Papa Hazretlerinin(!) özür dilememe borcu

Abone Ol

Papa Hazretlerinin(!) ülkemizi onurlandırmaları muhafazakâr bir iktidar döneminde yanılmıyorsam ikinci kez oluyor. Şu iktidar denilen yer büyülü. İnsanın aklını başından alıyor. İnsanlar bu makamlara erince geçmişlerini rahatlıkla yadsıyabiliyorlar. Yanılmadığımız bir durumdur bu. Muhalefette iken bin bir sayılır, edilir, yerden yere vurulur kimi durumlar ama o makama gelince her şey tersyüz olur. Dolduruşa gelen milyonlarca insan onlarla birlikte birden dut yemiş -daha doğru dut yutmamış boğazında kalmış- bülbül olur. Yığınların avutulması, yatıştırılması da kolay olur. Şu sıralar her şey sloganlar üzerine yürüyor ne yazık ki. Yüksek sesli çıkışlar düşünceye, düşünmeye, akletmeye, fehmetmeye yer bırakmıyor. Yukarıda buyrulan yüksek sesli çıkışın elbette bir hikmeti vardır. Bunun birçok bahanesi de olur. “Sizin bilmediğiniz şeyler vardır” denilince akan sular durur.

Papa Hazretleri, Sevgili Efendimize bir sürü hakaret buyurdular. Ardından ayaklarına kırmızı halılar serilerek davet buyruldular. Müslüman âleminde infial gibi bir durum oldu. Hepsi bu kadar. Papa Hazretleri masundur, asla yanlış yapmaz, günah işlemez, ancak günah çıkarır. Alt katmanları da öyle. Kilise ruhunun özelliği, günah işletir sonra da günah çıkarttırır, tertemizmiş gibi yeni günahlar işlemek üzere sokağa salınır.

Papa Hazretleri o zaman özür istekleri, höykürmeleri karşısında sadece “üzüntülerini belirtmişlerdi”. Neyin üzüntüsüydü o da anlaşılamamıştı.

Müslümanlar kara siyasanın döngüsüne kendilerini kaptırınca, geçmişlerini bir anda silebiliyor, unutabiliyor, bellek yitimine uğrayabiliyorlar. Yani geçmiş bir anda perdeleniyor. Papa Hazretleri, muhalefette iken Haçlı ruhunun özü olarak kabul edilir. Çünkü İslâm’a ve Müslümanlara karşı bütün tezgâhlar orada kurulur. Kurulur da bu sadece bir döneme mahsus olarak bilinir. Batı ruhuna yaslanılınca bütün geçmiş bir yana bırakılır. Diyaloglarla muhafazakârlaşılır. Dinler arası diyalog, medeniyetler arası diyaloglarda buluşulur. Buluşulur da Müslümanlar üzerindeki Haçlı ruhlu karabasan süregider. En dindar, en radikal, en uçlar bile bu büyülü ruh karşısında pusar. Ustamız Nuri Pakdil’in son dönemlerde yüksek sesle dile getirdiği anti çıkışlarını, devletluler karşısında bir de Anti Haçlı, Anti Papa, Anti Vatikan, Anti Haçlı ruhlu soy kırım diye haykırsa etkisi ne olur acaba Olur mu Kara kapitalizm, liberalizm, doyumsuz AVM’cilere, gökdelencilere kâr etti mi dersiniz Dudaklarındaki tebessüm bir kabulleniş mi yoksa “sizin bilmediğiniz şeyler var” uyutması mı Ne dersiniz Bunları duyanlar gerçekte ruhlarında bir kıpırdanış mı hissettiler Bu istihzai tebessüm siz işinize bakın, bağırın çağırın anlamına mı geliyor.

Papa Hazretleri, AK SARAY’ımızı ilk kez ziyaret buyuran manevi ekselanslarıdır. Müslümanların Peygamberinin üzerinde kendilerini gören zat-ı devletlularına ta’n etmek de neyin nesi oluyor

Bütün radikal unsurların, gazetelerin, sivil toplum örgütlerinin, her önüne gelene höyküren gazetecilerin Papa Hazretlerinin teşriflerinde el pençe duruşları da yadırganmaz. Çünkü bunda da bir hikmet vardır. Vardır çünkü değirmenin akan suyu diye bir deyim var. Değirmenin suyunun kesilmesi rızksız kalma endişesi de vardır…

Muhalefet cesaret ister. Özellikle medya üzerinde, anında kendini kapıda bulabilir kişi.

Papalar özür dilemez ancak üzüntülerini belirtirler.

Papalara höykürülmez öyle yapılırsa iktidarlara ve çıkarlara dokunulur.

Papalar Müslümanların soykırımına sadece tebessüm eder, Yezidiler ezildi mi anında Haçlı ruhu köpürtülür.

Papalar masundur, günahsızdır, dokunulmazdır.

Papaların önünde ancak el pençe durulur, kırımız halılar serilir ta uçakların kapısında en üst düzey karşılanır.

Sakın ses çıkarmayın ey Müslümanlar sizin bilmediğiniz şeyler ve hikmetler vardır bunda. Oturun oturduğunuz yere!..