Panik atak öldürmeyen ama süründüren rahatsızlıktır
dersem yalan olmaz. Yaşayan bilir. Kişide dehşet duyguları oluşturur. Deprem,
sel gibi doğal afetler olduğu anda yaşadığız korkuyu düşünün! Tam olarak öyle
bir dehşet halinin sizi gün içinde birkaç kez yakaladığını zihninizde
canlandırın. Yürek mi dayanır
Panik atak, adı üzerine dehşet duygularını harekete
geçirdiği için, terapi desteği verirken kişiye sakinlik modeli uyguluyorum.
Yani kalp krizi geçirip ölmeyeceğini, çıldırmayacağını, kontrolünü kaybetmeyeceğini
anlamasını sağlıyorum danışanımın.
Panik atak hastalarını doktor arkadaşımla birlikte takip
ediyorum. Doktor arkadaşım muayenesini yapıyor, kişinin şikayet durumuna göre
ilaç veriyor veya ilaç hiç vermeden benim uygulayacağım terapi desteği ile bu
durumdan kurtulacaklarını söylüyor. Böylece kişinin yaşam kalitesini yükselten,
hayata bakış açısını değiştiren keyifli bir çalışma ile üstesinden geliyoruz.
Panik atak, bilinçdışı açısından bakıldığında
"Yalnızlık" ve "Gelecekte ne olacak benim halim" duygularının
tetiklediği bir rahatsızlıktır. Kişi farkında değildir; ama yaşam kalitesi çok
düşmüştür. Hayatı hep başkaları için yaşamaya başlamıştır. Diğerleri için
yaşanan hayat, bir süre sonra kişiye eziyet gibi gelmeye başlar ve yaşam
anlamını yitirir. Anlam yitirilince ölüm duyguları gelişir. Bilinçdışında
gelişen ölüm duyguları kişide ümitsizlik ve nesnel ölüm kaygısı oluşturur.
Günün birinde ilk atak gelir. Kişi inanılmaz bir dehşet
yaşar. Sonrasında bu dehşet duygusunun tekrar gelmesinden korkmaya başlar.
Çoğu panik atak hastasında ilk nöbetin ardından
"Beklenti kaygısı" gelişir. Yani yeni bir atak gelmeyecekse bile,
kişi "Ya yine olursa, ya yine gelirse" diye kaygılanmaktan, benzer
bir atağa tekrar davetiye çıkarır. Üstelik davetiye çıkardığının farkında bile
değildir.
Beklenen her atak, farkında olmadan bilinçdışına verilen
davetiye vazifesi görür. Anlayacağınız korktukça siz, atak getirirsiniz.
"Gelirse gelsin, geleceği varsa gideceği de var." duygusunu
geliştirirseniz atak gelmez.
İlaç kullanmadan atlatılabilir
Psikolojik açıdan yardım almanızı gerektiren, insanı
öldürmeyen ama yaşam kalitesini inanılmaz düşüren bu rahatsızlıktan kurtulmak
için uzun süre ilaç tedavisi görmek zorunda kalan insanlar var. Günümüzde
ilaç+psikoterapi desteğiyle yatıştırılan, hatta çok iyi bir terapi süreci
yaşıyorsanız, hiç ilaç kullanmanıza gerek kalmadan atlatabileceğiniz bir
süreçtir panik atak.
Bugün özellikle evde, iş yerinde veya herhangi bir
ortamdayken aniden atakla karşılaşırsanız, kendinizi nasıl rahatlatabileceğiniz
konusunda bilgi vereyim istedim.
Panik atağı sırasında en yoğun yaşanan duygu nefes
darlığı ve boğulacakmış gibi olma hissidir. Boğulacakmış gibi olan kişiler,
aşırı soluk alıp vermeye başlarlar. Bu durum, panik atağın bireyler tarafından
daha yoğun düzeyde yaşanmasına yol açar. Oysa soluk alıp verme, yani solunum
sistemi, istemli olarak kontrol edilebilecek bir işlevdir ve bunun
yapılabilmesi halinde panik atağını kontrol altına almak mümkündür.
Peki aşırı soluk alıp vermeyi nasıl kontrol altına
alacaksınız ..
Gün içinde farklı zamanlarda, her insan dakikada ortalama
10-12 kez soluk alıp vermektedir. Eğer kişi, bundan daha fazla sayıda nefes
alıp veriyorsa, bu sayı mutlaka azaltılmalıdır. Demek oluyor ki, panik atağın
ilk belirtilerini fark ettiğinizde nefes alıp vermemizi yavaşlatırsanız, ciddi
bir ataktan uzaklaşmayı da başarmış olursunuz.
