Papa sorsa ne diyecektik?

Abone Ol

Almanya’da büyük şehirlerden birinde caminin birinin duvarlarına 25 peygamberin ismi yazılmış.

İyi bir hattata yazdırılmış, Kütahya’da çiniye işlenmiş ve caminin duvarları peygamberlerin isimleriyle süslenmiş.

Hani Türkiye’deki camilerimizde Allah, Muhammed, Ebubekir, Ömer, Osman, Ali isimlerinin olduğu gibi.

Bazı camilerimizde Hasan ve Hüseyin isimleri de vardır. (Allah, onlardan razı olsun.)

Bu camide Kur’an-ı Kerim’de ismi bildirilen peygamberlerin adı da vardır.

3 Ekim günü iki Almanya’nın birleştiği gündür.

Bizim işçilerimiz de o günü “Açık Cami Günü” ilan etmişler.

1997 yılından beri 3 Ekim günü camiler herkese açılır.

Aslında camilerimiz 365 gün açıktırlar.

Ama bu günde bir hafta süren etkinlikler devam eder.

Yüz binlerce Alman vatandaşı, okullar sınıfça ziyarete gelip bilgi alırlar.

Şehirlerden birinde belediye başkanı gelir.

Duvarlardaki renk, desen ve yazılar hakkında bilgi alırken Müslümanların Hazreti Musa ile Hazreti İsa’ya inandıklarına inanamaz.

Bizimkiler her ne kadar inandıklarını, camiye onun için isimlerini astıklarını söyleseler de inandıramazlar ve başkan, “Bunu araştıracağım” der.

Daha önce bu sütunlarda İstanbul’da Müslüman bir erkekle, Hıristiyan bir kızın bana geldiklerini, kızın nasıl Müslüman olduğunu anlatmıştım.

Kızı en fazla etkileyen, benim ona, “Hazreti İsa’ya olan imanından vazgeçmeyeceksin. İsa aleyhisselam, Allah’ın oğlu değil peygamberidir, Muhammed aleyhisselam da onun ardından gönderilen peygamberdir diyeceksin. İncil Allah kelamı idi tahrif edildiği için Kur’an-ı Kerim gönderilmiştir diyeceksin İncil’in aslına imana devam edeceksin” sözlerim onu çok etkilemişti.

Merhum mimar ve gönül adamı Ömer Kirazoğlu (1916-1989) ile beş gün ve gece Mina ve Arafat’ta birkaç arkadaşla beraber kaldık.

Mina’daki bir sohbette anlatmıştı, “12 Mart Muhtırası’nın ardından Türkiye’ye gelen NATO Genel Sekreteri, İstanbul’un tarihi yerlerini gezmek istemiş.

Birinci Ordu Komutanı beni aradı ve tarihi eserler hakkında ve hat eserlerini okumada bize yardımcı olursun diye beni evimden aldı ve birlikte gezdik.

Camilerden birinde celi sülüsle yazılmış bir hadisin anlamının, ‘Kendisi için severek istediğini kardeşi için de istemedikçe sizden hiçbiriniz gerçek mümin olamaz’ olduğunu söyledim. Manayı tekrarlamamı istedi, yeniden manayı tekrarladım.

Bunun üzerine NATO Genel Sekreteri, ‘Eğer bu söz Batı’dan birine ait olsaydı bütün dünyaya duyurulmuş olurdu’ dedi.”

Papa’yı gezdirirken, Yunanistan’daki Hıristiyanlarla Müslümanların farkını, İstanbul’daki kiliselerin açık olduğunu, Atina’daki camilerin kapalı olduğunu birileri basın önünde söyleyiverseydi aramızdaki farkı dünyaya duyurmuş olurduk diyecektim ki aklıma geldi, peki Papa, “Ayasofya dört yüz yıl cami olarak görev yaptıktan sonra neden siz camiyi kapattınız ” deyiverse ne diyecektik