Para sahiplerine güç yetmiyor, dar gelirlinin payına sabır düşüyor

Abone Ol

Başlığa bakarak servet düşmanı olduğum anlaşılırsa

üzülürüm. Kimsenin parasında ve malında hayatımın hiçbir döneminde gözüm

olmadı. Özellikle alın teri dökerek birikim sahibi olanlara -alın teriyle ne

kadar zengin olunabilir o ayrı bir mesele- sadece saygı duyabilirim. Ama

küresel sermayenin içerideki uzantıları aracılığı ile tüm gelişmekte olan

ülkeleri sömürmesine, sadece sermaye sahiplerine çalışan ve hizmet eden ekonomik

sisteme de karşıyım. Bu bakımdan söz konusu düzen değişip adil ekonomik düzen

kurulmadan dar ve sabit gelirlilerin hak ettikleri gelire sahip olmaları mümkün

değil. Özellikle de ülkemizde uygulanmakta olan vahşi kapitalizm öncelikli

olarak yerli ve yabancı sermayeyi koruyor. Bunun en son örneği geçtiğimiz hafta

sonu gazetelere yansıyan bir haberle de görülüyordu. Habere geçmeden önce

ülkemizde uzun süre bankaların yaklaşık 60 kalem başlık altında müşterilerinden

para aldığı tartışma konusu oldu. Alınan paranın verilen kredilere tahakkuk

ettirilen faizin dışında olduğunu sanıyorum söylemeye gerek yok. Ev sahibinizin

bulunduğunuz yerin dışındaki hesabına para göndereceksiniz istenen havale

masrafı sizi şaşkına çeviriyordu. Söz gelimi 330 lira kira bedeli göndermek

istediğinizde 30 lira havale masrafı istenebiliyordu. Bu uygulama bugün de

değişmiş değil. Hesap işletim ücreti, dosya masrafı, kart aidatı gibi alınan

ücretler bir haksız kazanç olarak değerlendirildi ve buna bir çözüm bulunması

istendi. Bu tür itirazlar hükümet tarafından da haklı bulundu. Zaten meseleye

çözüm bulma durumunda olan vatandaş değil ülkeyi yönetenlerdi. Sonunda 60 kalem

civarındaki bankaların aldıkları ücret ve komisyon adı altında hizmet

gelirlerinin 20 ye indirildiği açıklandı. Açıklandı da şu ya da bu şekilde

banka ile işi olanlar bankaların para tuzağından kurtulabildi mi

Kurtulamadığını 15 Mayıs tarihli gazetelerde yer alan bazı haberlerin başlığını

aktararak göstermek istiyorum.

Bir gazetenin, 20 kaleme zam bankları uçurdu başlığı

altında verdiği haberde kısaca şöyle deniyordu:

BDDK, bankacılık hizmetlerinden alınan ücret ve

komisyonları 60 kalemden 20 ye indirmesine rağmen bankaların hizmet gelirleri,

elde kalan kalemlere zam yapmasıyla 3 ayda 3 kat arttı.

Söz konusu haber bir başka gazetede, BDDK nın

düzenlemesine rağmen, dosya masrafı geliri yüzde 200 yükseldi. Bir başka

gazete haberi ise, Bankaya 6,6 milyar liralık ücret ve komisyon ödedik. Bir

diğer gazete ise, Bankaların hizmet geliri üçe katlandı başlıkları altında

okuyucularına duyuruyordu. Başlıklara ve haberin detayına bakıldığında BDDK nın

aldığı karar halkı korumaya değil, bankaların gelirlerini artırmaya hizmet

etmiş. Ortada bir terslik var. Bu tersliğin sebebi ya bankalara BDDK güç

yetiremiyor, devlet nasıl bir adım atarsa atsın bankalara sözünü geçiremiyor ya

da bankalar çeşitli yollarla alınan kararı işlevsiz kıldıkları gibi kendi

lehlerine çeviriyorlar. Hangi ihtimal olursa olsun, asgari ücret artsın,

emeklilerin geliri çok düşük biraz olsun rahat nefes almaları için ücretler

artırılsın denildiğinde iktidar hemen, kaynağı nereden bulacağız diye soruyor.

Kaynağı dar ve sabit gelirliler bulmayacak, ülkeye ekonomik bakımdan çağ

atlattıklarını iddia edenler bulacak, bulmak durumundalar. Bulamıyorlarsa da yerlerini

bulabileceklere terk edeceklerdir. Sadece zengini daha zengin eden, insanımızın

cebindekini yerli ve kürsel sermaye sahiplerinin kasalarına aktaran bir

uygulama sürdürülemez.