Kişi ilk nöbetinin ardından farkında olmadan
"olumsuz otomatik düşünceler" geliştirir. Olumsuz otomatik düşünce
nedir biliyor musunuz Hemen anlatayım. Aklınıza olumsuz bir düşünce gelince,
onunla bağlantılı bir sürü olumsuz fikir geliştirmektir.
Örneğin (İlk düşünce bu olsun): Eyvah, ya yine panik atak
gelirse
Ardından gelenler: Panik ataktan dengemi kaybedersem.
Ölürsem. Ben ölünce çocuklar ne olacak Eşim yeni biriyle evlenirse Ölünce
cehenneme gidersem Çıldırırsam Bayılırsam Çıldırınca herkese rezil olursam
Nefes alamazsam Nefes alamayınca organlarım zarar görürse Organlarım zarar
görünce yatalak olursam Yatınca bana kim bakacak Hasta bir kadını kocam ne
yapsın, ya beni boşarsa Ailemin başına bela olur muyum Vb gibi.
Bu ve benzeri düşünceler, yeni ataklar için iyi birer
altyapıdır. Panik atak yaşayanlar, genellikle hayata siyah/beyaz şeklinde iki
uçlu bakan mükemmeliyetçi kimselerdir. Gri renkleri görmek, hayata iki uçtan
değil çoklu seçenekten bakabilmek atakların gelmesine engel olacaktır.
Demek ki panik atak yaşıyorsanız ilk yapacağınız
davranış, aklınıza olumlu düşünceler getirmeye çalışmak olmalı.
Panik ataktan kimsenin çıldırdığına, kontrolünü
kaybettiğine ve öldüğüne şahit olmadım, rahat olun.
Nefes egzersizi
İsterseniz son olarak doğru nefes alabilmeniz için yöntem
yazayım;
1. Öncelikle rahatlıkla oturup uzanabileceğiniz bir
duruma geçin.
2. Burnunuzdan derin bir nefes alıp, onu içinizde 10 a
kadar sayarak tutun.
3. 10 a geldiğiniz zaman nefesi ağzınızdan verip,
kendinize rahatla, gevşe, kendini iyi hisset şeklinde komutlar verin.
4. Bu periyodun ardından 3 saniyede nefes alıp, ardından 3
saniyede nefes verin. Ve nefes alıp vermeyi bu tempoyla sürdürün. Böylece her 1
dakikada ortalama 10 kez nefes alıp vermiş olacaksınız. Normal şartlarda alıp
vermeniz gereken sayı zaten buydu. Atak sırasında nefes alışverişiniz arttığı
için de kalbiniz hızlı hızlı atıyordu. Sayıyı doğal olana indirdiğinizde, atağı
durdurmak için ciddi bir iş yapmış olacaksınız. Bu arada her alışınızda iyi ve
güzel olan her şeyi içinize çektiğinizi , her nefes verişinizde de sıkıntı ve
zorlukları dışarı attığınızı düşünmeyi ihmal etmeyin.
5. Her 1 dakika sonunda, 10 saniye boyunca nefesinizi
tutup, ağzınızdan geri verin. Daha sonra 3 saniyelik döngülere devam edin.
6. Panik atağınız hafifleyinceye ya da ortadan kalkıncaya
kadar bu alıştırmaya devam edin.
Ortalama 4-5 dakika sürecek bu minik Nefes yavaşlatma
tekniği ile panik atağını kendinizden uzaklaştırma şansınız olacak.
Eninde sonunda yapmanız gereken şey, atak gelmeye
başladığında, artan kalp ritminizi normale çevirmekten geçiyor. Ritmi normale
çevirip, delirmeyeceğinizi, çıldırmayacağınızı, aklınızı kaybetmeyeceğinizi,
kontrolün elinizden çıkmayacağını, bunun kısa sürecek bir korku nöbeti
olduğunu, birkaç dakika sonra tamamen ortadan kalkacağını düşünmeyi ihmal
etmeyin.
Bireysel destek çalışmalarında danışanlarımıza
öğrettiğimiz bu tekniği sizlerle de paylaşmış oldum.
İlaç+psikoterapi dışında "hipnoz" yöntemiyle
yardım almanız da mümkün.
Ortalama 8-10 seans süren hipnoz çalışmalarıyla nefes
alışverişinizin kontrolünü ele geçirmenize, bilinçdışı korkularınızda kurtularak
ataklardan uzak durmaya çalışmanıza yardımcı oluyoruz. Çok da işe yarıyor
doğrusu.
Zararın neresinden dönülse kardır misali, atağın
neresinden uzaklaşılırsa keyiftir diyelim...
Sevgiyle kalın...