ancak burada öğretmenlerin öğrencileri hakkındaki görüşleri liselilerin cevaplarıyla uyumlu değildi. Lise öğrencilerinin yüzde otuz sekizi, "seni hayatta en çok ne mutlu eder sorusuna "başarı" cevabını verirken, öğrencilerinizi en çok ne mutlu eder sorusuna öğretmenlerin yüzde elli üçü para, yüzde 41‘i öğrencinin başka öğrenciler tarafından beğenilmesi diye cevap verdi.
Ankette öğrencilerin sahip olduğu değerler konusu da irdelendi. ‘Hiç önemli değil, az önemli, önemli ve çok önemli‘ olmak üzere 4 seçenek sunuldu. Yüzde 86.5‘i namus için ‘çok önemli‘, yüzde 10.8‘i ‘önemli‘ dedi. ‘Önemsiz ve az önemli‘ diyenler yüzde 2.7. Kızların yüzde 89‘u, erkeklerin ise yüzde 83.7‘si ‘çok önemli‘ olduğu görüşünde. Ancak öğretmenlere göre öğrencilerin yüzde 11.7‘si namusun ‘çok önemli‘ olduğunu, yüzde 42.8‘i ise ‘önemli‘ olduğunu düşünüyor. ‘Dini değerlere bağlı olmanın‘ önemiyle ilgili soruya liselinin yüzde 65.3‘ü ‘çok önemli‘, yüzde 25.8‘i ‘önemli‘ dedi. Öğretmene göre ise yüzde 48‘i önemli ya da çok önemli olduğunu düşünüyor.
Yapılan anket çalışmasında, öğrencilere özgürlüğün önemiyle ilgili ne düşündükleri sorulmuş. Öğrencilerin yüzde yetmişbeşi önemli, yüzde yirmisi çok önemli diye cevap vermiş. Zengin olma, ahlaklı olma, iyi bir iş sahibi olma, dürüstlük gibi birçok değer öğrencilerin önemli gördüğü değerler arasında yer alıyor. Öğretmenler yine aksi görüşte. Yine öğrencilerin yüzde yetmiş dördü, itaatkarlığın önemli ya da çok önemli olduğunu düşünüyor.
Yapılan ankete göre, öğrencilerin öğretmenlerde en beğendiği özellik hoşgörü, en beğenilmeyen özellik ise anlayışsızlık. Öğretmenler yüzde 65 oranında eğitim sisteminin küreselleşen dünyaya ayak uyduramadığını, yüzde 73 oranında eğitim felsefesinin sorunlu olduğunu, yüzde 68 oranında eğitim sisteminin öğrenci sorunlarını çözmede yetersiz olduğunu düşünüyor. Büyük kısmına göre sorunlar sistematik. (Akşam)




